Joseph Frank'in "Lectures on Dostoevsky" diye bir kitabı olduğunu keşfedince epey heyecanlandım.Kitabı hemen okuyayım dedim ama çevirme fikri galip geldi. Vakıfbank Kültür Yayınları, sağ olsun, bu fikrimle ilgilenince aşağıdaki çeviri çıktı ortaya. Artık gerisi okurun takdiri. 😊
Nijerya’dan gelen stajyer doktora öğrencimizin Üniversitemiz ve Bölümümüzle ilgili içten değerlendirmeleri hepimizi duygulandırdı.
Sakarya Sosyoloji, uluslararası akademik etkileşim ve Afrika açılımı konusunda öncü rolünü güçlendirerek sürdürüyor
@mkemalsan
Bölümümüzden Q1 yayın!
Bölüm Başkanımız Mustafa Kemal Şan ve doktora öğrencileri Hassan Abdallah Mohammed Ali ile Salich Tzampaz imzasını taşıyan makale, alanının önde gelen otorite dergilerinden Nations and Nationalism’de (Q1, IF: 2) yayımlandı.
@mkemalsan@ErknAtak
Nietzsche'nin, İngilizcesiyle "The Will to Power"ını "Güç İstenci" diye çevirmişiz. William James'in "The Will to Believe" mefhumu ise "İnanma İradesi" diye dilimize aktarılmış. Fikrî bütünlüğü böyle böyle kaçırıyoruz.
"... sosyolojinin gelişmesi ... ile romanın yayılışı arasında sayısız ... bağlar var. Hepsinin de ispat ettiği hakikat şu: Kişi, üyesi olduğu toplumdan ayrılmıştır; onu başka bir varlık olarak görmeye başlamış, ona karşı bir tavır takınmanın mümkün olduğuna inanmıştır."
C. Meriç
Refi' Cevad Ulunay, son dönem İstanbul kabadayılarını anlattığı "Sayılı Fırtınalar"da zenci kelimesini muhtelif yerlerde kullanmış, örneğin. Bu kullanımların hiçbirinde bir aşağılama yok.Hepsi tasvir amaçlı.Bizde "zenci", aşağılayıcı bir kelime değil, "n.gro"nun mukabili değildir
Kapı deliğinden görebildiğim Afrika'da okyanus/sahil kenarlarına in��aat yaptırmıyorlar. Otel şu, bu yok. Sahil hiç kimsenin. Hiç kimsenin, yani herkesin.
Bir kısmı doğrudan Iran'la iltisaklı; bir kısmı bazı parti,cemaat veya yayinevi kliklerinden bir kısmı da saf iyi niyetlilerden oluşan Türkiye'deki İrancı tayfa bu savaş durumunu istismar ederek işi iyice azıttı.
"İran vursun sevinelim, destekleyelim" ile tatmin olmuyorlar ⤵��
Dün aynı sofradaydık…
Bugün Sosyoloji Bölümümüzün kıymetli hocası Mehmet Tayfun Amman’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine ve tüm akademi camiasına başsağlığı diliyoruz. @mkemalsan
Hayatımda Suriye halkı kadar haksızlığa maruz kalan başka bir halk görmedim.
Filistin ve Suriye arasında hiçbir fark olmamasına rağmen, Filistin direnişi rahatça konuşulurken (hatta üzerinden büyük bir endüstri bile oluşmuşken), Suriye halkının yaşadığı büyük zulüm görmezden gelindi ve dahası üzerlerine türlü iftiralar atıldı.
Şimdi ise Filistin halkının katilleri lanetlenmeye devam edilirken, Suriye halkının (en az İsrail-Abd kadar Müslüman öldürmüş)katillerine ise methiyeler düzülüyor.
Mustafa B. Bozkurt (@mustafabbozkurt ) ilk sayımıza “Kemal Tahir’in Kabadayıları” Kemal Tahir Romanlarında Yer Alan Gerçek Kabadayı ve Külhanbeyleri başlıklı makalesi ile katkı sunmaktadır.
Yazar, Kemal Tahir romanlarında yer alan gerçek kabadayı ve külhanbeyleri üzerine hazırladığı çalışmada, kurduğu “kabadayılar evreni”ni tarihsel arka planı ve dönemin gayrimeşru dünyasıyla ilişkisi üzerinden incelemektedir.
📚 Makalede özellikle Kurt Kanunu, Esir Şehrin İnsanları ve Esir Şehrin Mahpusu romanları merkeze alınarak; Arap Abdullah ve Onikiler Çetesi, Sarafim ve Hrisantos çeteleri, Fantoma Mehmet, Laz Ali, Kör Emin, Haddaneli Arap Hulusi ve Sarraf Niyazi gibi figürlerin tarihsel karşılıkları arşiv belgeleri ve dönemin matbuatı üzerinden araştırılıyor.
Tam metin:
https://t.co/MwJucSNB0z
#KemalTahir #KurtKanunu #KemalTahirÇalışmaları
Kanaatimce kötü çeviri: "... Balzac 19. yüzyıl toplumunu çözülmeye doğru gidiyor gibi görüyordu." kanaatimce kötü çeviri.
