Üniversite mezunlarımızın yıllardır çözülemeyen denklik sorunu artık ertelenemez. Aynı şartlarda farklı kararlar son bulmalı; süreç şeffaf, ölçülebilir ve adil olmalı. Gençlerimizin emeği belirsizliğe mahkûm edilemez.
#DenklikYök
@tahirtunaboyluu Oteli Tanju Özcan mı yaktı?
Tek sorumlu Tanju Özcan mı ?
Başka sorumlular yok mu?
Bu kadar insan yandı Suçlumu aranıyor ?
Yangın olmadan alınması gereken önlemlerin sorumluları kim ?
En üst düzeyden en alt düzeye kadar tüm sorumlular çıkıp biz ülkeyi yönetemiyoruz diyemiyor?
@ekoltvv@MetinerBasin Metiner 'de Yanlış olan işlere adını yazdırmıştı. Bu sorumluluktan kaçmak mı oluyor? Metiner' in her yaptığı işler titizlikle incelenip yapılmış mıdır ?
1)Türkiye’yi anonim şirket gibi yönetme hevesi ekonomimize telafisi güç zararlar vermiştir. Devlet bir şirket değildir ve asla şirket gibi görülemez.
2)Şirketin çalışanları daha iyi imkan veren şirketlere transfer olabilir ama devletin güvenlik, istihbarat, yargı ve daha birçok biriminde çalışanlar ömürlerini devlete ve millete adamak zorundadır. Devleti şirket gibi görenler millet bilincinden yoksun oldukları için her şeyi para olarak görebilir. Bu kısa solukta onlara maddi zenginlik sağlasa da uzun solukta bindikleri dalı kesmeleri kaçınılmazdır.
3) “Babalar gibi satma” anlayışı ne yazık ki ülke ekonomimizi çıkmaza sokmuştur. Birilerinin çok özendiği Suudi Krallığı, yine birilerinin hazmedemediği Atatürk’ü referans alarak ülkelerini laiklik temelinde şekillendirmektedir. Suudi Prensi Selman’ın Atatürk’ü rol model aldığını ifade etmesini içimizde Atatürk’ü içselleştiremeyenler iyi okumalıdır.
4) Vehhabizm dayatmasıyla oluşturulan politikalardan vazgeçilmelidir. Türk insanı; Malazgirt, 1453, Çanakkale, Sakarya ruhuyla yetiştirilmeliyken Vehhabizm dayatması büyük bir akıl tutulmasıdır. Türkiye askeri, siyasi, ticari, sosyal ve kültürel olarak çok büyük bir potansiyel ihtiva etmektedir. Bu potansiyelin sahada ve masada doğru temsil edilmesi halinde önünde hiçbir güç duramaz.
5)Devleti şirket gibi görme mantığı ile eğitim ve sosyal hayatta Vehhabizm dayatması sona erdirilerek modern, çağdaş, yerli ve milli bir ekonomi, eğitim, sosyal ve politik anlayış inşa edilerek Türkiye yeniden yükselişe geçebilir. Yükselen Türkiye için durmadan çalışacak yurdumuza sahip çıkacağız!
Siyanürün madencilik faaliyetlerinde kullanılmaması için mevzuat değişikliğine gidilmesi gerektiğini daha önce ifade etmiştim. Aynı ifadeyi tekrarlıyorum.
Siyasi partilerde Türkiye’nin gerçek sorunlarına çözüm aramak yerine şahsi ikbal ve rant hırsıyla hareket ederek makam, mevki sahibi olanlar Türkiye’nin meselelerini çözemez.
Türkiye’nin birçok bölgesinde siyanür madencilik faaliyetlerinde kullanılıyor. Toplum olarak siyanürün bu faaliyetlerde kullanılmasına karşı çıkmalı, halkın oylarıyla seçilen herkesi bu konuda çalışmaya davet etmeliyiz.
