Ne vous disputez pas avec les gens de plus de 60 ans. Vraiment, évitez.
Ce n’est pas seulement une question d’âge : c’est une véritable leçon de survie.
Ils ont grandi sans Google, sans livraison de repas à domicile, sans podcasts de développement personnel et sans bouton « Annuler ». Quand quelque chose tombait en panne, ils attrapaient du ruban adhésif, du WD-40, un marteau et affichaient un air tellement déterminé que même l’appareil en panne finissait par douter de lui-même.
Enfants, ils savaient exactement dans quelle humeur était leur mère rien qu’au bruit qu’elle faisait en posant plus ou moins violemment la poêle en fonte sur la cuisinière.
C’était la génération des enfants qui rentraient seuls de l’école, avec la clé de la maison autour du cou et des consignes très claires : réchauffer le déjeuner et surtout ne pas mettre le feu à la cuisine. À dix ans, ils étaient capables d’aller à vélo jusqu’à l’épicerie du coin, d’acheter une bouteille de lait pour la voisine, de nourrir le chien et d’avoir encore le temps de jouer dehors avec les copains jusqu’à la tombée de la nuit.
Leurs genoux étaient en permanence couverts d’égratignures, de bleus et de traces de désinfectant. Leur trousse de premiers secours universelle ? Un petit rinçage rapide sous le tuyau d’arrosage et un pansement. Tant qu’aucun os ne dépassait, tout allait bien.
Ils buvaient directement au tuyau d’arrosage, mangeaient du pain de mie couvert de beurre et de sucre, partageaient une seule bouteille de Coca à cinq et, mystérieusement, survivaient malgré cette absence totale de désinfection.
C’est la génération qui sait rembobiner une cassette audio avec un crayon. Celle qui connaît le suspense d’attendre toute une semaine qu’un film passe à la télévision, parce que si on le ratait… c’était fini. Elle se souvient des téléphones à cadran, des énormes annuaires en papier dans lesquels on cherchait le numéro d’une famille, et de l’excitation provoquée par l’arrivée de la télévision en couleur.
Ils ont connu les lignes téléphoniques partagées, les rubans de machines à écrire, les premiers téléphones portables gros comme des briques, puis les téléphones à clapet. Et aujourd’hui, il leur arrive peut-être de vous envoyer accidentellement un message vocal de sept minutes dont les six premières sont essentiellement constituées de leur respiration et de :
« Allô ? Tu m’entends ? »
Et ne vous avisez surtout pas de rire.
Parce que sans GPS, ces gens étaient capables de traverser la moitié du pays avec pour seuls guides une vieille carte routière en papier, une glacière remplie de sandwichs et cette conviction profonde que :
« La sortie ne devrait plus être très loin… »
Ce sont les maîtres absolus de la débrouille domestique. Ils savent recoudre, resserrer, recoller et réparer à peu près n’importe quoi. Et quelque part dans leur placard, ils possèdent un fameux « sac à sacs » rempli de sacs en plastique, probablement plus vieux que la moitié des gadgets électroniques que vous possédez.
Alors, laissez tranquilles les gens de plus de 60 ans.
Ils ont connu le monde avant Internet, puis ils ont appris à vivre dans celui d’après. Et pendant tout ce temps, ils ne se sont pas contentés de survivre : ils se sont débrouillés, adaptés et ont continué à avancer.
Et si vous fouillez leurs poches aujourd’hui, vous y trouverez probablement un bonbon à la menthe, un mouchoir soigneusement plié, un comprimé contre la douleur « au cas où »… et surtout une sagesse acquise à la dure qu’aucun App Store ne pourra jamais vous permettre de télécharger.
Eda Erdem “Cumhuriyet’in bize açtığı yolda, Türk kadınının neler başarabileceğini gösterdik. Türk kadını her zaman hayal etmeye, mücadele etmeye ve kazanmaya devam edecek
Bu kupa hepimizin! Bugün Avrupa’nın başkenti İstanbul Herkese teşekkür ederim”
#FileninSultanları#EuroVolley
Adamcağız ölmüş, yaşadığı hastalık çok çok zor bir hastalık. Adamın evine girmişsin özelini çarşaf çarşaf magazin haberi gibi paylaşıyorsun. Kullandığı ilaçları ya da onun belki de o dayanılmaz ağrılarını hafifletmek için kullandığı kimyasalları sanki bir müptelaymış gibi büyük puntolarla veriyorsun.
