Güzergâhdan dolayı Yozgat’a uğradım.. Şehir merkezini gezmem on altı (16) dakikamı aldı. Fotoğraf çekmeye değer sadece burayı bulabildim. Rabbim kimseyi buraya düşürmesin çok zor bir yer..
Her defasında aklıma etrafta yaşayanlar gelir. Toplumsal bir varlık olan insanın ötekiler yokmuşcasına bu denli yaşayabilmesinin etik hiçbir yanı yoktur.
Estetiğe değinmiyorum bile.
Geçenlerde bir arkadaşa bir şey sordum. Cevap verip dinledi diye
"seni de yordum kusura bakma" dedim. İnsan bu denli mahçup hissettiği biriyle ne arkadaş olabilir ne de bağ kurabilir bence.
(Zaten artık arkadaşım da değil.)
Dün terziye gitmiştim. Terzi mahalleli çok sevdiğim bir abidir. Kapıda kedi vardı. Onu besliyordu. İçeri girmez değil mi? diye sordum.
Kedi fobim var malum.
Senin gibi biri bunu yenmeli ve bu sevgiyi tatmalı, dedi.
Böyle bakınca üzücü hakikaten.
Dost olma duygusuna verdiğim kıymetin bir işareti de şu : normalde selam vermeyeceğim insanlara - ki ben rol de yapamam- sadece dostlarımın hatrına katlandığım oluyor.
İnsanlardan çok yoruluyorum.
Üzerimde inanılmaz bir bıkkınlık var. Tanış olmanın bir adım ötesinde o bayağı halleri, bir türlü olmayan iletişim becerileri...
Sizden öyle bıktım ki...
Ülkemizki herkes politik birer analiz ustası. Toplu taşımada, bankada, sırada, mesaide, klavyede ahahs analizler çok komik ama suratlarına çok komiksin diyip uğraşmak istemiyorum.
Hepiniz haklısınız. :)