Siyonist dölleri,Apo'nun piçleri,fetö'nun haşhaşileri ve Kemalist teröristler hepinize yetecek layık olduğunuz sözlerim var.
Nasil gelirsen öyle karsilanirsin
GENÇLERİN ENERJİSİ GÜNÜMÜZÜ AYDINLATTI
Sosyal medyadan seslenip, yorum yapmamızı isteyerek yüzümüzü güldüren Konya Fatihan Eğitim İzcilik Spor Kulübü’nün pırıl pırıl gençleri bugün misafirimizdi.
O gün dondurmalarını afiyetle yiyen kıymetli evlatlarımızla bugün yüz yüze hasbihal etmek, onların heyecan ve enerjisini görmek bizi ziyadesiyle mutlu etti. Yaz Kur’an Kursunda gösterdikleri gayretten dolayı her bir yavrumuzu yürekten kutluyor, onları yetiştiren kıymetli ailelerine ve hocalarına şükranlarımı sunuyorum.
Bu anlamlı ziyarette gençlerimize eşlik eden Mevlana Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü ve Fatihan Eğitim İzcilik Spor Kulübü Başkanı Bekir Tekkaymaz ile Yaz Kur’an Kursu boyunca gençlerimize değerli katkılar sunan müzisyen Ali Rıza Aka’ya da hassaten teşekkür ediyorum.
Evlatlarımızın gözlerindeki ışık, Türkiye’mizin aydınlık geleceğinin en büyük teminatıdır. Bu güzel kardeşlerime nazik ziyaretleri ve samimi sohbetleri için teşekkür ediyorum. Cenâb-ı Hak her birinize hayırlı, bereketli ve muvaffakiyetlerle dolu bir ömür nasip eylesin; yolunuz daima açık, bahtınız güzel olsun gençler!
İmamlık yaptığı dönemde, cemaatinden birisinin,
Hocam bu Nurcular hiç Peygamberimizden bahsetmiyorlar, hep Bediüzzaman, hep Bediüzzaman diyorlar.
Diye olan bir hatırasını şöyle anlatıyor.
Hiç bir Kürt, Kur'an-ın lanetlediği bir kavmi savunmaz.
Çünkü Kürtler Müslümandır, herkesten çok dinine ve namusuna bağlı bir millettir, dini ve namusu için canını feda eder.
Lut kavmini savunanlar, Kürt değildir ve olamaz.
Belki Kürt perdesi altına girmiş başka milletlerdir.
@selcukefetr@medya_post Zerre samimiyet yok sözlerinde.
Firavunun açığa çıkardığı kibir sizde gizliden işliyor.
Siyasin bir namusu haysiyeti şerefi var sizin siyasetinizde o da yok.
Ne olmadiginiz belli!
Daha neler olacağınız netleşmedi.
Beyler hicsiniz.
Bu sebeple
Ne selamın alınır ne kelamın dinlenir
@SaidAmidi_1 Allah sizin serrinizden ümmeti muhafaza etsin.Allah haset edenlerin,ümmetin içine firne tohumu etkenlerin,Müslümanlara iftira atanlarin,Müslümanlar arasında ayrılığa sebep olacak söylemlerde bulunanların,k��firlere yaranmak için hedef gosterenlerin, bin türlü belasini versin inş.
Ne oldu?
İlk dört maddeye dokunulmadı.
Atatürk milliyetçiliği duruyor.
Laiklik duruyor.
Demokrasi duruyor.
Hukuk devleti duruyor.
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü duruyor.
Ama bunların ne anlama geldiği yeniden tarif edildi.
Türk Milleti’nin tarifi değişti.
Atatürk milliyetçiliğinin tarifi değişti.
Laikliğin tarifi değişti.
Millet egemenliğinin TBMM ile Cumhurbaşkanlığı arasındaki ilişkisi değişti.
Kuvvetler ayrılığı yerine, adı konulmadan, birlik, uyum ve koordinasyona dayanan başka bir anlayış getirildi.
Çağdaş medeniyet anlayışının yerine tarihî ve İslam medeniyeti eksenli başka bir medeniyet anlayışı konuldu.
Temel hak ve hürriyetlerin sınırları başka türlü tarif edildi.
Bütün bunlar yapılırken Anayasa’nın 2. maddesindeki “Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan” hükmüne de dokunulmadı.
