Milletvekilliği en fazla 2 dönemle sınırlandırılmalı. Milletvekili emeklilik hakkı tekrar düzenlenmeli. 4-5-6-7 dönem milletvekilliği mi olur? Sonra belediye başkanı ol. İmtiyazlı bir sınıf oluşturulmuş. Demokrasi bu değil.
Maddi sorunlardan dolayı satrancı bıraktığını açıklayan Milli satranç oyuncumuz Cem Kaan Gökerkan:
"4,5 yıldır benim antrenörüm yok.
Sadece uçak biletlerim ve masraflarım 3000 euro tuttu.
Bu bana bir şey sağlamayacak ve bunu Türkiye'de yapmanın mantıklı olmadığını düşündüm.
Farklı alanlarda devam etmek istedim."
🇹🇷Türkiye'nin yıllık enflasyonu %32,27'ye yükseldi.
Rusya – Ukrayna savaşı 4 yıl, 2 ay ve 10 gündür devam ediyor.
➡️Savaştaki Rusya'da 🇷🇺yıllık enflasyon % 5.90
➡️Savaştaki Ukrayna’da 🇺🇦 yıllık enflasyon %7.90
Yani külahıma anlat bütün o bahaneleri…
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Lübnan Arap ülkesi.
Ama hiç bir Arap ülkesi, İsrail’in Lübnan’a saldırıları durdurması için tepki göstermedi. İran ateşkesin koşulu olarak ileri sürdü.
22 Arap ülkesinin durumu bu…
🔴 #SONDAKİKA | İspanya Başbakanı Sánchez:
"Lübnan'ın yeni bir Gazze olmasına izin vermeyelim. Avrupa Birliği, İsrail ile olan Ortaklık Anlaşması'nı askıya almalı."
🚨 SON DAKİKA – Tam anlamıyla bir Holokost
İşkence görmüş ve organları çalınmış 5.000 Filistinlinin cesedi bulundu; 30.000 kişi hâlâ kayıp. Siyonistlerin canavarca eylemleri yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor.
Dünya buna daha ne kadar sessiz kalacak?
Benjamin Netanyahu is the biggest loser from the ceasefire and is trying to sabotage it by escalating military attacks on Lebanon, after having been the main instigator of the war in the region.
Ruh hastası, sapık ve katil sürüsü İsrail yönetimi İran-ABD uzlaşmasına tepki olarak bugün Beyrut’da ambulans, hastane, cenaze töreni, otel ve lokanta dahil yüz yeri bombaladı. Yüzlerce ölü ve yaralı. Adamlar tan anlamıyla pislik ve genetik olarak cani.
Dünya tarihi böylesine bir açıklamayı nadiren görmüştür.
Bugün Trump İran’ı tehdit ederek “Bu gece bir medeniyet yok olacak ve bir daha geri gelmeyecek” dedi.
Ayrıca kendisine “İran’daki köprülerin ve enerji altyapısının vurulması savaş suçu olmaz mı?” sorusu yöneltildiğinde verdiği ‘’Onlar hayvan’’ cevabı sıradan bir siyasi sertlik değil, savaşın doğasını değiştiren bir zihniyetin dışa vurumudur. Zira karşı tarafı “insan” olarak görmeyen bir anlayış, sivil-asker ayrımını da ortadan kaldırır ve altyapı hedeflerini meşrulaştırır.
Bu yaklaşım aynı zamanda uluslararası hukukun caydırıcılığının zayıfladığını, savaşın giderek kuralsızlaştığını ve psikolojik eşiğin aşıldığını gösterir. Bu noktadan sonra mesele sadece askeri değil, doğrudan toplumları hedef alan bir yıpratma ve çökertme stratejisine dönüşmektedir.
Aynı Trump birkaç gün önce de Hürmüz Boğazı için bir devlet başkanına yakışmayacak sinkaflı ve küfürlü ifadeler kullanmıştı.
Bu dil bir süper gücün liderine değil, akıl ve denge kaybı yaşayan despotlara aittir.
5000 nükleer savaş başlığının kontrolüne sahip Trump neden bu dengesizlik sınırına geldi?
-Düşen F 15 uçağının pilotunu kurtarma operasyonu pekçok kaynağa göre aslında zenginleştirilmiş uranyuma el koyma harekatıydı. Ancak sonuçları itibari ile 1980 yılında yaşanan rehine kurtarma operasyonu (kartal pençesi) operasyonundan çok daha pahalıya ve dünya sahnesinde büyük prestij kaybına neden oldu. Sadece ABD tarihinde değil, dünya tarihinde bir kişiyi kurtarmak için neredeyse 10 hava aracının ve kabaca 400 milyon $’ın harcandığı bir operasyona dönüştü. 1980 yılında yaşanan başarısız harekat başkan Jimmy Carter’ın seçimleri kaybetmesine neden olmuştu. Trump’ın İsrail adına giriştiği bu savaş da şüphesiz Kasım ara seçimlerinde ciddi zaafiyetine neden olacaktır. Trump bu paniği yaşamaktadır.
-Trump‘ın bakanları üst üste ciddi gafl ve hatalar yapmaktadır. Başta savaş Bakanı olmak üzere pekçok sorumluya kongrenin ve halkın güveni kalmamıştır. Trump sürekli bakan azlederken Hegseth general/amiral tasfiye ediyor. Bu ancak çok ciddi çöküş ve krizlerde yaşanır.
-Amerikan kamuoyunda bu savaşın İsrail’in çıkarları için yapıldığı, aynı zamanda Epstein dosyalarının karartılmasına yönelik olduğu inancı her geçen gün katlanmaktadır.
