Bir sarıldık, bin olduk.
Bir adım attık, sel olduk…
100 yaşındaki Müzeyyen annemizin desteğini, Fuat abimizin emanetini alıp yola koyulduk.
İktidara varana kadar durmaya niyetimiz yok.
Ve en çok sorulan soru "Ne yapmalıyız?"
@eczozgurozel 'in yanıtı:
"Milletten bir tek dilek hakkım olsa şunu dilerdim, çağrıldıkları yere gelsinler. Bize verebilecekleri en bütük destek budur."
Röportajın tamamı:
https://t.co/jGdEKf24GC
Adana Akçatekir Yaylası’nda milletimizle kucaklaştık. Annelerimizin duasını aldık, gençlerimizin umudunu hissettik.
Bir kez daha gördük ki yolumuz doğrudur. Doğru yoldan şaşmayacağız.
Eskimiş, yozlaşmış, çürümüş kara düzeni, bu milletle birlikte geride bırakacağız.
CHP Genel Başkanı @eczozgurozel ile yaptığım özel röportaj https://t.co/IhZiOBtuHq 'de https://t.co/jSKDWZs1eG 'de ve https://t.co/RyMm0kSP6d 'de. Kamera: @SBalahans
"Türkiye'de kimin alınacağına Erdoğan, kimin salınacağına da Trump karar veriyor!"
"Yeni parti konusunda kimse endişe etmesin, geç kalınmış bir şey yok!"
"Bize ayrılan kötülüklerin sonuna geldiğimizi düşünmüyorum!"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'le özel röportaj 5'te #x#facebook #youtubelive 'da...
Bugün hukuk tarihimizde, adalet için en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Göz göre göre, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı gasp edildi.
Ekrem Başkanımız kendini savunmak istediğinde, salondan çıkarıldı, konuşması tamamen engellendi.
9 Mart 2026 tarihinde kendini savunmak istediğinde izin verilmemişti.
4 aydır kendini savunacağı günü bekleyen İmamoğlu’nun bir buçuk gün gibi kısa bir sürede kendini savunması isteniyor.
Kendini tüm detaylarıyla savunmak isteyen İmamoğlu’na konuşma hakkı verilmiyor. Kendisinin tam tersi beyanına rağmen “susma hakkını kullandı” denilerek savunma hakkı gasp ediliyor.
Altını çiziyoruz: Ekrem Başkanımız susma hakkını değil, en doğal vatandaşlık hakkı olan savunma hakkını kullanmak istiyor.
Okunması bile günler süren 4 bin sayfalık iddianameye, bir buçuk günde cevap verilemez.
Tutuklu geçen 476 günün ardından, kimsenin sesi böyle kısılamaz.
Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu, tarihimizde düşmana bile uygulanmamış adaletsizliklere maruz bırakılıyor.
Biz tüm bu adaletsizliklere ve zulme boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.
Yaşatılan hukuksuzlukları her yerde anlatmaya devam edeceğiz.
Pes etmeyeceğiz, yılmayacağız, mutlaka kazanacağız!
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
Zonguldak’a sordum. Bu yol doğru mu?
“Doğru” dediler.
Bu yolda birlikte yürüyecek miyiz?
“Yürüyeceğiz” dediler.
Artık bu yolun geri dönüşü yok.
Bu yolun adı iktidar yoludur!
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!