Eğer doğduğun gün 「1・3・7・11・17・21・27」 tarihlerinden biriyse Eylül ayında hayatında uzun zamandır kapalı olan bir kapı açılabilir. Özellikle para ve haber konusunda beklemediğin bir gelişme görünüyor.
Bu tarihlerden birinde doğanlar “BEN” yazsın, aranızdan birkaç kişiye ayrıca bakacağım. 🌀
Cem Yılmaz’ın durumu iyi. Geçirdiği kalp spazmının ardından gerekli müdahale vakit kaybetmeden yapıldı ve tedavi süreci başarıyla tamamlandı. Kendisi şu anda doktorlarının kontrolünde dinleniyor. Bu süreçte arayan, mesaj atan, dua eden ve iyi dileklerini gönderen herkese ayrı ayrı teşekkür ederiz.
Bursa’da, Bursaray asansörüne binen iki şahıs, asansör hareket ettikten sonra asansör kapısına omuz vurarak asansörü arızalandırıyorlar. İtfaiyenin uzun uğraşları sonrası iki şahıs kurtarılıyor. Ve yapılan güvenlik kamerası görüntüsünde şahısların kasten asansörün kapısına vurdugu görülüyor.
Olayın teknik bir arıza olmadığı ortaya çıkıyor. Sonrasında tabii ki haklarında işlem başlatılıyor.
Fatih Altaylı, Melih Gökçek’i sert sözlerle eleştiri yağmuruna tuttu:
• Ah Melih Gökçek ahhhh.
• 80 yaşına merdiven dayadınız, bir yılı aşkın bir süredir hapishanede tutulan birinin eşine dil uzatırken bir nebze olsun utanmadınız mı!
• Bir katre olsun vicdanınız sızlamadı mı!
• Ya siz Nevin Gökçek, en azından siz kocanıza “Terbiyesizlik yapma, çok ayıp. Yakışıyor mu bu yaptığın?” demediniz mi!
• Ya da belki de siz kendisine haddini bildirdiğiniz için paylaşımını sildi. Eğer öyle ise ağzınıza sağlık.
• Ankara’nın eski belediye başkanının yaptığı “terbiyesizce hareketten” herhalde haberiniz var.
• İBB’nin tutuklu başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun denize girerken bir fotoğrafını yayınlayıp, “Bilin bakalım, Bodrum’da keyif yapan bu hanımefendi kim?” diye sordu.
• O kadar çok tepki aldı, o kadar çok küfür, hakaret yedi ki paylaşımını silmek zorunda kaldı.
• Ben de bu beye, bir tutuklunun bu konulardaki fikrini ve hissiyatını anlatayım.
• Anlamaz ama denemekte beis yok.
• Tutuklu olduğum süreçte yazdığım günlük mektupları dinleyenler belki hatırlayacaktır, benim aile görüş günüm cuma günleriydi ve benim için cezaevindeki en zor gün o gündü.
• Cuma günü eşim, eğer okulda değil de Türkiye’de ise kızım, annem, yine Türkiye’de ise kardeşim ve üç yakın arkadaşım haftada bir gün, cuma günleri sabah 9’da ziyaretime gelebiliyorlardı.
• Benim en çok üzüldüğüm gündü. Elbette hayatta en sevdiğim insanları bir saat bile olsa görmek çok güzeldi ama onlara verdiğim rahatsızlıktan ötürü vicdan azabı duyuyordum.
• Bütün bir haftalık programlarını bana göre ayarlamak, cuma gününün o bir saati için, seyahatlerinden tatillerinden, başka işlerinden feragat etmeleri gerekiyordu.
• Onlara yük olduğum için çok üzülüyordum.
• Hele eşimin yaz boyunca uzunca bir tatile gidemeden, kendini her cuma bana gelmek zorunda hissetmesi beni çok ama çok üzüyordu.
• Hepsine yalvardım, “Lütfen gelmeyin. Gidin tatilinizi yapın, keyfinize bakın. Ben içerideyim diye siz de kendinizi mahkum hissetmeyin” diye.
• Kısaca şunu söyleyeyim.
• Dışarıdaki sevdikleriniz ne kadar keyifli ve mutlu ise, siz içeride o kadar mutlu ve keyifli oluyorsunuz.
• Onlar geziyorsa, siz kendiniz gezmiş gibi seviniyorsunuz, onlar tatile giderse siz tatile gitmiş kadar neşeli oluyorsunuz.
• Melih Gökçek pek anlamaz ama insani durum aynen böyle tezahür ediyor.
Sevdiğiniz insanların dışarıdaki ruh hali, sizin içerideki ruh haliniz oluyor.
• Bu yüzden de bana sorarsanız eşinin denize girmesi Ekrem İmamoğlu’nu mutlu etmiştir.
• Bir gün Türkiye’ye gerçek adalet gelip içeri atıldığı gün, Melih Gökçek de ne demek istediğimi anlayacaktır.
• O gün, onun için de benzer bir şey söylenirse eğer, onun eşini savunan da yine biz oluruz, kimse merak etmesin!
