Erkeklerin çıkardıkları kıyafetleri neden sandalyeye bıraktığını hiç düşündünüz mü? Rivayete göre bu köklü alışkanlık yüzlerce yıllık stratejik bir akıl yürütmeye dayanıyor.
Eskiden dünya daha sade bir yerdi ve kıyafetlerin yalnızca iki temel statüsü vardı: Temizse dolaba, kirliyse sepete.
Ancak erkekler kısa sürede sistemin açığını keşfetti ve üçüncü, kritik bir kategori yarattı: "Bir kez giyilmiş ama henüz kirlenmemiş" kıyafetler.
Dolaba girecek kadar steril değil
Sepete girecek kadar da kirli değillerdi çünkü henüz ter kokmuyor veya lekelenmemişlerdi.
İşte bu kriz ortamında, ev içerisinde tarafsız bölge ilan edildi: Sandalye.
Başlangıçta her şey masumdu; üzerine yalnızca bir gömlek iliştiriliyordu. Zamanla duruma pantolonlar, kemerler ve hırkalar eklendi. Göz açıp kapayıncaya kadar sandalye fiziksel olarak ortadan kayboldu geriye sadece kıyafetlerden oluşan bir heykel kaldı.
Kadınlar bu jeolojik katmanlaşmaya müdahale edip kıyafetleri kaldırmaya yeltendiğinde ise o efsanevi cümle döküldü:
"Dokunma ona, bir kere giydim!"
Bugün salonunuzda veya yatak odanızda üzerine oturmanın imkansız olduğu o efsanevi sandalye aslında dağınık değildir; sadece nesillerdir süren görevini sadakatle yerine getiriyordur.
Çankaya zaten saraya benzemediği için kıymetlidir. Çankaya, saltanatın ve kulluk düzeninin kuvvetli reddi; Cumhuriyet’in kurucu makamıdır. Asıl küf de Çankaya’da değil, yoksul halkın sırtına yüklenen debdebe ile kendi cılızlığını örtmeye çalışan avam zihniyetindedir.
Bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili eşim Ekrem İmamoğlu, bir buçuk yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Hakkında 142 ayrı suçlama bulunan, 2.352 yıl hapis istemiyle yargılanan bir kişinin savunmasının tek bir güne sığdırılmak istenmesi hangi hukuk anlayışının ürünüdür?
Suçlamalar sınırsız, iddialar sayfalar dolusu; peki savunma neden süreyle sınırlandırılıyor?
Bu acele neden? Bu ısrar neden?
Adalet, yalnızca iddiaları dinlemekle değil, savunmaya da tam ve eşit söz hakkı tanımakla mümkündür.
Savunma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Savunma susturulursa adalet susar.
142 suçlama bir güne sığıyorsa, mesele adalet değil; savunmayı susturma çabasıdır.
#SavunmaHakkıEngellenemez
SON DAKİKA | İBB davasında Ekrem İmamoğlu'nun salona getirilmemesine karar verildi.
Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu'nun yalnızca kendi savunmasında salona getirileceğini açıkladı.
Trump:
"Biliyorsunuz bir Rahip Brunson olayı vardı. Travmatik bir olaydı. Uzun bir hapis cezası ile karşı karşıyaydı. Masum olduğunu düşünüyordum.
Birçok kişi aradı, hiçbir ilerleme olmadı. Ben Cumhurbaşkanı'nı aradım ve derhal serbest bıraktı."
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
I hate it when physicists abuse the notation by mixing up "representations" and "objects that furnish representations". It took me so long to adapt and not get confused.
Kılıçdaroğlu, Zaman Gazetesi'ni ziyaret etmesi ve FETÖ'nün en kudretli döneminde Zekeriya Öz için 'Şerefli bir savcı' demesi hatırlatılınca 'FETÖ o zaman yasaklı değildi' şeklinde cevap verdi ...
🚨🚨🚨Bu akşam birçok ismin gözünden kaçtı!
KK söyleşinin bir yerinde "beni kayyum atamayın, getirecekseniz butlan ile olsun dedim", dedi.
Mahkemelerle ya da bu kararı aldıranlarla arka kapı görüşmeleri yaptığını ağzından kaçırdı!
Remember, it's illegal to use your phone while driving. Instead, use the giant iPad built into the car and flip through 50 settings to use navigation or turn ac on.
Timur Soykan: “Bora Bey, 12 yaşında babasını kaybetmiş.
12 yaşında kaybettiği babasına ev aldığına dair bir gizli tanık ifadesi var.
Yani babasına 12 yaşındayken ev almış. Gizli tanık ifadesi böyle.”