Sevgilisi hüngür hüngür ağlıyor, akşamın karanlığında kameraların ışıklarını o acılı kadına doğrultuyorsun. İki arkadaşı kadının o hali görünmesin diye yüzünü kapayıp araca bindirmeye çalışıyorlar, rica ediyorlar tutup, “işimizi yapıyoruz” diyorsunuz.
Görünen o ki işiniz insanlıktan çıkmak!
Ülkeyi öyle bir hale ama öyle bir hale getirdiler ki, insafsızlığın, insanlıktan nasibini almamışlığın, aşağılıklaşmanın, iğrençliğin, ucuzluğun, ahlaksızlığın bini bir para!
Ne yanlışını, ne ahlaksızlığını (ki öyle olsa TRT’de oynatmazlardı zaten) ne pisliğini, kısaca ne kötülüğünü gördünüz Serhat Kılıç’ın?
Ne yaptı bu adamcağız size?
Pırlanta gibi bir insandı yahu bu adam.
Adamın ölüsüne, ardından üzülen onca insana, yapılan mateme dahi saygısı olmayan yaratıklar!
Dilerim; yüce yaratıcı size öyle bir yaşam sonu finali hazırlar ki bu yaşattıklarınız yaşayacaklarınız yanında devede tüy kalır!
Dua ise dua, beddua ise beddua, lanet ise lanetimdir‼️
Bu voleybolda amma çok turnuva var bu nedir böyle?
Hayır, çok fazla turnuva yok.
Futbol ve basketbolda olduğu gibi Avrupa, Dünya şampiyonaları var ve bir ek olarak her yıl düzenlenen milletler ligi var. Misal geçen aylarda şampiyon olduğumuz milletler ligiydi. Şu an finale çıkmak üzere olduğumuz Avrupa Şampiyonası.
Peki o zaman neden sürekli bizim kızların maçlarını izliyoruz.
Çünkü futboldaki gibi 24 yılda bir büyük dünya kupasına gitmiyorlar. Turnuvaların hepsinin gediklisiler. Katıldıkları her turnuvada da yarı final, final gördükleri için sizin gözünüze çok çarpıyor.
Umarım yeteri kadar açıklayıcı olmuştur.
Bir kardiyolog olarak Cem Yılmaz’a taburcu olurken ne tavsiye ederdim? Sıralıyorum:
1. Kendisine ikili kan sulandırıcı tedavi verilecek. Ben de bir yıl süreyle kullanılmasını önerirdim.
2. Beloc, Saneloc gibi ilaçlar yazılacak. Ben yazmazdım.
3. Mide koruyucu verilecek. Ben yazmazdım.
4. Zaten tansiyon ilacı kullanıyor. Şimdilik devam ettirir, ileride kesmeyi hedeflerdim. Nedeni finalde yazılı!
5. Kolesterol ilacı yazılacak. Ben kesinlikle yazmazdım. Asıl meselenin kolesterol değil, insülin direnci olduğunu anlatır; bu ilaçların faydaları ve yan etkileri konusunda mutlaka bilgi verirdim.
6. “Tuzdan uzak dur.” denilecek. Ben böyle bir kısıtlamayı asla önermezdim.
7. “Yağlı et ve tereyağı yeme, ölürsün!” denilecek. Ben asla böyle söylemezdim. Yağlı et, balık, tavuk, yumurta, peynir, yo��urt , sakatat yemesini önerirdim. Hayvansal yağlardan zengin beslenmesini önerirdim. Yağlar hakkında epeyce konuşurdum.
7. “Meyve ve tahıldan zengin beslen, bol bol yeşillik ye.” denilecek. Ben kendisine buğdayın her çeşidine, pirince, mısıra ve patatese veda etmesini önerirdim.
8. Tatlı ve şeker konusuna hiç kimse değinmeyecek. Ben kendisine, bu meselenin acayip önemli olduğunu “İki bayram, bir doğum günün, bir de yılbaşı var. Yani yılda en fazla dört kez tatlı yiyebilirsin.” derdim.
9. Sigara içiyor mu, bilmiyorum. İçiyorsa elbette bırakmasını önerirdim.
10. İyi rakı içtiğini biliyorum. Bırakmasını önerirdim. Ancak illa içmek istiyorsa ilk üç ay sıfır alkol; sonrasında ise haftada en fazla bir-iki kez ve bir-iki kadehten fazlasını önermezdim.
