Sevgili dostlar,
Şu anda çok zor şartlar altında Halk TV YouTube kanalımızda canlı yayındayız.
Destek veren tüm dostlarımıza, Halk TV’yi yıllarca evlerinin başköşesinde, yüreklerinin en derininde yaşatan izleyicilerimize söz veriyorum: Halk TV’yi bırakmayacağız! Çünkü biz yanlış bir şey yapmadık. Halk TV’yi geri alacağız!
Canlı yayınımıza verdiğiniz destek için hepinize teşekkür ediyor, minnetlerimi sunuyorum. Halk TV’nin gerçek sahibi sizlersiniz.
Ekrem başkandan bir rica. Paylaşım desteği istiyor.
*EKREM BAŞKANIMIZIN TALEBİDİR, AŞAĞIDAKİ METNİ FACEBOOK VE WHATSAPPTAN PAYLAŞMANIZI İSTİYOR.*
Ekrem İmamoğlu:
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
* Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
* Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
* İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler.
* Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
* Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok.
* Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
* Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
* Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz.
* Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
* Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden.
* Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
*Lütfen paylaşabildiğiniz kadar paylaşın!*
Silivri’de, İBB davasında savunmasına devam eden Sayın Ekrem İmamoğlu’nun duruşmasını; ailesi ve Yeni Parti Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile birlikte takip ettik.
Biz adaletin peşindeyiz!
İşte muhalif seçmenin görmek istediği görüntüler bunlar…
Birlikte durabilen, ortak mücadele iradesini ortaya koyan bir muhalefet.
Seçmenin beklentisi çok net: Ayrışma değil dayanışma, kişisel hesaplar değil ortak hedef, koltuk kavgası değil iktidar değişimi için kararlı bir duruş.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu İBB davasını takip etmek üzere Silivri’ye geldi. Dervişoğlu’nu YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri karşıladı.
Mesele netleşiyor; millet resmi görmeye başladı. Görünen o ki, hükümet bu dolandırıcıların isimlerini
kamuoyuna açıklayamayacak. Hükümet adamları bilsinler ki, bu kriz öyle bildikleri krizlerden değildir.
Millet ay sonunu getiremezken milyarları vuran o dolandırıcıların listesini açıklamazsanız bu cenaze kalkmaz.
#SONDAKİKA Özgür Özel'den Cemil Tugay'a:
"Sözlerini görünce midem bulanıyor, tüylerim diken diken oluyor.
Şu genel seçimler ve iktidar değişimi olsun. Ben onun ne saikle oraya gittiğini biliyorum.
Aynı saikle enine boyuna o hesabı ondan sorup burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum. Bu kadar söylüyorum." (NOW)
“AİLE YILIYMIŞ! YERLE BİR ETTİNİZ AİLE DUYGUSUNU”
İmamoğlu: Biraz da ailemden söz etmek istiyorum. Çünkü bu dava dolayısıyla onlar da ne yazık ki ahlak yoksunu, vicdan yoksunu ağır saldırılara ve insafsız kuşatmalara maruz kaldı. Güzel vatanımla, aziz milletimle birlikte ailem, benim her zaman en önemli kutsalım oldu. Söyledim daha önce de: "Allah'ım, ne olur beni aileme mahcup etme milletime hizmet ederken" diye dua ettim. Doğduğum şehrin, bölgenin insanına —çünkü yakın tanırlar— "Mahcup etme" diye dua ettim. Hizmet ettiğim İstanbulluya ve aziz milletimize "Beni mahcup etme" diye dua ettim. Benim kutsalım bunlar. Ama kutsalımıza saldırmaktan hiç geri durmadılar. Saldırdılar, haince saldırdılar!
Hakkımda hakaretten soruşturma açıyormuş Bakırköy Başsavcılığı. Hadi oradan ya, hadi oradan! Beni duruşmaya götüren arabayı 60 kilometre gittikten sonra, benim gittiğim yolda jandarma... Eşlik eden jandarmayı, en üst düzey komutanı bile zor durumda bırakacak şekilde yarı yoldan geri döndüren o başsavcılık, benim hakkımda şey açıyormuş; hakaretten soruşturma açıyormuş. Hadi ya! Sizi yanlılar sizi!