Fırat Nehri’ne paha biçilebilir mi? Verimli toprakların, su kaynaklarının mali değeri nedir? Fırat Nehri’nin siyanür nedeniyle kullanılamaması, doğal yaşamın sona ermesi halinde bunun bedelini kim ödeyecek? Siyaset sadece makam, mevki sahibi olunmak için yapılmaz. Siyaset sorunları çözmekle yükümlüdür.
Siyanürün madencilikte kullanılmaması için ivedilikle mevzuat değişikliği yapılması, topraklarımızın talan edilmesinin önlenmesi gerekmektedir. Altın mı yoksa Fırat Nehri mi daha değerlidir?
TBMM’yi; madencilik mevzuatında siyanürün yasaklanması ve bu faaliyetlerin tamamen devlet kontrolünde olması hususunda yasal düzenleme yapılması için acilen göreve davet ediyorum.
Merkez Bankası’nın yeni başkanı sıkı para politikasını sürdüreceklerini ifade etmişse de bunun içeriğini dolduramamıştır. Bütçe açığı 2022’de 144 milyar TL, 2023’te 1.4 trilyon TL, 2024 beklentisi şimdiden 2.4 trilyon TL’dir. 2023 yılı nakit dengesi 626 milyar TL açık vermişken nakit dengesinin nasıl sağlanacağının makul bir izaha ihtiyacı olduğu açıktır.
Sıkı para politikasının temelinde harcamaların kısılması yönünde bir irade olmalıdır. Bir yandan tüketimi teşvik edip bir yandan harcamaları kısmaya çalışmak çelişki yaratmakta ve tutarlı politika oluşmamasına neden olmaktadır.
Türkiye; üretim ekonomisini teşvik etmekten başka bir hususu çözüm olarak değerlendiremez. Geçici çözümler anı kurtarsa da geleceğe zarar vermektedir.
Siyasi iradenin Merkez Bankası üzerinde gölgesi olduğu sürece ekonomi politikasındaki tutarsızlık giderilemez. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı güvenlik mimarlığı çerçevesinde ele alınarak modern bir anlayış hakim kılınmalıdır.
%7.8 faizle alınan 3 milyar dolarlık borç, faiz sarmalından çıkılamadığını göstermektedir. Üstelik bu kadar yüksek faize ve borca rağmen piyasayı rahatlatacak likiditenin oluşmaması ayrı bir tartışma konusudur. Borç alınan 3 milyar dolar bile yeni bir gösterge faizi oluşturamıyor ise Merkez Bankası’nın yeni politikalar üretmesi gerektiği açıktır. Bu politikanın tanzimi için Merkez Bankası’nın bağımsızlığı şarttır.
17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde Atatürk’ün ifade ettiği üzere: “Ekonomi demek her şey demektir.” Ekonominin sağlam temeller üzerinde inşası için var gücümüzle çalışacak, yurdumuza sahip çıkacağız!
Türkiye “stratejik derinlik” diye ortaya çıkıp dış politikada İngiliz oyununun tuzağına düşen zihniyetin hatalı politikalarının bedelini halen ödemektedir. Bu zararların telafisi için pasif savunma anlayışından aktif taarruz anlayışına geçilmesine ihtiyaç vardır.
Irak’ın Erbil, Kerkük, Süleymaniye şehirlerinde ABD işgali sonrası Türk nüfusunun bilinçli olarak sindirilmesi, asimile edilmeye çalışılmasına karşı bölgeye Türk kitleleri geri döndürülmeli veya bu kentlere sonradan getirilen başka unsurlar geldikleri yerlere iade edilmelidir.
Irak’ta ABD işgali öncesi mevcut olan demografik yapının muhafaza edilmesi için Türkiye sistematik faaliyetler yürütmeli, politikasını buna göre şekillendirmelidir.
Suriye’de herhangi bir nüfusu olmayan ABD, İngiltere, Rusya ve İran’ın politik kararlarda Türkiye’yi ekarte ederek ilerlemek istemelerine izin verilmemelidir. Suriye’de de Irak’a paralel olarak demografik olarak Türk nüfusunu azınlığa düşürecek politikalara geçit verilmemelidir. İstihbarat faaliyetleri bu yönden kritik önemdedir.
