Sayın @elifesendeva 1969 doğumlusun ve eğer aşılandıysan sadece 4 doz aşın mevcut.
Çünkü 1981 yılına kadar sadece 4 aşı yapılmaktaydı.
Bugün ise bambaşka bir takvimi “tek doğru” ilan edip herkese zorunlu diyorsun.
Dün eksik sayılmayan şey bugün nasıl eksik oldu?
Dün sağlıklı olan nesil bugün nasıl riskli ilan edildi?
Mesele bilimse, bilim tartışmaya açıktır.
Halk sağlığı diyerek zorunluluk savunuyorsan, önce kendi kuşağının takvimiyle bugünkü takvimin farkını izah etmelisin.
Dün yeterli sayılan dozlar bugün neden yetersiz?
Bu soru cevaplanmadan yapılan her “zorunluluk” çağrısı, sağlık argümanı değil, siyasi bir tercihtir.
Bugün 50 doz aşının zorunlu olmasını savunup bunu halk sağlığı için nitelendiriyorsan;
"46 doz aşın eksik sayın vekil!!!"
Ve seni, senin sözlerinle değerlendirirsek halk sağlığı için sende zarar arzediyorsun!
Projene pilot görevini üstlenerek derhal bedeninde eksik olan 46 doz aşıyı kamu önünde vurulmanı talep ediyoruz. Elif gibi dimdik durarak hemde 🤝
Madem ki halk sağlığı diyorsun, o zaman ölçü herkese eşit olmalı.!
Yok eğer değilse, o zaman bu bir sağlık meselesi değil, bir dayatma meselesidir.
Elif gibi dimdik durmak, önce tutarlı olmaktır.
Denizde son gecemiz…
Gazze’ye kalan mesafe: 75 mil…
Dillerimizde şu âyet:
“Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler. “ (Yâsîn 9)
İnsan ‘göründüğü’ kadar değil, ‘davranışı’ kadardır. Birinin aklında görünüşünle değil tavırların, gülüşün, sesin, iyi kalpliliğin ve kokunla kalırsın.
İnsan birini sevince ona gücenikliği de, dargınlığı da daha yüksek, daha ağır olur. İnsan sevdiğine kırılmaz diye bir şey yok, insan en çok sevdiğine içerler, ondan gücenir, ona darılır.
Çok sevdiğin birinin seni görmezden gelmesi, uzun bir süre zihnini meşgul eder, acıtır kalbini. Sonra öyle bir eşik gelir ki o da senin için artık görmezden geldiğin biri olur. Hiçbir duygu kalpte aynı şiddette yaşamaz çünkü.