-ABD’de aklı başında olan devlet adamları ve askerler İsrail uğruna İran’la savaşmanın sonuçlarının gelecekte asıl jeopolitik rakip olan Çin ile hesaplaşmayı ABD aleyhinde etkileyeceğini bilmektedirler. Trump‘ın bu gerçeğe rağmen bir yandan ABD’nin askeri güç gerilemesine neden olması, diğer yandan da Asya Pasifik’tedeki müttefiklerinin korunmasına tahsis ettiği silahları bölgeye çekmesi büyük rahatsızlık yaratmaktadır.
-Trump ABD gücünün çöküşünü ve dolayısıyla doların hakimiyetinini gerilemesini hızlandıran bir başkan olarak tarihteki yerini almıştır. İran Savaşı bitirilmez ise şüphe yok ki Amerikan ekonomisi çok hızlı bir gerileme dönemine girecektir.
-Bu savaş küresel bütün ekonomik dengeleri alt üst etmektedir. Avrupa Rusya ile olan kopuş nedeni ile enerji güvenliğinde büyük bir krize sürüklenmektedir. Benzer kriz Asya Pasifik havzada ABD'nin Güney Kore ve Avustralya gibi müttefiklerinde daha da ağır yaşanmaktadır. Bu devletlerin Körfez'deki kukla devletler gibi ABD etki alanından gelecek dönemde uzaklaşma olasılığını ivmelendirecektir. Bu devletler ABD'nin zaten azalan ekonomik gücünün yanında askeri gücünün de gerilediğini görmektedirler. Hürmüz'ün kapanmasından sonra Bab el Mendeb Boğazı da kapanırsa ve ABD bu gelişmeye de mani olamazsa 1,2 trilyon dolarlık Amerikan savunma bütçesinin hiç bir anlamı kalmayacaktır.
Sonuçta, Trump, sadece bir savaşı değil, ABD’nin 250 yılda elde ettiği küresel konumunu hızla aşağıya çekiyor. Bu gidiş, doların hakimiyetinden askeri caydırıcılığa kadar geniş bir alanda erozyon anlamına gelir.
İran gibi 2500 yıllık bir medeniyete evsahipliği yapan bir Coğrafyayı ve medeniyeti ortadan kaldırmakla tehdit etmek orta çağda bile örneği görülmeyen bir akıl tutulmasıdır. Bu söylem, gelecekte Holocaust gibi insanlık suçlarını hatırlatan bir zihniyetin kapısını aralar. Trump’ın bu kararına İsrail ve ABD’de Armagedon’na inanan eskatolojik grupların dışında onaylayacak insanların olduğuna inanmak istemeyiz.
Bu dil geri dönüşü kolay bir dil değildir. Söylendiği anda hem lideri hem de temsil ettiği milleti bağlar. ABD, 1945 sonrası kurduğu düzenle dünyanın ulaşmak istediği bir “yıldız ülke”ydi. Bugün ise Trump yönetimiyle birlikte, hızla uzaklaşılan ve tepki çeken hukuksuz, değersiz, ahlaki normu olmayan çöken bir güce dönüştü.
Kanaatimizce bu demokrasi değildir. Bu, halkın çıkarlarına rağmen hareket eden oligarşik bir yapının bütün bir milleti geleceğe dönük olarak lekeleme riskidir.
Eminiz ki Amerikan halkı bu süreçten ders çıkaracaktır.
Ancak bugün gelinen noktada, İsrail ve Trump yönetimi dışında dünyanın büyük bölümünün İran’a daha yakın bir pozisyonda durduğunu görmek zor değildir.
Şerif Üniversitesi’nin dünyaca ünlü matematik profesörü prof. Dr. Zarei… gözleri dolu dolu, sesi titreyerek “Rastgeleleştirilmiş Algoritmalar” dersini sınıfın artık sadece enkazdan ibaret kalan duvarları arasından çevrim içi olarak anlattı.
Bir zamanlar bilimin, umudun ve gençliğin sesi olan o sınıf… şimdi sessiz, kırık ve yaralı.
Dünyanın önde gelen mühendislik üniversitelerinden biri olan Şerif Üniversitesi, dün ABD-İsrail saldırılarında hedef alındı.
Ama bilgi, o enkazın altından bile konuşmaya devam etti.
Prof. Dr. Zarei:
"Pekala, değerli öğrencilerime selamlarımı sunuyor ve hepinize sağlık diliyorum. Yüce Tanrı'dan aziz ülkemiz için yücelik ve onur diliyorum. Nerede olursak olalım kendimizi birer parçası olarak tanıttığımız yuvamız, Şerif Teknoloji Üniversitesi için de gelişim ve başarı diliyorum.
Geçen pazar günkü oturumumuzda, bir sonraki dersin (yani bugünkü dersin) içeriğinden bahsederken, içimden keşke bu dersi üniversitede, kendi ofisimde yapabilseydim diye geçirmiştim. Her ne kadar bu pek mümkün görünmese de... Ama şimdi gururla belirtiyorum ki; şu an üniversitenin bilişim merkezinde, bilgi ve iletişim teknolojileri merkezinde, yani üniversitenin araştırma ve eğitiminin kalbinde bu dersi gerçekleştiriyorum.
Dün burada yaşanan olay, basitçe bir binanın yıkılması gibi görülebilir ama aslında bu; ancak taş devri zihniyetine sahip birinden beklenecek, açık bir medeniyetsizlik örneğiydi. Kendilerine 'insan' diyen ama aslında insanlıktan nasibini almamış kimseler... Eğer bu yaptıkları 'insanlık' ise ve bizi bunun dışında görüyorlarsa, bilsinler ki sadece kelimeleri değiştirmişler. Evet, biz onlar gibi değiliz. Bizim inancımız var, Tanrımız var; kazanacağımıza dair inancımız tam.
Benim için gerçekten ilginç olan..."