Ve en önemli uyarım:
11. Aynı damarın veya başka bir damarın yeniden tıkanmasını önlemede ilaçların rolünün sıfıra yakın olduğunu, asıl mücadelenin “insülin direnci” ile verilmesi gerektiğini söylerdim.
“İnsülin direncini ilaçla değil, yaşam biçimini değiştirerek yenmezsen bu hastalık peşini bırakmaz; daha fazla stent takılır.” derdim.
Sevgili @CMYLMZ, çok geçmiş olsun. Seni seviyoruz.
65 YAŞ ÜSTÜ SÜRÜCÜLER
HER YIL MUAYENE OLACAKMIŞ
T R B R İ K L E R
✔️👉65 yaş üstüne yeni hazırlanan trafik yasasında her yıl muayene zorunluluğu getirilmesi de yasa tasarısında yer alacakmış.
Öncelikle bunu düşünüp yasa taslağına koyanları yürekten tebrik ederim! Yanlız elli senelik bir hekim olarak ve bu hizmetin yarısını hastane idarecisi olarak geçiren birisi olarak
acizane bu konuyu iki bölümde özetin özeti olarak incelemek istiyorum.
Dilek ve temenniler
1-✔️👉Trafik kazasına neden olanların ve diğer trafik suçlarını işleyenlerin yüzde kaçı
65 yaş üstü❓ Elinizde varsa bu istatistik veriyi paylaşır mısınız⁉️
👉Televizyonda izlediğim kadarıyla drift atan, kazalarda birbirini yumruklayan, alkollü araç kullanan, trafikte havaya ateş açan v.b trafik suçlarında yarışan 👉65 yaş üstü kimse görmedim‼️
2- ✔️👉Ülkeyi idare eden en üst makamdan başlayarak yasama yürütmede görev alan tüm
65 yaş üstü kişilerin ayırım gözetmeksizin her yıl fiziki ve psikometrik kontrollerinin ayrıntılı ve tarafsız olarak yapılması ülke açısından trafik sağlık muayenesinden daha fazla hayati önem taşımaktadır.‼️
3-✔️👉Eşitlik açısından ve binlerce çalışanı ilgilendirdiği için tüm özel sektörün hastaneler de dahil çalışan yönetici ve çalışanlarının da yıllık 65 yaş üstü periyodik muayenelerin yapılması da ayrıca olması gereken bir zorunluluktur.
4- ✔️👉Siyasi partiler kanununa da ek yapılarak ayrıca parti yönetim kadrosunda yer alacakların da ülkenin geleceği açısından 65 yaş üstülerin yıllık periyodik muayenelerinin yapılması ayrıca bir zorunluluk olmalıdır.
Teknik olarak konuyu irdelersek:
1- Bu muayenede en az; Göz, KBB, nöroloji, ortopedi, dahiliye ve psikiyatri uzmanlarının yer alması olmazsa olmaz bir zorunluluktur.‼️
Yükü aile hekimlerinin üstüne atmak vahim bir hata ve çok büyük bir eksiklik olacaktır.
2-Teknik olarak kişi başı en az iki saat muayene süresi olacaktır. Tahlil tetkik istenirse bu süre daha da uzayacaktır.
3-Halen normal poliklinik muayenelerinde bile zorlanan kamu hastaneleri bu yükün altından nasıl kalkacaktır⁉️ Hastane hizmetleri önemli ölçüde aksayacakır.
4-Raporların zamanda alınamaması ve verilememesi her açıdan çok büyük bir kaosa neden olacaktır.
Daha fazla uzatmayacağım daha eklenecek çok şey var.
Gerekli alt yapıyı oluşturmadan kamu vicdanını yaralayan adaleti öncelemeyen herşeyin sonu hüsran olacaktır‼️
Ütopik... temeli olmayan hayalleri kuranları bırakın artık ve bu işleri halletmeleri için emaneti ehline verin.
Koşullar herkes için ve erişilebilir, zaman israfı olmayacak 👉65 yaş üstüne gerekli saygıyı sözde değil❗ 👉özde gösterecek bir sağlık sistemi oluşturursanız tamam o zaman kimsenin hiç bir itirazı olmaz.
Çok da güzel olur..
Anlaşılıyor ki covid 19 salgınında güya 65 yaş üstü grubu korumak adı altında yapılan 👎saygısız uygulamalara imza atan önünü arkasını düşünmeyen değişik sivri akıllı bir grup iş başında.
Şu kadarını söyleyeyim bunun bedeli çok ağır olur benden söylemesi...
Selamlar sevgiler...
Dr.N.Õnen