Onun için yeni Anayasa tartışmasında sadece;
“İlk dört maddeye dokunacak mısınız?”
diye sormak yetmez.
Başlangıç bölümüne ne yazacaksınız?
Bence cevap verilmesi gereken asıl soru bu.
Herkes emin olsun, rahat olsun…
Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz, bize güvenen hiçbir dostumuzu, hiçbir kardeşimizi yarı yolda bırakmayız.
Kanaatimce İslam karşıtı Kemalistler, İslam şiarlarını izhar edenlerden intikam almanın bir yolunu buldu: Cumhurbaşkanına hakaret!
Güçlü oldukları yerlerde doğrudan, güçlü olmadıkları alanlarda ise hükümete veya Cumhurbaşkanına yönelik eleştirileri gündeme taşıyarak istedikleri kişileri tutuklatıyorlar. Zira hükümetin yumuşak karnını iyi biliyorlar.
Benzer bir durum daha önce Furkan Bölükbaşı'nda da yaşanmıştı. Ancak unutmamak lazım: Zulüm zulümdür. Zulüm için tuzak kuran da onu uygulayan da ona sessiz kalarak meşrulaştıran da zulme ortaktır.
🔴 34 YIL ÖNCE BUGÜN: Türkiye’nin Bosna’daki ilk şehidi Selami Yurdan..
Sırplara karşı mücadele eden Müslümanların silahlı direnişine katılmak için Saraybosna’ya giden Selami Yurdan, 22 Ağustos 1992 günü Sırplarla girilen çatışmada şehid edildi.
Son günlerde bazı şahıs ve yapılar hakkında başlatılan adli soruşturma ve operasyonlar kamuoyunun gündemindedir. Devam eden soruşturmaların esasına ilişkin peşin bir hüküm vermeksizin ifade etmek gerekir ki; suç şüphesi bulunan her fiil hukuk içerisinde araştırılmalı, süreç boyunca masumiyet karinesi, suçların şahsiliği ve adil yargılanma hakkı başta olmak üzere hukukun temel ilkeleri büyük bir hassasiyetle korunmalıdır.
Bu soruşturmalar yürütülürken gözetilmesi gereken bir başka önemli husus da şudur: Basın-yayın organları ve çevrelerince, henüz yargısal süreç tamamlanmadan münferit iddialar cemaatlerin, vakıfların ve İslami sivil toplum kuruluşlarının geneline teşmil edilerek bu yapılar zan altında bırakılmamalıdır.
Cemaatler, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları; eğitimden hayır faaliyetlerine, toplumsal dayanışmadan manevi değerlerin yaşatılmasına kadar önemli hizmetler yürütmektedir. Bu yapıların hukuka uygun, şeffaf ve hesap verebilir olması ne kadar önemliyse, münferit fiiller üzerinden topyekûn kriminalize edilmelerine karşı çıkmak da o kadar önemlidir.
Suç kimin tarafından işlenirse işlensin cezasız kalmaması; kime karşı yapılırsa yapılsın haksızlığın karşısında durulması temel ilkelerimizdendir. Bu nedenle yetkili makamları, soruşturmaları hiçbir kişi veya yapıyı peşinen suçlu ilan etmeden, hukukun temel güvencelerine titizlikle riayet ederek yürütmeye; aynı zamanda bu süreçlerin dinî yapıları ve mensuplarını hedef gösteren, zan altında bırakan ve itibarsızlaştıran kampanyalara dönüştürülmesine karşı gerekli hassasiyeti göstermeye davet ediyoruz.
🗣️ Kütahya Valisi Musa Işın:
"İslami değerler törpülendi, boşanmalar arttı, çocuk sayısı azaldı.
Duymadığımız, işitmediğimiz suçları öğreniyoruz.
Çareyi başka yerde aramaya gerek yok.
Tek çare İslami terbiyedir, İslami ilimdir, İslam ahlakıdır"
Değerli okuyucularımız!
Doğruhaber’in resmi X hesabı kötü niyetli kişilerce çalınmış, ardından yapılan görüşmeler sonucu hesap geri alınarak askıya alınmıştır. Ne yazık ki bugüne kadar yapılan tüm görüşmelere rağmen hesabımız bize geri verilmemiştir.Bu nedenle sizlerle iletişimimizi sürdürebilmek için yeni resmi X hesabımızı a��mış bulunuyoruz.
