"Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı."
-Giordano Bruno
Son yıllarda kur riski alarak TL mevduata ve tahvillere para yatıranlar dolar bazında ciddi gelir elde ettiler. Onlar kazanırken ekonomi kaybetti.
Bu, sürdürülebilir bir durum değildir.
https://t.co/Wef5b9Ddza
13 Temmuz gecesi saat 23.00 sıralarında, Giresun Sahil Güvenlik 73 Komutanlığı'nda görevli bir sahil güvenlik devriye botu, kayalıklara çarptı.
İddiaya göre; botta görevli 1 astsubay, 2 uzman çavuş ve 4 sivil şahıs bulunuyordu ve söz konusu sivil şahıslar 20’li yaşlardaki genç kadınlardı.
Kaza sonrasında tedbir amacıyla askeri personel ile sivil şahısların farklı hastanelere sevk edildiği ve hayati tehlike oluşturacak nitelikte ciddi bir yaralanmanın bulunmadığı paylaşılsa da sivil kişilerin kimlikleri, tekneye hangi yetki ve izin kapsamında bindikleri ve botta bulunma gerekçeleri hakkında şu ana kadar kamuoyunu aydınlatıcı resmi bir açıklama yapılmadı.
Olayla ilgili çok sayıda iddia öne sürülüyor.
Konuyu Meclis gündemine taşıdım, İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi'nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdim ve iddiaları sordum:
1- Söz konusu kazaya 4 sivil şahsın karıştığı iddiası doğru mudur? Doğruysa bu şahıslar kimdir, yaşları, cinsiyetleri ve teknede bulunma sebepleri nedir?
2- Basında yer alan haberlerde “Yaralı sivillerinin kaza sırasında sahilde mi yoksa teknede mi bulunduğu ile ilgili araştırma sürüyor” yönünde ifade dikkat çekmektedir. Söz konusu şahıslar kazaya nasıl karışmıştır? Şahıslar teknede midir? Sahilde midir?
3- Giresun-Bulancak Burunucu sahili mevkiinde faaliyet gösteren ve SUP (Stand Up Paddle/Ayakta Kürek Sörfü) etkinlikleri düzenleyen bir işletme çevresinden zaman zaman bazı kadınların sahil güvenlik botuna alındığı ve botta alkol tüketildiği yönündeki iddialar araştırılmakta mıdır? Araştırıldıysa detayı nedir? Araştırılmadıysa gerekçesi nedir?
4- Söz konusu kaza ve iddialar kapsamında Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yürütülen idari ve adli soruşturma var mıdır? Varsa detayları nedir? Kimler hakkında hangi gerekçelerle soruşturma yürütülmektedir? Soruşturma yürütülmüyorsa gerekçesi nedir?
15 Temmuz’un yıl dönümünde her yıl mutlaka röportaj veren, düzenlenen seminerde konuşan Bekir Bozdağ bu kez hiç bilmediğimiz bir şey anlatmış.
Bugüne kadar hiç bahsini etmediği bir hadiseden bahsetmiş, şaşkınlıkla okudum, gözlerime inanamadım.
AK Partili Bekir Bozdağ 10 yıl sonra o gece verdiğini söylediği çok önemli bir talimatı, iktidar yargısının pek sevdiği ifadeyle söyleyelim, “adeta” büyük bir kahramanlık hikâyesini şöyle anlatıyor:
“O dönem yargıyı ve emniyeti kuşatan FETÖ, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve oğlu Bilal Erdoğan’ın evinde arama yapılması yönünde bir karar çıkarmıştı. Tehlikenin büyüklüğünü görerek hemen Selami Yıldız Bey’i aradım ve kendisine, ‘Selami, Sayın Cumhurbaşkanımızın evinin etrafındaki bütün korumaları derhal değiştir. Yerlerine vatanını, milletini seven özel harekatçıları yerleştir. Eğer oraya uydurma kararlarla aramaya kalkışan hainler gelirse, gerekirse silahla karşı koyacaksınız ama o kapıdan içeri adım attırmayacaksınız’ talimatını verdim. Selami Müdürümüz bu meydan okumayı tereddütsüz kabul ederek tüm koruma kadrosunu vatansever unsurlarla değiştirdi ve liderimizin can güvenliğini korudu.” (Sabah gazetesi, 13 Temmuz 2026)
Muhteşem bir hikâye değil mi?
AK Partili Bozdağ’ın dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın gözlerine bakarak anlattığı bu hikâye evet, muhteşem bir hikâye ama keşke gerçek olsaydı.
Peki, gerçek ne?
Aslında normalde Adalet Bakanı Bekir Bozdağ böyle bir talimat için neden İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ı araması gerekir ama hadi bunu geçelim. Diyelim ki Çalışkan yerine Selami Yıldız’ı aramış.
Sayın Bozdağ’ın Selami Yıldız’ı araması ve böyle bir talimat verebilmesi için Selami Yıldız’ın İstanbul emniyetinde görevli olması gerekir değil mi?
Yıldız o tarihte nerede?
19 Ocak 2015 tarihinde Bursa İl Emniyet Müdürü olarak atanan Selami Yıldız elbette ki o tarihte Bursa’da.
Dücane Cündioğlu:
"AHBAP'ın evinden trilyonlar geçerken devletin bundan habersiz olması mümkün mü? Bu işleri devletin izni olmadan yapması mümkün mü?
Burada ahbap çavuş ilişkisi var. Çavuşları yargılayamayız. Ahbapları günah keçisi yapıp harcarlar."
TBMM Genel Kurulu’nda, Türkiye-Irak ham petrol boru hattı tahkim davası ve 1,47 milyar dolarlık tazminat kararının araştırılması önerisi, Akp ve Mhp oylarıyla reddedildi.
