A horse archer is armed with a bow and arrows and able to shoot while riding from horseback.
In Mongolian culture, horseback archery was used for hunting, for protecting livestock, protecting the tribe from outside enemies.
[📹 mei_mei_0946]
@haberaktifcom muassar ve medeni ve kanuni ülkelerin hepsi de aynı bu şekilde dünyanın en güzel manzaralı sahilini kendi halkının geçişine kapatırlardı.
@emrkongar@cumhuriyetgzt hatalar genelde hiç farkında olmadan ve istemeden yapılan ve yapanı üzen şeylerdir hocam.
tekrar tekrar, kör kör parmağım gözüne ve utanmadan yapılanların hesabını da yapanlar versin artık ve lütfen 🙏
@Orsatramola nedense hep diriliş, hep yükseliş, hep kılıç kalkan ve hiç düşüşü, yenilişi, batışı olmayan hormonlu tv dizilerini masaya kasap bıçağını koyarak ağzı açık izleyen reisçi ilkokul mezunu komşuma en son hangi kitabı okuduğunu sorduğumda, ömrü boyunca hiç kitap okumadığını söylemişti
"Osmanlı seni saraya sokmadı... 1300 yıl öncesinden Orhon yazıtlarını anlıyorsun da, şunun şurasında dedense, Osmanlıyı niye anlamıyorsun?.. Ki “Osmanlıca”yı dayattınız... Çince sanki... Çünkü Osmanlı “ecdat” falan değil... Zaten Türkleri saraya sokmadılar... Sadrazamlar devşirme... Vezirler 32 milletten devşirme... Hadım Ağaları, iç oğlanlar, cariyeler, çeşnicibaşları devşirme... Ordusu devşirme... Saray muhafızları devşirmeler... Donanma devşirme... “Emir-i Ahur” Türk... Ahırlara bakan yani... Yıldırım Bayezid’in Bulgar Marya’dan doğma, Fatih Sultan Sırp Despina’dan, Kanuni Yahudi Helga’dan, Selim Rum Roksana’dan, III. Murat Yahudi Raşel’den, III. Mehmet Venedikli Bafo’dan, I. Ahmet Yunan Helen’den, IV. Murat Sırp Anastasya’dan, IV. Mehmet Rus Nadya’dan, II. Süleyman Sırp Katrin’den, II. Ahmet Polonyalı Eva’dan, II. Mustafa Rum Evemia’dan, I. Mahmut Aleksandra’dan, II. Osman Sırp Mari’den, III. Mustafa Fransız Janet’ten, I. Abdülhamit Fransız İda’dan, III. Selim Cenevizli Agnes’ten, IV. Mustafa Bulgar Sonya’dan, II. Mahmut Fransız Rivery’den, I. Abdülmecit Rus Yahudisi Suzi’den, Abdülaziz Roman Besime’den, V. Murat Fransız Vilma’dan, II. Abdülhamit Ermeni Virjin’den, Vahdettin Henriet’ten doğma... Çorbadan her kaşık aldıkça, yerine su koyun... Bakın ne oluyor sonunda... Dil dahi daha çok Arapça, Farsça... Konuş, bizim Osman anlamaz... Şimdi okulda kendi dillerini (!) “ders” yapmak istediklerine göre... Ki çocuklar çözebilirlerse baksınlar “ecdat” ne dedi?.. Türkleri yaklaştırmadılar, 1876 Anayasası’na kadar Osmanlı devlet belgelerinde “Türk” kelimesi geçmiyor zaten... Çöküş döneminde artık Türklere iş düştü, yedi cihana gönderilip destan destan savaştırdılar, kemikleri orada kaldı... Kısacası; Türkiye Cumhuriyeti, Türk Devleti’dir... Osmanlı değil... Dincileri çeken de burası; Türklük değil, İslam önde olsun... Bu nedenle de cumhuriyeti sevmeyip nefret ederken, akılları Osmanlı’da... Ecdat, Osmanlıca, saray ve sultanlık tutkusu budur... Bak Türk Milleti Cumhurbaşkanı yaptı... Yoksa “Emir-i Ahur” olacaktı... Olsa olsa..."
Bekir Coşkun