Bu 3 türbanlı kadının üçü de kim bir milyon ister yarışmasında büyük paralar kazandı. İkisi Tügva üyesi, biri Tügva yönetim kurulu üyesibin eşi..
Ne tesadüf ama!!!
Telaffuz edilen rakamları, edinilen varlıkları izliyoruz günlerdir. Ekonomist değilim, hukukçu değilim. Bu işlerin teknik tarafını değerlendirecek biri değilim. Sıradan bir yurttaş olarak, bugüne kadar emeği ile yaşamış, bundan sonra da sağlıkla bir ömür tamamlamak isteyen biri olarak, ki, bu artık ne kadar mümkün olabilir bu memlekette hiç emin değilim. Bütün bu çirkinliğin bende bıraktığı duyguyu anlamaya çalışıyorum kaç gündür.
Burada insanı asıl yoran şey yalnızca birilerinin çok para kazanmış olabileceği düşüncesi olmuyor. Bir toplumda çalışmanın, emeğin, kazancımın yeteceğini bilmenin ya da emekli biri olarak yaşamanın, geleceğe güvenle bakabilmenin, artık bir karşılığının olmayışı korkunç bir his. Çünkü çoğumuz hayatımızı büyük hamlelerle değil; maaşımızdan artırdığımızla, yıllarca çalışarak aldığımız evle, çocuğumuz için ayırdığımız parayla, geleceğimiz için yaptığımız küçük birikimlerle kuruyoruz.
Sonra bazı insanların, sizin yıllarca çalışarak ulaşamayacağınız paralara bir anda ulaştıklarını, ülke dışına çıkardıklarını vs vs gördüğünüzde bunun insanda yarattığı şey yalnızca öfke olmuyor. Daha ağır bir duygu var; ''emeğim ne kadar değersizmiş...'' Ve mesele artık yalnızca bu yolsuzluklar, para vs olmuyor. İnancımız yok, varoluşsal bir şey bu. Asıl büyük kayıp da bu yazık ki...
“Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontları var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?”
Orada olacağız!
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun, tarihimizin en gülünç iddialarıyla yargılandığı casusluk davasını yerinde takip etmek, Cumhuriyetimizi ve Türkiye’yi savunmak için buluşuyoruz.
📆29 Eylül Salı
🕙10.00
📍Silivri Zindanı
Borsada vurgun yaptığı ortaya çıkan eski
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifasının üzerinden 32 saat geçti.
Bu sabah da şafak vakti evi basılmadı, gözaltına alınmadı.
Çok doğru tespit.
Laik demokratik bir Cumhuriyette kişisel şeriatınızı yaşayabilirsiniz.
Bu mümkün.
Yönetim biçimi illa Şeriat olsun ısrarı neden ki?
Hayır, zaten yönetemiyorsunuz da...
Yok yani olmuyor😁
Halkın mutlu mesut refah içinde yaşadığı bir şeriat ülkesi yok ki...
Şeriatta gördüğümüz örneklerde halk sefil, yönetenler dünya zenginleri listesinde🤔
20 Eylül Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü kutlu olsun!
20 Eylül 2011…
Fenerbahçe tarihine yalnızca bir maç günü olarak değil, eşsiz bir bağlılığın ve sarsılmaz bir dayanışmanın simgesi olarak kazınan tarih.
O gün, 41 bin 663 kadın ve çocuk taraftarımız, tribünlerimizi doldurarak Fenerbahçemize duydukları sevginin, inancın ve aidiyetin unutulmaz bir örneğini sergiledi.
Aradan geçen 15 yılda o günün anlamı hiç değişmedi. Fenerbahçeli kadınların tarihimize bıraktığı bu eşsiz iz, bugün de Büyük Fenerbahçe Ailemizin birlik ve beraberliğinin en güçlü simgelerinden biri olmaya devam ediyor.
Bu anlamlı günün 15. yıl dönümünde, tarihimize unutulmaz bir iz bırakan kadın ve çocuk taraftarlarımızı bir kez daha gururla anıyor; Fenerbahçemize sevgisi, emeği ve bağlılığıyla değer katan tüm kadınlarımızın 20 Eylül Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.
İyi ki varsınız, iyi ki Fenerbahçelisiniz!
Fenerbahçe Spor Kulübü
Bir ata tohumu sivri biber, hibrit veya GDO tohum bir biberden on kat daha besin değeri açısından zengindir. Kendine has lezzeti vardır ve doyurucudur. en önemlisi de sağlığınıza zararı değil fayda getirir. Ata tohumlarının verimsiz olduğu bilgisi tamamen bir şehir efsanesidir.
Hepsi sıraya girmiş :)
Dizi setine uyuşturucu taşırken yakalanan ve torbacılıktan ceza alan Müptezel Abese İrca, yani Niyazi Canbaz…
FETÖ Kumpas davalarının tetikçisi,anket yapıyorum diye Belediyelerden ihale alan Zihni Çakır…
FETÖ kumpaslarının demagogu,tetikçi kalemi ,hık diyicinin pık diyicisi Şamil Tayyar…
Cumhuriyet düşmanı Furkan Bölükbaşı…
Aynı cümleyi birbirlerine paslayıp duruyorlar.
Meseleyi anlatayım.
AHBAP soruşturmasında tutuklanan bir kişinin savcılığa ‘’Satın Alma Müdürünün mal varlıklarını araştırın ‘’ şikâyetinin ardından, AHBAP’ın satın alma müdürü Deniz Şimşek’in ifadesi alınıyor. Şimşek, dernek içerisindeki bazı işlemlere,yolsuzluklara ilişkin ciddi iddialarda bulunuyor.