TBMM Darbe Araştırma Komisyonu Üyesi olarak net bir bilgi veriyorum:
Darbe Araştırma Komisyon Raporu komisyon başkanı Sayın Reşat Petek tarafından TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman’a sunulmuş ve basımı yapılmıştır. Ancak bir el o raporu görünmez hale getirmiştir. “Rapor TBMM Başkanına sunulmamıştır” sözü açıkça yalandır. Anadolu Ajansının haberi bu yalanı açıkça göstermektedir.
Her yıl 15 Temmuz’da tekrarlıyorum.
Yine tekrar edeyim.
Son 10 yılda görev yapmış yetkili devlet görevlileri ve siyasilerin 15 Temmuz 2016 gecesi HTS/Baz kayıtları tespit edilsin.
Sizce yüzde kaçı alnının akıyla çıkar?
Bugün yüksek perdeden konuşmak kolay.
Hadi bakalım.
Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner tutuklandı.
Oysa gözaltı kararı verildiği anda yurt dışındayken hemen Türkiye’ye dönen, çağrıldığı her an gidip ifadesini verecek, görevinin başında olan bir belediye başkanından söz ediyoruz. Evinde yapılacak aramalar için yedek anahtarını dahi teslim edecek kadar sürece açık ve şeffaf davrandı…
Soruyorum; kaçma şüphesi nerede? Delilleri karartma ihtimali nerede?
Deliller ortada. Belgeler ortada. Hiçbiri bir yere kaçmıyor.
Tutuksuz yargılama mümkünken neden kişi özgürlüğünü ortadan kaldıran en ağır tedbire başvuruluyor?
Unutulmaması gereken temel ilke şudur:
Tutukluluk bir tedbirdir ve cezaya dönmemelidir.
Yalnızca başka hiçbir tedbirin yeterli olmayacağı zorunlu h��llerde başvurulabilecek son çaredir.
Bugün ise ne yazık ki son çare olması gereken tutuklama, ilk tercih hâline getiriliyor.
Oysa tutuklulukta geçen tek bir saatin bile telafisi yoktur. Kaybedilen zamanı hiçbir mahkeme kararı geri getiremez. Ailelerin yaşadığı acıyı hiçbir gerekçe ortadan kaldıramaz.
Adalet; özgürlüğü kolayca elinden almak değil, hukuk devletinin güvencesi altında adil yargılamayı sağlamaktır.
Hüseyin Başkanın yanındayız.
@canarsuzu_06 Unutmadan birde benim kara çarşaflı Kamyoncu şerife vardı!! Kadın herkesi dolandırmış birde akepeli belediyelerin bir kısmından binlerce lira konuşma ve program ücreti almıştı.
📍İşin aslı şu;
➖İktidar, Irak Merkezi Hükümeti’ni baypas ederek Barzani ile anlaştı ve Irak petrollerini Kerkük üzerinden boru hattı ile Ceyhan’a taşıdı.
➖Ceyhan’a gelen petrol tankerlerle dünya piyasalarına dağıtıldı ama ağırlıklı olarak İsrail’e gönderildi.
➖Irak Merkezi Hükümeti, bu ticaretin hukuksuz olduğu gerekçesi ile Türkiye’yi Paris Merkezli ICC Tahkim Mahkemesi’ne şikâyet etti ve davayı kazandı.
➖Bu ticaretten yerli ve yabancı şirketler milyarlarca dolar kazandı.
➖Ancak 1 milyar 470 milyon dolar cezayı Aziz Türk Milleti ödeyecek.
➖Bu para, böyle bir ticaretin nelere mâl olacağını öngörüp sorumluları ikaz etmeyen, bu ticaretin 1973 tarihli boru hattı anlaşmasının ihlali olduğunu hatırlatmayan, Dışişleri Bakanlığımızın 2026 bütçesinin tam 1.5 katı.
📍Hikâye burada da bitmiyor.
➖Aldığım bilgiye göre aynı petrol ticareti ile ilgili 2 yeni dava daha yolda ve toplam ceza miktarı muhtemelen 5 milyar doları bulacak.
➖Birileri inanılmaz bir servete sahip olurken, bedelini yoksulluk ve sefalet içindeki halk ödeyecek.
➖Yazık bu güzel ülkeye, yazık bu çilekeş millete!
Ahmet Telli'nin ailesi Kılıçdaroğlu'nun ziyaret isteğini şu sözlerle reddetti:
"Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun taziye ziyaretinde bulunmak istediği tarafımıza iletilmiştir. Babamızın vefatına kadar olan süreçte Kayyum görevinin vermiş olduğu yoğunluk nedeniyle, yanımızda olamadığını biliyor, kendisinin bu nazik düşüncesi için teşekkür ediyoruz...
Artık taziye sürecini yalnızca ailemiz ve yakın dostlarımızın sessizliği içinde yaşamayı tercih ediyoruz"
https://t.co/9UdSVa3qsw
Karaman Valisi, 15 Temmuz programına kentteki memurların katılımı zorunlu tuttu.
Kamu kurumlarına gönderilen yazıda, “kamu kurum ve kuruluşlarının yönetici ve personelinin eksiksiz ve en üst düzeyde katılım sağlaması” istendi, memurlara izin verilmeyeceği bildirildi
Belgesi👇
Televizyon izlemiyor, etkisiz elemanların açıklamanı dinlemiyorum!
Alın size açıklama, alın size halkın “DEĞİŞİM” talebinin canlı yayını!
Görüntüler an itibarıyla Ankara’dan! Bu görüntüler koltuk sevdalılarını çok rahatsız etmiş!
Onlara inat her yerde paylaşalım ve daha gür sesle söyleyelim:
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA!
DEĞİŞİM İSTİYORUZ!