👉 Güncel haberlerimizi ve gündemi takip etmek için lütfen yeni hesabımızı takip edin. Desteğiniz için teşekkür ederiz.
Doğruhaber
Mustafa Kemal’e “diktatör” dediği için 3 yıl 9 ay ceza alan İsmail Çalık’ı, sivil iki polis evine gelip zorla götürmek istedi. İsmail Çalık, polisler sivil olduklarından güvenmeyip teslim olmak istemedi.
Daha sonra 2 sivil polis, 4 jandarma ve 2 yunus polisi gelip ters kelepçeyle yere yığıp darp ettiler. Hastane dönüşünde ise polislerden biri arabada İsmail Çalık’ı boğmaya kalkıştı. Öyle ki nefessizlikten gözleri karardı.
🔴 Bolu’da CHP 1.Genel Başkanı Mustafa Kemal için “diktatör” ifadesini kullanan bir vatandaş, evinden ters kelepçeyle gözaltına alındı.
Polisler, oğlunun alınmasını engellemek isteyen annesine “sana da işlerim yaparız” diyerek karşılık verdi.
İki küçük kız çocuğunu öksüz ve yetim bırakan bu operasyon için gerçek bir araştırmayı hala niye yapmıyorsunuz? Ortada bir cinayet hatta katliam var. Hesap veren kimse yok. Fakir baba ise hâlen ne yapacağını bilemez bir halde. Soruşturma açılmasını ve gereken idari ve adli işlemlerin yapılmasını istiyorum.
NATO Zirvesi sürecinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin daha önce yaptığımız açıklamada, özellikle IŞİD’e yönelik olduğu belirtilen operasyon kapsamında, Ankara’nın Haymana ilçesinde gece saat 03.00 sıralarında gerçekleştirilen polis baskınında Muhammed Kavi’nin ve eşinin hayatını kaybettiği olaya dikkat çekmiş ve tüm iddiaların etkin bir soruşturmayla aydınlatılması çağrısında bulunmuştuk.
Aradan geçen zamana rağmen olayın üzerindeki karanlık perde hâlâ aralanmış değildir. Son olarak Muhammed Kavi’nin babasının yaptığı açıklamalar, resmî anlatımla çelişen son derece vahim iddialar içermektedir. Babanın iddialarına göre;
• Olay kamuoyuna “çatışma” olarak servis edildi.
• Evde herhangi bir silah bulunmuyordu.
• Herhangi bir çatışma yaşanmadı.
• Gece saat 03.00’te kapı çalındı, “Muhammed içeride uyuyor, çağırayım.” denilmesine rağmen beklenmedi.
• Güvenlik güçleri doğrudan yatak odasına ateş açtı.
• Muhammed Kavi ağzından, eşi ise başından vuruldu.
• Muhammed Kavi’nin IŞİD ile hiçbir ilgisi yoktu; aksine bu örgüte karşıydı.
• Operasyon sırasında polis kameraları kayıt hâlindeydi.
Acılı baba, bu iddialar doğrultusunda oğlu ve gelininin yargısız infaza maruz kaldığını belirterek adalet talebinde bulunmuştur.
Bu vahim iddiaların vakit kaybetmeksizin açıklığa kavuşturulması elzemdir.
Hayat hakkı, isnat edilen suç ne olursa olsun herkes için dokunulmazdır. İleri sürülen iddiaların etkin bir şekilde araştırılması ve olayla ilgili tüm delillerin, özellikle polis kamerası kayıtlarının kamuoyuyla paylaşılması; bağımsız, tarafsız ve etkili bir soruşturma yürütülerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur. Hukuk dışı bir uygulama söz konusu ise, sorumlular hakkında gerekli adli ve idari işlemler gecikmeksizin başlatılmalıdır.
Başkanlığımız nezdinde avukatlardan oluşan bir araştırma komisyonu kurulmuş olup, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla aile fertleri ile adli ve idari merciler nezdinde gerekli görüşme ve incelemeler gerçekleştirilecektir. Komisyonumuzun yapacağı araştırma ve incelemeler neticesinde ulaşılan bilgi ve bulgular kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Haymana’da yaşanan bu olayın takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyor; yetkilileri kamu vicdanını tatmin edecek şeffaflıkta hareket etmeye ve adaletin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz.