Şu an üzerinde bulunduğun duruma bak.
Eğer bu hâlin, kendisi üzere ölmeye ve kabir sorgusuna uygunsa, onun üzerinde devam et.
Şayet şu anki hâlin bu iki şeye uygun değilse, bundan Allah'a tevbe et ve uygun olan şeylere geri dön.
İbnu'l Cevzi رحمه الله
Bir adam anlatıyor ;
Ben Asr suresinin manasını bir buz satıcısından öğrendim satıcı bağırıyor ; Ana sermayesi eriyip Yok olan şu adama merhamet ediniz . Bunun üzerine Anladım ki “ şüphesiz ki insan zarardadır “ insanın üzerinden vakitler geçiyor henüz birşeyler kazanmış değil .
Kaideler değişince yönelmeler de değişiyor. İslamda kaide olarak şeriat neredeyse maslahat ordadır, demokratik düzende kaide,menfaat nerede ise maslahat ordadır.
Çok vizyonsuz bomboş bir milletiz. Yaşadıklarımızdan ve gördüklerimizden akıllanmıyoruz. Ertesi yıl na yapacağımızla ilgili bir planımız dahi yokken onların hep 10, 100, 1000 yıllık planları vardı. Allah bu milleti eski günlerdeki gibi diriltsin yoksa kendi dirileceği yok gibi.
İsrail Kudüs’ü 10 yılda başkent ilan etmedi. Onlarca yılın, sistematik planların ve kararlılığın sonucunda bu noktaya geldi. Her adımını hesaplayarak attı. Her karışına aynı ciddiyetle yaklaştı. Biz müslümanlar da mitinge gidip yorgun eve dönüp uyuduk ve hiç bir şey düzelmedi...
Kuru edebiyatla etkileşim kasmayla küfür bir geri adım atmıyor. Ben sizlerin ya da kendi nefsimin hoşuna gitsin diye de bunları söylemiyorum. Ama inancımız da ve değerlerimize sahip çıkma da kafirler kadar ciddi değiliz planımız programımız yok böyle ilerlemek mümkün değil.
Onca hesap yapmamıza rağmen ummadık yerden gelen sıkıntıların sırrı “Allaha karşı takvalı olanı Allah ummadık yerden rızıklandırır” (Talak: 3) ayetindedir. Demek ki takvasızlık da ummadık yerden musibeti celbeder.
Günümüzde ihlası yok eden en büyük şey, yapılan ameli duyurmandır. İnsanlar amellerini tüm dünyaya duyurmak zorunda hissediyorlar.
Selef ise yaptıkları salih amelleri tüm dünyadan gizlemek zorundalarmış gibi hissederlerdi.
Şeyh Abdulaziz Turayfi
"Çocukların bugün ihtiyaç duydukları şey 'mutluluğun peşinden gitmek' gibi belirsiz, yarım yamalak kehanetler değildir. Yaşamda mutluluk gibi mutsuzluğun da bir değerinin olduğunu anlatacak gerçeklerdir.
"Değişmeyi, değiştirmeyi bileceksin. Konforundan vazgeçmeyi göze alacaksın. Kendi dünyanı yerinden kendin oynatacaksın. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır."