1071’de Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te açtığı kutlu kapı, 1922’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kocatepe’den başlattığı Büyük Taarruz ile ebediyen mühürlenmiştir. Biri Anadolu’yu yurt kılan, diğeri ise bu yurdun asla işgal ve esaret kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden iki büyük zaferdir. Kutlu olsun!
İYİ Parti Bursa Milletvekili Sn. Selçuk Türkoğlu’na, gazilerimizin eylemlerine müdahale sırasında yapılan saldırıyı kınıyorum.
Saldırı sonucu rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Sn. Türkoğlu’na Allah’tan acil şifalar diliyorum. Geçmiş olsun.
"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır!"
22 gün 22 gece süren, tarihin akışını ve bir milletin makus talihini değiştiren Sakarya Meydan Muharebesi'nin yıl dönümünde; başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu vatanı canı pahasına savunan tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Dün Sakarya’da topyekûn mücadeleyle emperyalizme boyun eğmeyen irade, bugün tam bağımsız Türkiye hedefimizin en büyük teminatıdır.
Zafer Partisi Genel Başkanı Sn. Ümit Özdağ’ın davetiyle bu akşam Kutlu Parti Genel Başkanı Sn. Yusuf Halaçoğlu, Adalet Partisi Genel Başkanı Sn. Vecdet Öz ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Sn. Remzi Çayır ile bir araya geldik.
Ülke gündemini istişare ettik, Sn. Genel Başkanların tecrübelerinden istifade ettik. Hepsine teşekkür ediyorum.
Borç için büyüme lazım, büyüme için enflasyon lazım, enflasyon için düşük faiz lazım. O yüzden FED ile kavga ediyor. Aslında kendi içinde tutarlı ama
yanlış.
Dünya ekonomileri borçları sürdürülebilir hale getirebilmek için uğraş verirken Milli Ekonomi Modeli borçsuz bir düzen öngörür.
Bunu yakın zamanda detaylandıracağız…
Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bulunan bir madende göçük meydana geldiği ve bir işçi kardeşimizin hayatını kaybettiği haberini okudum. Çok sayıda insanımız da yaralı durumda.
Hayatını kaybeden kardeşimize yüce Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum. Yaralılarımızın da bir an önce sağlıklarına kavuşmaları için dua ediyoruz.
Ülkemizin en önemli sorunlarından biri tarım kesimini ilgilendirmektedir.
Bağımsız Türkiye Partisi, mevcut düzeni tamamen değiştirerek bir tarım reformu sunmaktadır.
Tarım reformu, ülkemiz şartları dikkate alınarak Türk çiftçisi için hazırlanmış bir düzendir.
BTP'nin tarım reformuna göre,
1- Tahditler kaldırılacaktır.
2- Devlete ait topraklar uzun vadeli, sembolik ücretler karşılığında kiraya verilecektir.
3- Ürün fiyatları çiftçiler tarafından üretici kooperatif üzerinden belirlenecektir.
Hem devlet desteğini hem de iç piyasa fiyatını beraber alacaktır.
4- Devlet üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50'sine en az 6 ay evvelinden avans verecektir.
5- İthal ürünlere karşılık yerli üreticinin korunması devlet garantisinde sağlanacaktır
6- Tarım içim gerekli olan finansman elde edilen üretim karşılığı senyoraj geliri ile karşılanacaktır.
7- Devlet tarıma bağlı sanayi üzerine yatırım yapmak isteyen girişimcilere, "proje mukabili 0 faizli krediler" ve "gerekirse geri ödemesi üretim veya ürün" olacak türden kredi verecektir.
8- Devlet ürünlere pazar garantisi verecektir.
9- Gübre ve tarım ilaçları konusunda yatırımlar teşvik edilecektir.
10- Çiftçi ye emeklilik desteği ve doğal afetlere karşı sigorta desteği sağlanacaktır.
Biz, bu reform paketini yıllardır çiftçimiz ile paylaşıyoruz. Bizim yanımızda olması, yapacaklarımıza inanarak bizi iktidara taşıması Türk tarımını tekrar "kendi kendine yeten yedi tarım ülkesi"nden biri haline getirecektir.
Anadolu’nun harcını Ehl-i Beyt sevgisiyle karan, kurt ile kuzuyu aynı sofrada kardeş kılan hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’yi rahmet ve hürmetle anıyorum.
Merhum babam Prof. Dr. Haydar Baş’ın da ifade ettiği gibi; Alevi’siyle, Sünni’siyle, Caferi’siyle bu milletin özü ve birliğinin teminatı Ehl-i Beyt nefesidir.
Hacı Bektaş’ın düsturunu rehber edinerek ayrışmadan, bir ve beraber olarak bu topraklara sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Siyasetin amacı elbette ki toplumsal huzuru sağlamaktır. Peki, ekonomi kötüyse toplum huzur bulabilir mi?
Siyasetin öncelikli maksadı, ekonomiyi düzeltmek ve halkın refah seviyesini artırmak olmalı.