Görevinizi yapın, görevinizi! Ne demişim ben, ne demişim? Ben ne dedim dün? Hepiniz duydunuz, tekrar ediyorum: Kim, kim masumiyet karinesine saldırıyorsa, kim lekelenmeme hakkını çiğniyorsa, insanlara haksız, hukuksuz hakaret ediyorsa, kim insanları yargısız infazla kirletiyorsa, aynen Cumhurbaşkanının da dediği gibi, namussuzdur, şerefsizdir, haysiyetsizdir! Bunu dedim, bunu burada dedim ben. Aynı şeyi Sayın Cumhurbaşkanı da söyledi, "Kimse yapamaz" dedi. “Gözdağı verdi!” Ben mi gözdağı veriyorum kendi ayarıma?
Aileme saldırılıyor; yüzlerce başvurumuz var, yüzlerce! Namusuma, iffetime saldırılıyor; yüzlerce başvuru var, yüzlerce! "Kovuşturmaya yer yoktur". Ne güzel ya iddia makamı! Şak şak şak, sizi mi alkışlayacağım? Ben kimsenin çocuğunu, eşini, annesini, babasını kendiminkinden ayırmıyorum ha! Ben 87 milyonun hakkını savunuyorum burada. Savunmaya da bu dille devam edeceğiz, kimse buna engel olamaz!
Ben, babamdan dürüstlüğü öğrendim, esnaflığı öğrendim. Anacığımdan çalışkanlığı öğrendim, emeği öğrendim. Bir yandan beni tertemiz okula yollarken, bir yandan tarlada çalışan bir ananın evladıyım ben. 9-10 tane ineğine bakarken,aynı zamanda bir tüccarın eşiyken, tarlada ürettiklerini pazarda satan ve oradan ekmeğini kazanan annemin evladıyım ben. Bir yandan esnaf ve tüccar bir babanın dükkânında dükkân açmayı öğrenirken, bir yandan annesinin ürettiği fasulyeyi, patatesi, biberi, salatalığı, tereyağını Kadınlar Pazarı'na taşıyıp babaannemin, annemin, anneannemin sattığı tezgâhı kuran bir evladım ben yani. Ben öyle, ben öyle sırça köşklerde doğmadım. Doğduğu yeri unutanlardan da değilim yani. Beni ben yapan ailem.
Sevgili eşim Dilek’ten yola arkadaşlığının anlamını, birlikte aile kurmanın güzelliğini, iyi evlat yetiştirmenin özenini, kadının gücünü ondan öğrendim. Çocuklarımdan ise her gün bir şey öğreniyorum. Her gün. Dirençlerini, dayanma güçlerini. Aile bu ya! Yerle bir ettiniz aile duygusunu! Aile yılıymış! Ne aile yılı ya? Öyle mi aile yılı olur? Yalancılar...
Bütün aileleri çok seviyorum. Tabii ki kendi ailemi sevdiğim için bütün aileleri çok seviyorum. Küçüğün ailelere saygı duymayı çok seviyorum. Hiçbir girdiğim, hiçbir evde farklı bir gözle bana bakan olmadı. Her türlü eve girdim, her türlü sokağa, her türlü mahalleye girdim, gitmediğim şehir yok.Kastamonu'dan Sinop'a büyük bir sevgiyle sevkatlekarşılaştım. Anaların duası bana yeter ya. Yeterin milletin makam düşkünlüğünü ya. Böyle bir şey olur mu ya? Makam için deli divane ol! “Dilinle yala” dese koridorları yalayacak tipler öyledir! Böyle bir anlayış olur mu ya? Bunun için her şey yapılır mı ya? Aileye hakaret edilir mi ya? Benim ağzımdan 17 yıldır siyaset yapıyorum, 17 yıldır bir tek kayıt bulsunlar her şeyden vazgeçeceğim.
SALONDAKİLERİ AĞLATAN SÖZLER…
Silivri’den canlı..
Ekrem İmamoğlu:
“Aramızda sekreterler yattı, makam şoförleri yattı, zabıta memurları yattı. Suç örgütü üyesi dediler insanlara. Hayatında direksiyondan başka bir şey görmemiş kişiye suç örgütü üyesi dediler ya. Ve her birinin kapısı var. Ve her birinin bir kapısı var. O kapı sabaha karşı çalındı, çocuk uyandı, kapıda polisi gördü. Annesi o sabahtan beri uyuyamıyor. Bu çocuklar artık uyuyamıyor. Eve polis baskın yaptı. Mini minnacık çocuk elindeki oyuncakla polise vurmaya başladı artık biliyor musunuz Sayın Başkan, Sayın Heyet? Elindeki oyuncakla polise vuruyor. Benim polisime.
