Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımızın 39’uncu yılını canıgönülden tebrik ediyorum.
Millî savunma hamlemize, savunmamızın millîleştirilmesine yönelik kritik hamlelere önemli katkılarda bulunan Vakfımıza bugüne kadarki hizmetleri için şükranlarımı sunuyor, gelecekteki çalışmalarda başarılar diliyorum.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, insanlık ittifakının temsilcisi olarak savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir.
Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır, soykırım şebekesinin yüzüne âdeta bir tokat gibi inmiştir.
Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil; işledikleri cinayetlerin, döktükleri kanların hesabını verecekleri mahkeme salonlarıdır.
İnşallah o günler de gelecektir.
Bugün bir kez daha söylüyorum:
Kendisini seçilmiş zanneden, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören; insafı, vicdanı, ahlakı, ilkesi olmayan işgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız.
Ne yaparlarsa yapsınlar geri adım atmayacağız.
İl Müdürlüğümüzü ziyaret ederek ilimizdeki tarım ve ormancılık faaliyetlerini, sahadaki ihtiyaçları ve öncelikli çalışma alanlarımızı değerlendirdik. Özveriyle görev yapan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
COP31 hazırlıklarını da yerinde inceleyerek çalışmaların son durumunu değerlendirdik. Ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31’in, tarım ve ormancılık alanında uluslararası iş birliğimize katkı sunmasını diliyorum.@TCTarim #cop31
📍Antalya
Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu marjında düzenlenen etkinlikte “İklim Eylemi” ve “Adil Geçiş” konularını ele almak üzere bir toplantı gerçekleştirdik.
İklim hedeflerimizi toplumsal ve ekonomik gerçeklerle buluşturamadığımız her öneri, başarısızlığa mahkûm olacaktır.
Ülkelerin refahını güçlendirecek adımların, kendi şartları, imkânları, kalkınma öncelikleri doğrultusunda şekillenmesi gerekiyor.
Finansman ve teknolojiye erişimdeki eşitsizlikler sürerken bütün ülkelerden aynı hızda ilerlemelerini beklemek gerçekçi değildir.
İklim hedefleriyle kalkınma ve refah arasında güçlü bir bağ kurabildiğimiz ölçüde adil geçişi de kalıcı hale getirebiliriz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın daha adil ve yaşanabilir bir dünya için önemli mesajlar içeren Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulundaki hitapları, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız tarafından kitaplaştırıldı.
🇹🇷 #ErdoganTheVoiceOfJustice (Adaletin Sesi Erdoğan)
https://t.co/Co4pnUJAwM
Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu vesilesiyle bulunduğumuz New York şehrinde Türk-Amerikan iş dünyasının değerli temsilcileriyle Türkevimizde bir araya geldik.
Sanayiden finansa, enerjiden ulaştırmaya, sağlıktan savunmaya kadar birçok konu ve sektörü değerlendirme fırsatı bulduğumuz buluşmaya katkıları için Amerikan Ticaret Odasına, iş konseylerimize ve DEİK’e teşekkür ediyorum.
Diplomatik ilişkilerimizin 100’üncü yılına yaklaştığı bugünlerde ABD ile yakalamış olduğumuz ivmeyi ekonomi alanında da sürdüreceğimize, hep birlikte 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize kısa sürede ulaşacağımıza gönülden inanıyorum.
🇹🇷 #ErdoganTheVoiceOfJustice (Adaletin Sesi Erdoğan)
Birleşmiş Milletler kürsüsünde yalnızca bir şiirin dizeleri değil, vicdanın ve hakikatin sesi yankılandı.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, merhum Sezai Karako��’un “Onlar Sanıyorlar ki” şiirinden dizeler okuyarak hitabını tamamladığı bölüm, Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulüm karşısında insanlığın ortak vicdanına güçlü bir çağrıydı.
Şairin yıllar önce kaleme aldığı dizeler, bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun kürsüsünde yeniden anlam buldu.
Hakikat susmaz, vicdan susmaz, tarih de unutmaz!
🐟 Su Ürünleri Genetik Kaynaklarımızın Korunması ve Geleceğe Aktarılması İçin Çalışmalarımız Sürüyor
Su Ürünleri Genetik Kaynaklarının Tesciline İlişkin Yönetmelik kapsamında oluşturulan Su Ürünleri Genetik Kaynakları Tescil Ulusal Komitesi’nin olağan toplantısı, Genel Müdürümüz Dr. Mustafa Altuğ ATALAY başkanlığında, yüz yüze ve çevrim içi katılımla gerçekleştirildi.
Toplantıda; ikisi endemik özellikte olan 3 balık türü ile Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğümüz (SUMAE) tarafından 25 yıldır kültüre alma ve ıslah çalıșmaları sūrdürūlen Karadeniz Somonu ıslah hattının tescili değerlendirildi.