Geçinemeyen bir emekliye, kirasını ödeyemeyen bir işçiye, çocuğunu okutmakta zorlanan bir esnafa, devletin yapacağı en büyük iyilik ekonomisine destek olmaktır.
Çerçeve Yasaya, Çerçevelik Sorular
1- Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis’teki tüm partilerin katılımı isteniyor?
2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?
3- Adı “toplumsal birliktelik” olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)
4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’nde bir yasa çıkarılırken, Meclis’te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?
5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?
Kalleşçe pusu kurup askerine, polisine, öğretmenine, yaşlıya, kadına, çocuğa, bebeğe acımayanların merhamet dilenmeye hakkı yoktur. Onların kanlı ellerine tek damla helal yoktur; haram olsun,lanet olsun.
Çerçeve Yasa Hayır Iran Özgür Özel
Ebedi Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş: Türkiye'yi bölme senaryosunda Akp, Mhp ve Dem birleşip Türkiye'yi bölecek. Chp de göstermelik muhalefet yapacak.
Yıl 2015
Hafta boyunca teşkilatlarımızla Türkiye’nin dört bir yanında saha çalışmalarımızı sürdürdük. Vatandaşlarımızla bir araya geldik, taleplerini dinledik, çözüm önerilerimizi anlattık. Bu karanlık günlerin elbet sonu gelecek. Biz de Türkiye’nin aydınlık yarınlarını hep birlikte inşa etmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz. @BTP_Parti
"Hayatım boyunca millî egemenliğin en sadık bir hizmetkârı olduğumu milletin nazar��nda bir defa daha doğrulamak için, bu yetkinin üç ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırılmasını istiyorum."
Başkomutanlık görevini kabul ederken söylediği bu sözler, Mustafa Kemal Paşa'nın yetkiyi bir ayrıcalık değil, millete karşı üstlenilmiş bir sorumluluk olarak gördüğünü gösteriyordu.
Bu kararın ardından millet topyekûn mücadeleye hazırlandı; Sakarya'dan Büyük Taarruz'a uzanan zafer yolunun en önemli dönüm noktalarından biri yaşandı.
Başkomutanlık yetkisinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk���e verilişinin yıl dönümünde Milli Mücadele’nin eşsiz önderini saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
ABD ve stratejik ortağı İsrail'in yıllardır ateşe verdiği coğrafyamızda kaos her geçen gün daha da büyüyor.
Gazze'de aylardır devam eden insanlık dramı, Lübnan'a yönelik saldırılar, Suriye'deki istikrarsızlık, İran'a yönelik tehditler ve bugün Yemen üzerinden yaşanan gelişmeler birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik aynı planın farklı aşamalarıdır.
ABD ve İsrail, bölge ülkelerini birbirine düşüren, mezhep ve etnik ayrılıkları derinleştiren politikalarla Ortadoğu'yu sürekli çatışma içinde tutmak istemektedir. Çünkü parçalanmış ve birbirleriyle mücadele eden ülkeler, küresel güçlerin müdahalesine her zaman daha açık hale gelir.
İran'a yönelik saldırılarda da aynı senaryo işletildi. Ağır bir karşılık gördüklerinde "ateşkes" çağrısı yapıp toparlanmaya çalıştılar; ardından yeniden saldırgan politikalarına döndüler. Bu anlayışın değişmeyeceği açıktır. Çünkü mesele barış değil, bölgeyi sürekli kriz içinde tutmaktır.
Bugün en büyük tehlikelerden biri de savaşın mezhep eksenine taşınmak istenmesidir. Böyle bir senaryo gerçekleşirse kazanan ne bölge halkları ne de İslam dünyası olacaktır. Kazanan yalnızca bölgeyi yıllardır dizayn etmeye çalışan küresel güçler olacaktır.
Bu nedenle Yemen'de yaşanan son gelişmeler son derece dikkatle değerlendirilmelidir.
Türkiye, güvenliğini doğrudan ilgilendirmeyen bölgesel çat��şmaların tarafı haline gelmemeli; hiçbir küresel planın veya askeri bloklaşmanın parçası olmamalıdır. Dün Gazze'de yaşanan katliam karşısında etkili bir duruş sergileyemeyen uluslararası çevrelerin bugün Yemen konusunda ortaya koyduğu hassasiyet de sorgulanmalıdır.
Türkiye'nin dış politikadaki pusulası;
milletimizin çıkarları olmalıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak anlayışımız nettir.
Türkiye'nin görevi yeni savaş cephelerinin tarafı olmak değil, bölgede barışı, adaleti ve diplomatik çözümü savunan öncü ülke olmaktır.
Tam bağımsız Türkiye; hiçbir küresel gücün eksenine girmeyen, kendi iradesiyle karar alan, komşularıyla iyi ilişkiler kuran ve bölgesinde güven veren güçlü bir devlettir.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı da tam olarak budur.
Berlin’de gurbetçi arkadaşlarımızla bir araya geldik.
Memleket hasretini, ülke gündemini ve gelecek dönem hedeflerimizi konuştuk. İlgi ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.