Kim için? Makamını terk etmek istemeyen birisinin onun yol ve yöntemlerini uygulama biçimini kendince geliştirmiş bir avuç muhterisin hukuksuz tutum ve tavırları için.
Okulun ilk günü babasının elini tutamayan çocuklar var. Mezuniyetini göremeyen babalar var. Bayram sofrasında, sahurda, iftarda boş kalan masalar, sandalyeler var. Görüş gününü takvimde işaretleyip bütün haftasını o 1 saate göre yaşayan eşler var. Hatta o 1 saate göre program yapıp o gün oraya gidecekken oradaki kişinin alınıp başka bir hapishaneye sürüldüğünü, 600 kilometre öteye gittiğini gören anneler, babalar var 80 yaşında, 90 yaşında. Şu anda onlar burada. Aylarca tutuklu yargılanan insanlar var. Sonra savcılık koşturmaya yer yoktur dedi. Yargılamaya gerek görmediği insanlar var. Bak Aziz İhsan Aktaş dosyası. Utanç verici ya. Utanç verici ya. Geleceğin ikisinde de burada izlerken dedim ki ben ne izliyorum ya? Ben ne izliyorum ya?
Yeni bir delil yok Sayın Başkanım. Sayın Heyet yeni bir gelişme yok. Aynı dosya, aynı iddia. Uyduracaksa birileri uydurur. Uydurmanın sonu yok, kaydırmanın sonu yok, beyanın sonu yok, eklemenin sonu yok. Dün tutuklamayı gerektiren neydi? Bugün tahliyeyi gerektiren ne? Tutuklama istisnadır. Kanun bunu açıkça yazar. Kaçma şüphesi olacak, delil karartma ihtimali olacak. Bir zabıta memuru nereye kaçacak Allah aşkına? Siz o kaçacak kişilerin hesabını 4 aydır 2,5 milyar koyanda görün. Buradaki insanların gideceği yer belli.
( tutuklu yakınları başta, salondaki birçok kişi gözyaşlarını tutamadı)
#İBBDAVASI Ekrem İmamoğlu, oğlu ve babasının yaşadıkları hakkında konuştu:
Benim babam binlerce insan çalıştırmış.
Onun emekli maaşına göz koyan yargı olur mu.
Ne yapacak İmamoğlu.
Koyun babanızı benim yaşadıklarımın yerine, bakalım ne oluyor.
Benim oğlum üniversitede.
Yurtdışı yasağı var. Oh ne güzel ya.
Koyun dursun orada, hiç kaldırmayın.
Hiçbir hukuki dayanak yokken sırf Ekrem İmamoğlu’nun oğlu diye yurtdışı yasağı koyuyorsunuz. Gencecik bilimle uğraşan bir insanın bilimle ilgili yapacağı çalışmalara engel oluyorsunuz.
28 yaşında evladıma bu yapılanın aile yılı diye tarifleyen zihniyetin yalancılığının ispatı olarak gösteriyorum.
İMAMOĞLU'NDAN KILIÇDAROĞLU'NA: SENİN ALNINI KARIŞLARIM
Hakim karşısına çıkan Ekrem İmamoğlu:
"Bu dava siyasi değilmiş! Senin alnını karışlarım ya, senin alnını karışlarım! Seninle siyaset yapan Ekrem İmamoğlu olarak söylüyorum; ister bir partinin başında kayyum ol, ister ne olursan ol! Siyasi değilmiş; canıma okunuyor burada biliyor musunuz? Siyasi değilmiş! Dilimin kemiği yok benim. Şu anda ben onurumla, namusumla, haysiyetimle, şerefimle ilgili konuşuyorum."
ÖZGÜR ÖZEL'DEN TARİHİ REST...
Ben artık savaştayım. Ölümü de hapsi de göze almışız...
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde CHP'nin uzlaşma çabalarıyla ilgili bir soruya çok sert yanıt verdi.
"Darbecilerle işimiz olmaz. Darbeyi planlayanlarla da, darbenin maşasıyla, darbecilerin getirdikleriyle de işimiz olmaz" diyen Özel, "Biz artık normal zemini bırakmışız, ben artık savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de, hapsi de göze almışız. Ya bu memleketi kurtaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz" ifadesini kullandı.
https://t.co/hsDeChqQMM