🚨HEARTBREAKING: A mother documented the terrifying moments her young daughter endures every time the sound of Israeli missiles and nearby airstrikes shakes their home in Gaza.
@Aysun_22_@Elifmiray37 Değişik olan sizsiniz kesinlikle baya yorum okudum çok yorum yapmayı da sevmem ama içiniz habis pes doğrusu birde insanların arabası eski falan burada insan aşağılıyorsunuz. Belki araç kiralayacak bütçe yoktu belki vs. Siz kimseden insanlık beklemeyin size düşmez o pay.
🚨 İNSANLIK SINANIYOR
Gazze şu an tarifsiz dehşet anları yaşıyor.
Allah'a olan iman olmasaydı insanlar akıllarını yitirirdi.
Yaşanan imtihan son derece ağır.
#FeelGazasPain
Gazze'nin Acısını Hisset
BM, Gazze’de su çiçeği salgınının hızla yayıldığı uyarısında bulunuyor.
Çöken sağlık sistemi, kirli su, kalabalık barınma alanları ve ilaç yetersizliği; her hastalığı yeni bir felakete dönüştürüyor. Gazze’de artık yalnız bombalar değil, ablukanın ürettiği salgınlar da can alıyor.
CERN, Kehf Suresi ve Görünmeyen Sınırlar İnsanlık Evreni mi Çözüyor, Yoksa Allah’ın Buraya Kadar Dediği Eşiğe mi Dayanıyor?
Ya fizik, metafiziğin kapısını çalmaya başladıysa…
İnsanlık bugün sadece atomu parçalamıyor. İnsanlık bugün yaratılışın görünmeyen sınırlarına dokunmaya çalışıyor. CERN meselesine sadece bir laboratuvar, bir makine ya da parçacık deneyi diye bakarsak resmi eksik okuruz. Çünkü insan ne zaman maddenin en küçük noktasına inse, karşısına daha büyük bir sır çıkıyor. Atomun içine bakıyor, parçacık çıkıyor. Parçacığın ardına bakıyor, enerji çıkıyor. Enerjinin ardına bakıyor, alanlar çıkıyor. Alanların ardına bakınca da akıl aynı soruya dayanıyor Bu sistemin perdesi nereye kadar açılır?
Kur’an’da Rahman Suresi insan ve cin topluluğuna seslenir. Göklerin ve yerin sınırlarından geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Fakat bir sultan olmadan geçemezsiniz. İşte buradaki sultan sadece teknoloji midir? Sadece enerji midir? Sadece makine midir? Yoksa Allah’ın verdiği izin, ilim, hikmet ve kudret midir? İnsan hızlandırıcı yapabilir, parçacıkları çarpıştırabilir, uzayın derinliklerine bakabilir ama Allah dilemedikçe hiçbir varlık kendi haddini aşamaz.
Kehf Suresi de tam burada başka bir kapı açar. Çünkü Kehf Suresi baştan sona insan aklının sınırlarını anlatır. Ashab-ı Kehf kıssasında zamanın insanın sandığı gibi düz bir çizgi olmadığını görürüz. İnsan bir mağaraya girer, kendince kısa bir süre kaldığını zanneder fakat dışarıda yıllar değişmiştir. Burada bize söylenen sır şudur Zaman bile Allah’ın elinde bükülen, genişleyen, daralan bir perdedir. O hâlde bugün fizik zamanın göreceliğini konuşurken, kutsal metinler bize zaten zamanın mutlak olmadığını hatırlatmıyor mu?
Hz. Musa ile Hızır kıssası ise bilginin sınırını anlatır. Musa peygamberdir, ilim sahibidir fakat Hızır ile yürüdüğünde gördüğü olayların arkasındaki hikmeti hemen kavrayamaz. Çünkü görünen başka, hakikat başka olabilir. İşte bu çağın en büyük sorunu da burada başlıyor. İnsan gördüğünü gerçek sanıyor, ölçtüğünü mutlak sanıyor, çözdüğünü hükmedilecek zannediyor. Oysa Kehf bize der ki Her bilginin üstünde Allah’ın bildirdiği başka bir bilgi vardır. İnsan bazen sebebi görür ama hikmeti göremez.