Çadır satışı haberime ilişkin ise ne diyor?
Dikkatle okuyun:
“İçeriden servis edildiğini düşünüyorum.”
“Biliyorum” demiyor.
“Gördüm” demiyor.
“Şahit oldum” demiyor.
“Haluk Levent Murat Ağırel’e haberi verdi” demiyor.
“Düşünüyorum” diyor.
Ama bu kuyruk acısı olan ‘’incinmiş’’ arkadaşlar ne yapıyor?
Bir kişinin şahsi kanaatini alıp, “Haluk Levent haberi Murat Ağırel’e yaptırdı” diye akılları sıra beni itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.
Çünkü haberin kendisine tek kelime edemiyorlar.
“Kızılay çadır satmadı” diyemiyorlar.
Ben Kızılay’ın çadır sattığını deprem bölgesinde, haber peşinde koşarken AFAD çalışanlarından öğrendim.Yanımda iktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci Adem Metan @AdemMetan dahil başka gazeteciler de vardı.
Sonra ne yaptım? Gazetecilik yaptım.
Haberi öğrenir öğrenmez bizzat dönemin Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ı aradım.
Kızılay’ın basın sorumlusunu aradım.
Haluk Levent’i aradım.Satış belgesini Kızılay’dan aldım.
Hepsi kayıtlı. Hepsi belgeli. Şahitleri de var.
Ve şimdi gelelim bütün bu hikâyeyi yerle bir eden gerçeğe:
Haluk Levent bırakın bana bu haberi yaptırmayı, haberi yapmamam için binbir dil döktü. Bana haberi yaptırdığı iddia edilen kişi, tam tersine, haberi yayımlamamam için beni ikna etmeye çalışıyordu.
Ama ben yayımladım.
Çünkü gazetecinin görevi birilerinin isteğine göre haber yapmak ya da haberden vazgeçmek değildir.
Bilgiyi öğrenir.Araştırır.Taraflara sorar. Doğrular.Belgelendirir.Kamu yararı varsa yayımlar.
Benim yaptığım tam olarak budur.
Şimdi bir satın alma müdürünün savcılık ifadesindeki “düşünüyorum” kelimesini alıp, sanki benim haber sürecimin içindeymiş, görüşmelerimi dinlemiş, kaynaklarımı biliyormuş gibi bir hikâye yazıyorlar.
O halde çağrım çok açık:
Avukatım Oğuzhan suç duyurusunda bulunsun.@aslnoguzhannn
Ellerinde ne belge,bilgi varsa savcılığa getirsinler.Kıvırmak yok.Ondan duydum bundan duydum demek yok.
Ee…
Kuyruk acısı başka acıya benzemez.Birbirine düşman olanları dahi aynı çizgide buluşturur.
Uyuşturucu torbacısı Niyazi Canbaz (Abese İrca) ve FeTÖ tetikçilerini aynı çizgide buluşturduysam izlemeye devam edin, düzeninize çomak sokmaya devam edeceğim.
ENFLASYON İNMEYECEK; ÇÜNKÜ…
1-Besleyeni var
2-Besleneni var
3-KAMUFLASYON var
4-Kamufle eden TÜİK var
5-Benimseyeni var
6-Niyetimiz yok
7-Değirmenine su taşıyoruz
8-Kriz yok, çürüme var
9-Fakir değiliz, ahlaksızız
10-Düşürmemenin müeyyidesi yok
#Enflasyon#kamuflasyon#OVP #çürüme @serefoguz
İnsan öldüğü anda kendi hikâyesini anlatma ve kendisi hakkında üretilen anlatıya itiraz etme imkânını kaybediyor. Kişinin mahremiyetinden öte bir durum var burada, yaşayanların etik sorumlulukları… Bu konuda son derece hadsiz ve vahşi bir zihniyetle yaşıyoruz. Şu anda doğrulayabildiğimiz bilgiler sınırlı öyle değil mi?.. Ancak be yapılıyor, o saçma sapan fotoğraflar yayılarak henüz ölüm nedeni kesinleşmeden, Serhat Kılıç’ın yaşam biçimi ya da ölümünün nedeni hakkında hüküm kurmaya zemin hazırlanıyor. Ne arsızlıktır bu…
Ayrıca sevgilisini evinde ölü bulan kadının sözlerinin, davranışlarının “şüpheli” olup olmadığının sosyal medyada amatör bir soruşturmaya açılması ayrı bir sorun. Üstelik bir insanın sevdiği kişinin cansız bedenini bulması başlı başına travmatik bir deneyimken…
Ve, Serhat Kılıç’ın ölüm nedeninin adli makamlarca araştırıldığını söylemekle neden yetinemiyorsunuz ey kendini bir şeylerin görevlisi zannedenler, evinin içinden görüntüler seçip bunları insanların onun hayatı hakkında spekülasyon yapmasını teşvik edecek biçimde dolaşıma sokmak nasıl bir ahlaktır, vicdandır…
Ve son olarak; bir insan öldüğünde, onun hakkında bilmek istediğimiz her şeyi gerçekten bilmeye hakkımız var mı? Bir düşünün bakalım varsa beyniniz…
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun raflardaki yerini almadan yasaklanan “Millet Şahidimdir” kitabının tanıtım videosu!
"Millet olduğu sürece sesim kısılamaz!"