Alternatif:
"...Balzac'ın nazarında 19. yüzyıl toplumu adeta çözülmeye doğru gidiyordu."
Yazar çalışmaları alanında dergimize katkı sunan bir diğer çalışma Ayhan Koçkaya'nın (@AKockaya) kaleme aldığı
"Rosamund Bartlett’in Tolstoy ve Chekhov Biyografilerini Isaiah Berlin ile Birlikte Okumak: Bir “Kirpi” Olarak Tolstoy ve Bir “Tilki” Olarak Çehov" başlıklı makalesidir.
Rosamund Bartlett’in Tolstoy ve Çehov biyografilerini Isaiah Berlin’in “Kirpi ile Tilki” ayrımı çerçevesinde ele alan bu makale, biyografinin yalnızca bir yaşam anlatısı olmadığını; yazarın tarihsel bağlamı, entelektüel çevresi ve eserleriyle kurduğu ilişkinin de analizi olduğunu göstermektedir.
Tam metin:
https://t.co/Vzotsc25Rk
Öğrenciler antoloji niteliğindeki şu tarz bir lise ders kitabını kamilen ve ikrah ettirilmeden okuyup tartışmış olarak üniversiteye gelse Türk Modernleşmesi, Osmanlı-Cumhuriyet sürekliliği, akademik yazım, edebiyat sosyolojisi gibi konuları konuşurken işimiz bayağı kolaylaşırdı.
Alman kültür havzasında yazar odaklı düzenli yayınlar nasıl bir tarihsel seyir izliyor?
İlk sayımıza katkı sunan M. Fazıl Baş'ın @fazilbas makalesi, Alman Millî Kütüphanesi verilerine dayanan bibliyometrik analizle dergi, yıllık ve kitap serilerini mercek altına alıyor.
Bulgular, yazar derneklerinin belirleyici rolünü, yıllıkların merkezî konumunu ve 1990’lardan sonra artan yoğunlaşmayı ortaya koyarken, 2000’lerle birlikte yayınevlerinin hazırladığı kitap serilerinin yükselişine işaret ediyor.
Tam metin:
https://t.co/kob5x3sKOy
Kemal Tahir, yalnızca eserleriyle değil; gazetecilikten senaryoya, Marksizm’le ilişkilerinden 1960’ların düşünce iklimine uzanan çok yönlü üretimiyle Türk edebiyatının en zengin külliyatlarından birini bıraktı.
Kemal Tahir Çalışmaları dergisi, söz konusu külliyatın gerek tarihsel gerekse güncel bağlamlarda farklı disiplinlerce incelenmesi ve müstakil bir çalışma alanının geliştirilmesi yönünde akademik bir mecra olmayı hedeflemektedir:
"Editörden:
Kemal Tahir Türk edebiyatının en üretken yazarlarının başında gelmektedir. 1920’ler ve 1930’lar Türkiye’sine doğrudan tanıklıkları bulunan Kemal Tahir, gazetecilik deneyimiyle birlikte genç yaşta edebiyat iklimine hızlıca dahil olmuştur. Tefrikaları, uyarlamaları, çevirileri, sinema / senaryo çalışmaları olan Kemal Tahir, Türk edebiyatında kalıcı olacak, klasikleşecek birçok roman kaleme almıştır. Romanlarının yanı sıra mektupları, yazışmaları, siyasetle-Marksizmle ilişkisi, 1960’ların edebiyat ve düşünce ikliminde merkeze oturması ve buna bağlı olarak bir dizi tartışmanın başlatıcısı, parçası ve sürdürücüsü olması Kemal Tahir külliyatını olağanüstü zenginleştirmiştir.
“Kemal Tahir çalışmaları”, bir çalışma alanı olarak yazarın sağlığından başlayarak günümüze kadar gelen uzun bir tarihe sahiptir. Kendilik ve yazarlık bilinci yüksek olan Kemal Tahir, daha sağlığında çalıştığı ve çalışacağı romanların konularını, dönemlerini notlaştırmış; çalışma notlarını düzenleme girişimlerinde bulunmuştur. Bu erken çabalar “Kemal Tahir Çalışmaları”nın ilk başlangıç noktaları olarak görülebilir. Vefatını müteakip bu çalışmalar eşi Sıdıka (Semiha) Hanım, Sabire Dosdoğru, Melda Kalyoncu, Cengiz Yazoğlu ve Baykan Sezer gibi yakın çevresinde yer alan isimler tarafından sürdürülmüş; “Notlar”ın yayıma hazırlanması ve anma toplantıları bu yöndeki çabaların ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Türkiye’de doğrudan bir yazarın çalışmalarını konu edinme, bir araştırma alanına ve disipline dönüşme, bağımsız bir yayın mecrası hâline gelme girişimleri oldukça sınırlıdır. Rahmetli Diyarbekirli Şevket Beysanoğlu’nun ömrünü hasrettiği Ziya Gökalp çalışmaları ve uzun süre bütünüyle kişisel imkânlarla çıkardığı Ziya Gökalp Dergisi; birkaç sayı ile sınırlı kalmış Yahya Kemal Enstitüsü’nce yayımlanan Yahya Kemal Mecmuası bu vadide ortaya çıkan sınırlı girişimler olarak zikredilebilir. Kemal Tahir’in vefatının üzerinden yarım asra yakın bir zaman geçti. Bu süre zarfında Türkiye köklü dönüşümler yaşadı; toplumsal yapı, siyaset ve düşünce iklimi önemli ölçüde değişti. Kemal Tahir’in eserlerinin ve düşüncelerinin bu yeni bağlamda yeniden okunması, tartışılması ve değerlendirilmesi hem yazarı anlamak hem de günümüz Türkiye’sini kavramak açısından elzem hâle gelmiştir. Üstelik son yıllarda arşiv çalışmalarının derinleşmesi, yeni belgelerin gün yüzüne çıkması ve genç kuşak araştırmacıların alana ilgisi, sistematik bir yayın organının gerekliliğini her zamankinden daha belirgin kılmaktadır.