Fatih Altaylı'dan Nagehan Alçı'ya tepki:
"Nagehan Alçı, medreselerin yeniden açılmasını önermiş, bunun Türk geleneğinde yeri olduğunu söylemiş ve bunlara öcü gibi bakılmasın buyurmuş.
Duyunca şöyle bir baktım ve güldüm.
Acaba Nagehan Alçı medresenin ne olduğunu, nasıl bir eğitim verdiğini, buralarda ne öğretildiğini biliyor mu!
Medrese adı verilen eğitim kurumları Türk geleneğine Büyük Selçuklu ile girmiş, öncelikle Kur’an ve fıkıh üzerine eğitim veren okullardı.
Başkaca bir eğitim kurumu olmadığı için zaman içinde pozitif bilimlerin de müfredata eklenmesiyle bugünkü üniversitelere az da olsa benzetilmeye çalışılmış eğitim kurumlarıdır.
Osmanlı’nın son döneminde, Tanzimat ile beraber sadece din eğitimi vermekle sınırlanmışlardı. Kendi çocuklarını Türk müfredatı ile bağlantısı bile olmayan Fransız Konsolosluk okulunda okutan Alçı’nın “avama” medrese önermesi oldukça komik.
“Siz çocuklarınızı medreseye yollayın” demek, “Sizin çocuklarınız gelecek yarışında geri kalsın, bizimkilere rakip olmasın” diyen bir elitist anlayışın eseri olabilir ancak."
Süleymancılar’ın karanlık dünyası
Bir başsavcı ile yeniden gündem olan Süleymancılar, ülkenin en kitlesel ve en dışa kapalı cemaatlerinden. Üç bine yakın kursu ve yurdu olduğu belirtilen cemaatin, geniş bir ticaret ağı ve yurtdışı örgütlenmesi var
https://t.co/Ww9MTcbIno
Halifelerin, sultanların, paşaların ve cümle aydınların batırdığı vatanı kurtarmak için ayağa kalkan ve istiklalini döktüğü kanla kazanmak için ölüme yürüyen gün görmemiş, okumamış, hayatın hiçbir nimetini tatmamış, köyünden bir fanile, bir yamalı çulla gelmiş yoksul Türk...
Vize randevularını bot yazılımlarla topladığı, vatandaşların doğrudan randevu almasını fiilen imkânsız hâle getirerek sistemi RANT kapısına çevirdiği belirtilen kişi ve şirketlere soruşturma başlamıştı ,bugün ise bu kişi ve şirketlere operasyon düzenlendi.
Soruşturmada; belirli sürelerde vize veya randevu temin etme garantisi verilerek vatandaşlardan “yazılım”, “danışmanlık” ve “hizmet bedeli” adı altında yüksek tutarlarda para tahsil edildiği, hizmetin verilmediği durumlarda ise ücretlerin iade edilmediği yönünde deliller elde edildi.
Yapılan tespitlere göre 41 bini aşkın kişiden yaklaşık 918 milyon TL tahsilat yapıldığı,
Şirket hesaplarında ise 2 milyar 841 milyon TL’yi aşan para hareketi tespit edildi.
İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir’de 63 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.
49 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.
Çok üzgünüm, ÇOK!
Büyük bir insan, büyük bir doktor, büyük bir Atatürkçü, büyük bir dost kaybettim.
Pek çok sahte Atatürkçülere karşı çıkan, geçmişte, gazete içinde yaşanan tatsızlıklarda, hep Atatürkçü çizgiyi desteklemiş, GÜVENİLİR BİR DOSTtu.
Hamileydi ve 3 yaşında kızı vardı.
Bitlis'in Erikli köyünde öğretmendi.
Gece kapısı çalındı. Doktor sandı.
Kapıyı açtı, oracıkta şehit edildi.
Kızı elinde ekmeğiyle şehit oldu
Doğmamış bebeğin başı
karnından fırladı. Babası bunları gördükten sonra şehit edildi.
Günlerdir Güvenpark’ta hak mücadelesi veren gazilerimizden Yusuf Yolcu, 15 Ağustos 2001’de Kuzey Irak’ta P-K ile mücadele ederken gözlerini, burnunu, ağzını ve yüzünü kaybetti. Kolu parçalandı.
Gazimiz:
“Bizlere sahip çıkın, değer verin.
Bizler olmasaydık, kimse yerinde rahat oturamazdı.”
PKK açılımına karşı yeni açıklama:
Biz Türk milletiyiz! HAYIR diyoruz!
Aralarında akademisyen gazeteci emekli asker ve kitle örgütlerinin de bulunduğu isimler TBMM'de imzaya açılan "çerçeve yasa" teklifine ilişkin ortak açıklamasında, "On binlerce insanımızın katili olarak hüküm giymiş bulunan bölücü başının muhatap alınması, ona statü verilmesi, şu veya bu şekilde bölücü terör mensuplarının affedilmesi hiçbir devlet kuruluşuna, hiçbir partiye ve gruba onur ve itibar kazandırmaz. Biz Türk milletiyiz ve 'hayır' diyoruz" denildi.
https://t.co/QcOsOdkkH3