Her kim hangi mesleği icra ediyorsa — bu yönetici, futbolcu, hakem ya da başka bir meslek grubundan olabilir— eleştiriye her zaman açık olmalıdır. Yapılan eleştirileri gerekli değerlendirmeye tabi tutmalı ve gereken şeffaflığı gösterebilmelidir.
Ancak mesleğini icra eden kişileri ailesiyle, eşiyle, çocuğuyla sınamak asla doğru değildir. Tabii gönül isterdi ki karşı taraf da zamanında aynı hassasiyeti gösterebilseydi! Demem o ki; eleştiri meslekle sınırlı kalmalı, asla kişisel ve ailevi alana kaymamalıdır.
Adalet ve dürüstlük her şartta her daim önceliğimiz olmalıdır.
Spor branşlarında karşılaşılan başarısızlıkların temel nedenleri ;
* Yönetim ve Hazırlıksızlık Eksiklikleri:
Turnuva öncesi kamp, oyuncu seçimi, teknik ekip kararları ve uzun vadeli strateji gibi unsurlar, etkin bir şekilde yönetilmesi halinde kontrol edilebilir niteliktedir. Bu alanlarda yaşanan eksiklikler, başarısızlığın önemli bir göstergesidir.
* Sistemik Sorunlar:
Türk futbolunda kronik hale gelen altyapı zayıflığı, kulüp-federasyon uyumsuzluğu, mali sorunlar ve kısa vadeli popülist kararlar, sistemik sorunlar olarak nitelendirilebilir. Bu sorunlar, tek bir maç veya turnuvanın değil, yılların birikimi sonucunda ortaya çıkmaktadır.
* Potansiyel Kaynakların Etkin Kullanılmaması: Genç yetenekler, yüksek potansiyele sahip olmalarına rağmen, doğru bir şekilde değerlendirilememektedir. Bu durum, başarısızlığın en büyük sebeplerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
En kritik nokta ! Sporcular mücadele ederken ! yönetimsel kararlar sahayı olumsuz etkiliyorsa , suçlu aramak için dışarıya bakmaya gerek yok.
Paraguay ne kadar yeni kural varsa, hepsini ihlal etti.
Ağız kapatmadan kırmızı gördüler, 1 dk dışarıda kalma cezası aldılar, 5 saniyeden korner cezası aldılar. Her seferinde "noldu" diye şaşırdılar. Adamlar yeni kuralları bilmeden maça çıkmış.
Biz bu takıma gol atamadık ya.
@firataydinus Bu iş performans meselesi olmaktan çıkalı çok oldu… Kimin nasıl anlatıldığı, kimin nasıl korunduğu meselesine döndü.
Artık hakemler hatalarıyla değil, hatalarının nasıl pazarlanabildiğiyle değerlendiriliyor. Sahada verilemeyen, dışarıda PR çalışmasıyla elde ediliyor.
Ferhat Gündoğdu, derbi için seve seve Halil Umut Meler’i atayacak. Derbiye onun dışında bir isim verilirse, bu isim VeTAS ! tarafından seve seve verdirilmiş olacaktır.
Kim verilirse verilsin, genelde olduğu gibi bu maçta da spesifik pozisyonlar VAR’a havale edileceği için asıl önemli mesele, VAR’ın kim olacağı; ayrıca VAR sorumlusunun maç esnasında nerede konumlanacağı olacak. !
Hakemler güvende hissetmiyor kendini, y��rüyüşünden belli hepsi tedirgin yazık bu çocuklara yazık…!
Bu ortamda verdikleri karar ne kadar sağlıklı olabilir ki!
Anlamadım ki… İnsanlar neden Dünya Kupası’nda hakemimiz yok diye eleştiriyor? Ortada düpedüz bir “başarı hikayesi” var! Tebrik etmek gerekir; çünkü bu tablo, zamanında atılan adımların eksiksiz bir sonucu. 2026 Dünya Kupası’nda da hakem yoksa, bu da o “başarının” doğal devamı. Üstelik bu miras kısa vadeli de değil; 2028 EURO, 2030 Dünya Kupası ve 2032 EURO’ya kadar uzanacak gibi görünüyor. Türk hakemliğinin geleceğine konulan ipoteğin sonuçlarını yaşıyoruz… ve belli ki daha da yaşayacağız.
Kardeşimize geçmiş olsun diyorum…
Ama asıl utanç verici olan, iki takım oyuncusunun da yerde kalan bir hakeme dönüp bakmaması! Nezaketen “hocam iyi misin?” dememesi
Hakemliğin ne saygınlığı kaldı ne ağırlığı…
Bu düzenin mimarı olan MHK başkanı Ferhat;
Bu tablo senin eserin!