Bir mülksüz olarak, sınıf imtiyazcılığına karşı durarak ömür tüketti.
Tek mülkü; defter kalem ve kitaplarını taşıyacağı deriden bir çanta ve sigarasıydı.
Hoca yoldaşa saygı ve hürmetle…
Şimdi de Ana Muhalafet Partisi saldırı altında, saldırılara itiraz ediliyor, itiraz edenlere ise, geçmişte susanlar sizde susun diye itiraz ediyor.
Ne arsız bir dönem.
Kılıçdaroğlu’nun önünde iyi bir fırsat var aslında.
Birkaç ay içinde kongre kararı alması halinde demokrasi cephesinde iyi anılır
Yok B yarkadaş, M Sevigen, G Tekin, TGRT’nin gazına gelip uzatmayı oynarsa işte o zaman “hain Kemal”olması yetmez rezil rüsva olur
Rüzgar sert esiyor
Yüzyıllık bir kentte 5 yıl Maçoğlu var, CHP’nin bir parçası olduğunuz dönemleri saymazsak bile en az 30 senedir de gerek milletvekili gerekse de belediye düzeyinde tek başına
HDP/DEM var.
Ama suçlu Maçoğlu.
Ne kadar masrafsız insanlarsınız.
Dersimde bürokratik ve yerel çeteler her türlü pisliği yaparken bu herifte tam o zamanlar nohutçuluk ve doğa romantizmi ile kendine konforlu komünistçilik yapmış
@HeciNado Başımıza kral/kraliçe seçmiyoruz.
Kim seçilirse seçilsin dönem sonu eleştiri-özeleştiriye tabi tutularak halka hesap vermesi en temel prensiptir.
Siz de böyle düşünüyorsanız mutabıkız.>
HDP’nin,M Üniversitesinde en yüksek oy aldığı dönem2014 yılı Ferhat Güven’in öğrenci derneği başkanı olduğu dönem
Nerdeyse üniversiteden gelen oylarla tek başına Dersim gibi küçük bir kentte Bel Başkanı seçilebilecek ekseriyeti yakalamış öğrenci sayısı HDP’liler bile şaşırtmıştı
Bunca çağrıya karşın ülkenin şairi @nihatbehramoglu ‘nun x hesabı halen engelli.
Şiirden korkuyorlar.
Yunus’dan-Karacaoğlan’dan-Pir Sultan’dan-Nazım’dan-Aragon’dan-Neruda’dan korkuyorlar.
Aşkın ve kardeşliğin-Doğa ve hayvan sevgisinin-emeğin-eşitliğin-özgürlüğün haykırılmasından korkuyorlar.
(Şiir ilk kez yayınlanıyor)
Linç kültürü aynı zamanda ödleklik kültürüdür. Güçsüzü ezme ve güçlünün yanında olma güdüsünün en vahşi ifadesidir.
Linç kültürü, güruh kültürüdür.
Güruh olunduğu için linçe başvurulmaz, linçe başvurulduğu için güruh haline gelinir. En çok gözden kaçırılan olgu budur,ne yazık ki
Eee kayyum da boş durur mu hiç.
Hemen altın tepside sunulmuş bu malzemenin üstüne atlayarak, “aynı cümlelerle” peyderpey işçi kıyımına başladı.
5/10 işçinin maaşından bir belediye batıyorsa kayyumla birlikte batsın,
o belediye başkanı da batsın.
Sözde ittifakla seçilen Kayyum öncesi Belediye Başkanı koltuğa oturur oturmaz, “işçi fazlalığı var, gelirlerimizin % 80’ işçi bordrolarına gidiyor, işçi maaşından başka bir iş yapamıyoruz” gibi sözleri papağan gibi gün aşırı trolleriyle birlikte tekrarlayıp durdu.>>
Belediyeleri üretim yapan bir fabrika gibi kar/zarar envanteri içinde ele alan yarı cahil kitlenin ajitelerine teslim olmak veya goygoyculuk yaparak itibarlı olmayacağınız gibi,
kısırdöngülerle gündemde kalmaya çalışmak zavallılığın dikalasıdır.
1993 yılında nüfus 13 bin, işçi/memur çalışanların toplamı 250.
Bugün nüfus 35 bin yani yaklaşık 3 kat nüfus artışı var, 92 kadro, 288 kişi de şirkette çalışan, toplam 380.
Gördüğünüz gibi nüfus oranına göre neredeyse çalışan sayısı ters orantılı bir şekilde küçülmüştür.++
1)Dersim Belediye emekçilerinden Zülfü Çelikdemir’in bir iş kazası sonucu hayatını kaybetmesi gerçekten üzücü.
Ailesine, dostlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.++
8) Bizim dönemimizde kimseden sağlık raporu alınmazdı, biz kara düzen çalışırdık.
Şu an Dersim Belediyesinin özgün konumunu çok iyi bilmiyorum, bu tür işlerde çalışan emekçilerden “sağlık raporu” isteniyor mu, yoksa halen kara düzen mi çalıştırılıyor? Bilgilendirmeleri gerekir.++