Zamanların hem en iyisi hem de en kötüsüydü; bilgeliğin ve aptallığın çağıydı. Hem inanç hem de kuşku devriydi. Işığın da asrıydı karanlığın da. Hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışı. Her şeye sahiptik hiçbir şeyimiz yoktu.
Değersizleştirme refleksi olan insanın beyanı da yargıları da şüphelidir. Ne kadar sempati duyarsanız duyun, ne kadar bugüne kadar yaptığı işlerle gönlünüzü, beğeninizi, hayranlığınızı kazanmış olursa olsun; bir insan, söylemiyle, kullandığı sözcüklerle, başkalarına karşı aşağılayıcı, değersizleştirici pozisyon alıyorsa söylediklerine inanmadan önce tekrar tekrar düşünmek, gerçeklik testi yapmak lazım. Çünkü değersizleştirme refleksi, gerçekliğin o insan için katlanılmaz olduğunun göstergesidir. Ve insan, gerçekliğe katlanamadığı zaman onu çarpıtmakta mahirdir.
2023’ten aldığım ders: bir, hayat çok kısa. Sizi siz olarak kabul etmeyenlerin hoşuna gitmek gibi bir göreviniz yok. İki, insanlar bencildir. Bugün size faydası olacak bir karara karşı gelenler geri durduğunuzda oluşacak eksiği telafi etmeyecektir. Yani inatla kendiliğe devam.
“eğer bir dış etken sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur, onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır.” diyor marcus aurelius. dünya verdiğim değer kadar var. hayyam haklı; “ben varım diye var dünya, ben yok; o da yok.”
"Bu benim hayatım, onu ben yaşamak zorundayım ve onu kendi tarzımda yaşamak için her türlü hakka sahibim — önerebilirsin, tavsiye edebilirsin, ancak kimseden emir almıyorum. Bedeli ne olursa olsun, sonucu ne olursa olsun hiç kimseden emir almıyorum."
Canim 2006 cekiyo resmen yok mu hala zaman makinesi icadı falanı filanı ? Napiyo bu bilim insanları aşı
falan mı hala , yillar gectikce daha da tatsizlasiyo buna mi bi care bulsak acaba ama siz bilirsiniz uzun yaşamda onemlidir tabiğğ
Ölüm ve yaşam ikisininde bi'nedeni yokturİnsanlar doğar çünkü anneler bebek ister yadaTanrı safında savaşacak savaşçıya ihtiyaçlar vardırÖlürüz çünkü çok fazla kırmızı et yeriz ya da sigara içeriz
Kimse sonsuza dek yaşayacak kadar dikkatli olamazAma bir çaba gösterebiliriz,demi
Mahir’in gözaltına alınmasına sebebiyet veren tasarım buydu. “Sticker’dan bile korkuyorsunuz” çıkışının politik amacını anlıyorum. Fakat bu tasarımların gücü küçümsenmemeli. İlki doğrudan toplumsal muhalefetin sesini yansıttığı için bizatihi insanların kaygılarına dokunan mesajlar bunlar. Ayrıca içtiğimiz içeceklerden yediğimiz yiyeceklere direkt günlük hayatın kendisini politize ediyor. Stickerlar önü alınamayacak bir politik hareket sunuyor. Daha önemlisi doğrudan Erdoğan’ı hedef alıyor, onun sorumluluğunu ifşa ediyor. Clarity of responsibility diye bir kavram vardır. Sorumluluğun netliği diye. Erdoğan her seferinde dış güçler, muhalefet, faiz lobisi ya da danışmanları diye kendini temize çıkarıyor. Hayır. Doğrudan onun sorumluluğunu ortaya koyan söylemler geliştirmeliyiz. Ülkenin problemleri Erdoğan’ın yüzüyle eşleşmeli.
Şöyle stickerlar tasarladım.
İnsanların enflasyonla ve hayat pahalılığıyla en çok yüzleştikleri yerler olan marketlerde, manavlarda, pazarlarda ve alışveriş merkezlerinde yer alan ürünlere ve ürün rafları gibi yerlere yapıştırılsın diye.
Genel Başkanımız Erkan Baş, Uğur Dündar ile #HaftanınPanoraması programının konuğuydu:
“Türkiye İşçi Partisi aslında bir kırmızı çizgi. Bu kırmızı çizgiyi büyütürsek Türkiye’deki adaletsizlikleri, eşitsizlikleri engelleyebilecek yeni bir hat çizeriz.”
Genco Erkal, Aziz Nesin’in Hazret-i Dangalak adlı eserini seslendiriyor
“Kıçımla verdimse reverans, bagışlayın beni ekselans.
Ama bir Hazret-i Dangalak zorla ve hile ile geçmişse başa,
Kıçıyla selam vermek düşer
Her onurlu yurttaşa.”
Makam mevki sahibinin özür dileme biçimi istifadır. Pardon kusura bakmayın deyip hayatına devam edemez. Duygu sömürüsü yapamaz, vatandaşa sövemez. Beceremiyorsa istifa eder, hatalıysa hesap verir, yargılanır. Bu ülke, bu halk babanızın malı değil. Seve seve öğreneceksiniz.