Zülkarneyn kıssasında ise sınır meselesi karşımıza çıkar. İki dağ arasına set çekilir. Bu set sadece demir ve bakırdan yapılmış bir engel midir? Yoksa Allah’ın bir vakte kadar tuttuğu görünmeyen ölçünün sembolü müdür? Ye’cüc ve Me’cüc meselesi burada sadece bir kavim meselesi gibi okunmaz aynı zamanda kontrolsüz yayılmanın, sınır tanımayan gücün ve Allah’ın izni olmadan aşılmayacak perdelerin olduğu
İşte CERN’i Kehf Suresi ile birlikte düşündüğümüzde mesele daha da derinleşiyor. İnsanlık bugün yeni kapılar arıyor. Yeni boyutlar, yeni enerjiler, yeni frekanslar, yeni alanlar, yeni teknolojiler… Ama Kehf Suresi bize soruyor: Her kapı açılmalı mı? Her bilgi taşınabilir mi? Her perde kalkmalı mı? Her eşik geçilmeli mi?
Belki de asıl mesele başka boyutların varlığı değildir. Asıl mesele, insanın o boyutlara hangi niyetle yaklaşacağıdır. Hayır niyetiyle gidilen ilim rahmet olur. Kibirle gidilen ilim imtihan olur. Şeytanın düşüşü bilgisizlikten değildi. Bilgisi vardı. Fakat teslimiyeti yoktu. Ben ateştenim dediği yerde mesele ateş değildi, kibirdi.
Bugün insan da atomun içine inerken, enerjiyi çözerken, yapay zekâyı geliştirirken, genetik kodlara dokunurken ve görünmeyeni anlamaya çalışırken aynı imtihanın başka bir yüzüyle karşı karşıya İnsan hakikati mi arıyor, yoksa yaratılışın kodlarına müdahale edip kendini merkeze mi koymak istiyor?
Babil Kulesi belki de sadece geçmişte kalmış bir yapı değildi. İnsanlığın göğe ulaşma hırsının sembolüydü. Bugün kuleler taştan yapılmıyor. Parçacık hızlandırıcılarından, süper bilgisayarlardan, yapay zekâlardan, kuantum deneylerinden ve görünmeyeni çözmeye çalışan sistemlerden kuruluyor. Ama değişmeyen tek hakikat var Allah’ın koyduğu ölçü.
O dilemedikçe hiçbir perde kalkmaz.
Ama insanlık haddini aşarsa helakı olur.
Gazzeli Meryem. 💔
Yurtdışında tedavi gördü. İsrail’in olmadığı yerde çiçek açtı Meryem, iyileşti.
Keşke bütün Gazzeli çocuklar, haydut devletin zulmünden kurtarılabilseydi.
BENDEN NE OLUR DEME…
"Bu videoyu izleyen ve bugüne kadar Filistin hakkında tek bir paylaşım yapmamış olan her sayfa sahiplerine sesleniyorum:
Bu videoyu geçebilirsin, ama bu akşam kafanı yastığa koyduğunda o çocukların çığlığından kaçamayacaksın. Şimdi bir hikaye paylaş ve sessizliğini boz."☝🏼🗣️🇵🇸
İnsanlık tarihinin şahit olduğu en vahşi sahnelerden biri.
Han Yunis'daki Mawasi bölgesinde, yerinden edilmiş insanların çadırlarının bombalandığı ve 500'den fazla sivilin öldüğü anlar.
İsrail askerleri, Batı Şeria'nın Beitunia kasabasında Filistinli kız öğrencileri kaçırdığı görüntüler; kızlar asla özgür kalamayacakları korkusuyla çığlık atıyorlar...
Önce basın mensuplarını şehit ettiler.. ve biz göremez olduk!
Çocukların bu şekilde kaçırılmalarında büyük bir artış var ve son zamanlarda bin beş yüzden fazla çocuğun İsrail hapishanelerinde olduğu konuşuluyor.. Bir çoğundan haber alınamıyor.
Save the children of Gaza