Kemal Tahir Çalışmaları, Kemal Tahir’in eserleri ve düşünceleri etrafında derinleşmeyi amaçlayan araştırmacılara bir yayın mecrası açmak; bu alandaki çalışmaları teşvik etmek, derinleştirmek ve bir araştırma disiplinine dönüşmesine katkıda bulunmak amacıyla tasarlandı. Gerçekleştirilecek araştırmalarla Kemal Tahir’in eserlerinin günümüz Türkiye’si ve meseleleri etrafında yeni okumalara imkân vermesi, Türkiye’de yazar çalışmalarının gelişiminde rol üstlenmesi derginin temel kaygısını oluşturmaktadır.
Dergi, yılda iki sayı olarak yayımlanacak ve çift-kör hakem değerlendirmesine tabi hakemli bir akademik dergi formatında çıkacaktır. Türkçe ve İngilizce makalelere açık olan dergi, esas itibarıyla Kemal Tahir çalışmalarına odaklanmakla birlikte, iki ayrı alanda yazar çalışmalarına da sayfalarında yer verecektir: Bir yanda Türkiye’de yazar çalışmaları bağlamında farklı yazarlara odaklanan araştırmalar, diğer yanda Türkiye dışı tecrübelerde yazar çalışmalarına ilişkin makaleler. Bu yaklaşımla hem farklı deneyimlerden yararlanmayı hem de bir çalışma alanı olarak yazar çalışmalarının Türkiye›deki gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.
Derginin ilk sayısında Türkiye dışı tecrübelerde yazar çalışmalarına ilişkin üç yazı yer alıyor. İlk iki yazı, yazar çalışmalarının uzun bir tarihe yayıldığı ve kurumlaştığı iki ülke olan Almanya ve Fransa tecrübelerine odaklanıyor. Bu kategorideki üçüncü yazımız ise yazar çalışmalarında biyografi araştırmalarının önemini ele alarak R. Bartlett’in Tolstoy ve Çehov biyografilerini yöntem odaklı bir okumayla inceliyor. Sonraki sayılarımızda farklı ülkelerdeki yazar çalışmaları tecrübelerine yer vermeyi sürdürmeyi hedefliyoruz.
Bu sayıda doğrudan Kemal Tahir’in eserlerine odaklanan dört yazı yer alıyor. İlki Kemal Tahir’in kabadayılar evrenini, ikincisi Esir Şehrin İnsanları’nın Kamil Bey karakterini ele alıyor. Bir diğer yazımız Kemal Tahir’in erken öykücülüğünde bir sıçramayı temsil eden Arabacı öyküsüne odaklanıyor.
Bu sayıda ayrıca Kurtuluş Kayalı ile gerçekleştirilen kapsamlı bir röportaja ve Kayalı’nın Kemal Tahir çalışmalarındaki yerine odaklanan bir yazıya yer veriyoruz.
Türk siyaseti, sosyolojisi, düşüncesi, sinema ve edebiyatı alanlarındaki özgün çalışmalarıyla öne çıkan Kayalı, 1970’lerin ikinci yarısından bu yana Kemal Tahir üzerine aralıksız yazan, düşünen ve söz söyleyen bir isimdir.
Derginin bir düşünce aşamasından bugünkü hâline gelmesinde pek çok kişinin katkısı oldu. Kurtuluş Kayalı Hoca’ya her aşamada zihnini ve gönlünü açtığı için; farklı tecrübelere dikkat çeken Mustafa Küpüşoğlu’na; teknik süreçten olası risklere kadar birçok konuda yol gösteren Murat Yalçın ve İshak Reyna’ya; teşvik ve ilgisini hiç esirgemeyen Furkan Çalışkan’a hassaten teşekkür ederim. Dergi yayın kurulunda yer alan arkadaşlarımıza, yazarlarımıza ve hakemlik sürecinde özveriyle destek olan meslektaşlarımıza ve hocalarımıza ayrıca şükranlarımı sunarım. Kemal Tahir Çalışmaları’nın, Türkiye’de yazar çalışmalarının gelişimine ve kurumlaşmasına katkı sağlaması dileğiyle...
İyi okumalar."
İsmail COŞKUN
Tam metin:
🔗https://t.co/OCToTgKaVR