📌 2026 yılı çalışmaları kapsamında;
🐟 Fırat Turnası (Luciobarbus esocinus)
🐟 Isparta Ot Balığı (Pseudophoxinus fahrettini)
🐟 Sarıağız (Argyrosomus regius)
🐟 Karadeniz Somonu (Salmo labrax) SUMAE F5 Islah Hattı (SAFİR)
olmak üzere 3 tür ve 1 ıslah hattının, Bakanlığımız adına tescili Komite gündeminde görüşüldü.
🌱 TAGEM olarak bugüne kadar endemik özellik taşıyan veya ticari değeri yüksek 46 su ürünleri genetik kaynağının tescili gerçekleştirilmiştir.
Genetik kaynaklarımızı koruyor, bilimsel araştırmalarla geliştiriyor ve geleceğe taşıyoruz. 🇹🇷
@TCTarim@trabzonsumae
Tayyip Erdoğan olarak, vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin cumhurbaşkanı olarak BM kürsüsünden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların sesi olmaya, onlar için konuşmaya, mücadele vermeye devam edeceğim. #UNGA81
Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.
Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir:
Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz.
Şüphesiz karanlığa yumruk sallamak kolaydır; zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir.
Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir.
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. #UNGA81
Bu noktada bazı temel prensipleri paylaşmak istiyorum:
Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz.
Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur.
İkinci olarak uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız.
Türkiye olarak Karadeniz Tahıl Koridoru gibi bu ilkeyle hareket ettiğimiz her konuda netice aldık, hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk.
Üçüncü olarak iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz.
Dördüncü olarak dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz.
Son olarak insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz.
Bilinmelidir ki teknokutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.
Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyon artık son bulmalıdır.
Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyorum. #UNGA81
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. #UNGA81
Bu noktada bazı temel prensipleri paylaşmak istiyorum:
Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz.
Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur.
İkinci olarak uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız.
Türkiye olarak Karadeniz Tahıl Koridoru gibi bu ilkeyle hareket ettiğimiz her konuda netice aldık, hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk.
Üçüncü olarak iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz.
Dördüncü olarak dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz.
Son olarak insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz.
Bilinmelidir ki teknokutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı “BM, Güvenlik Konseyi’nin veto hakkını kaldırmalıdır” başlıklı makalesi ABD’nin önde gelen medya kuruluşlarından Bloomberg’de yayımlandı.
Sayın Cumhurbaşkanımız makalesinde, İkinci Dünya Savaşı sonrasının güç dengelerini yansıtan mevcut uluslararası sistemin günümüzün değişen şartlarına cevap vermekte yetersiz kaldığına dikkat çekti. Küresel meselelerin çözümünün birkaç ülkenin iradesine bırakılamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanımız, daha adil, etkin, kapsayıcı ve hesap verebilir bir uluslararası düzenin inşası için somut reform çağrısında bulundu.
“Dünya 5’ten büyüktür” çağrısının temelindeki daha geniş ve adil temsil anlayışını bir kez daha ortaya koyan Cumhurbaşkanımız, BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto imtiyazının kaldırılmasının gerçek bir reformun başlangıç noktası olması gerektiğini vurguladı. Genel Kurulun rolünün güçlendirilmesi, seçilmiş üyelerin karar alma süreçlerinde daha fazla ağırlık kazanması ve hiçbir ülkenin uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini tek başına engelleyememesi gerektiği mesajını verdi.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu yaklaşım, yalnızca mevcut sistemin sorunlarına işaret etmekle kalmıyor; farklı coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini ortak bir zeminde buluşturan daha kapsayıcı bir küresel düzen için de yol haritası sunuyor. Türkiye; köklü devlet geleneği, güçlü diplomatik kapasitesi ve çok taraflı diplomasi tecrübesiyle daha adil bir dünyanın inşasına katkı sunmayı sürdürecektir.
➡️ https://t.co/nVqTlU5Dpr
14 yıllık zulmün ardından Suriye, 8 Aralık Devrimi’yle birlikte yeni bir yola girdi.
Cumhurbaşkanı Şara’nın liderliğinde Suriye’nin, her türlü iç ve dış tahrike rağmen güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz.
Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz.
Bir diğer komşumuz Irak’ta devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına desteğimiz tamdır.
Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak’la iş birliği içinde çalışıyoruz. #UNGA81
Eğer Birleşmiş Milletlere olan güven gerçekten artırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir:
Gazze’de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil, özgürce süzülen uçurtmaları görecek. #UNGA81
Lübnan’da çocuklar, gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak.
Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek.
Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak.
Birleşmiş Milletlere güven, ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir.
190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir.
Güvenlik Konseyi, dünya 5’ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.