MİT’in basına yansıyan yurtdışındaki faaliyetleri olumlu olmakla beraber yeterli değildir. Çağın gereklerine uygun yasal altyapıların oluşturulması, operasyonel yetkilerin yasal zeminde kuvvetlendirilmesi, Teşkilat’ın operasyonel gücünün, hareket kabiliyetinin artması Türkiye’nin menfaatinedir.
Ortadoğu coğrafyası Doğu Akdeniz’den bağımsız düşünülemez. Kıbrıs bu noktada stratejik önemi eşsiz bir unsurdur. Türkiye; iç birlikteliğini sağlayarak stratejik derinlik denilen çukur politikasının hatalarını telafi etmeli ve kazanımlar elde etmelidir.
1)Atatürk’ün “Büyük milli dertler şimdiye kadar Büyük Millet Meclisi’nde şifa buldu. Gelecekte de yalnız orada kesin tedbirlerini bulabilecektir” ifadesi geçmişte olduğu gibi bugün de geçerliliğini korumaktadır. Günümüzde TBMM çatısı altında Misak-ı Milli güncellenerek Türk nüfuz hatları ilan edilmelidir.
2) Türkiye’nin bölgesel güç olması tarih boyunca bölgede kökleşerek, bu bölge ile diğer bölgeler arasında ticari, askeri, mali, sosyal ve kültürel olarak köprü görevi ifa etmesinden gelmektedir. Selçuklu Hükümdarı Tuğrul bey tarafından 11’nci yüzyılda Türk aşiretleri Amanos Dağları’ndan Golan Tepeleri’ne kadar yerleştirilmiştir. Bu aşiretlerin başında Han-oğlu Hârun, Kurlu, Atsız, Şöklü, Afşin ve Sunduklar gelmektedir.
3)Zaman içinde bu aşiretler Araplaşmış olsa da gerek Osmanlı döneminde gerekse Cumhuriyet döneminde Türk nüfuzunun önemli unsurları olmuşlardır. Türkiye bu gücü pekiştirmelidir. Bu pekiştirme “5K” projesinin ilanı ile yapılmalıdır. Karabağ, Kerkük, Kıbrıs, Kırım ve Kosova Türk nüfuzunun etkin merkezleridir. Kumul da bu merkezlerden bağımsız düşünülemez. Türk Kimliği’nin vücut bulduğu her yer Türkiye’nin doğal hakimiyet merkezidir. Türkistan Kelamı’nın mayaladığı Anadolu, Türk kimliğini her zeminde; bölgede, havzada ve kıtada sahiplenecektir.
4)Kumul’dan Kosova’ya kadar uzanan bir hattın varlığı tarihi İpek Yolu’nun hakimiyetini yeniden Türkiye’ye getirecektir. Enerji ve ticaret yollarına hakim olmak bölgesel güç olmanın önemli bir unsurudur. “5K” Misak-ı Milli sınırları içine alınarak tüm dünyaya ilan edilmelidir. 5 merkez arasında askeri, ticari, siyasi, sosyal ve kültürel işbirlikleri geliştirilmelidir.
5)Türkiye; stratejik bir akıl ve irade ile dış politikasını ürettiği takdirde önünde hiçbir güç duramaz. 1950 yılında Celal Bayar “Yalnız kendi emniyeti için değil Doğu Akdeniz’in ve Ortadoğu’nun sulh ve emniyeti için Türkiye’nin güçlü varlığı hür dünya devletleri tarafından da kabul görmektedir” ifadesi bugün daha değerlidir. Türkiye gerek uzak zaman diliminde gerekse yakın zaman diliminde Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun karar merciinde olmuştur.
6)Bugün; emperyalizm tarih boyunca bu bölgeye hükmetmiş Türk Devleti’ni Doğu Akdeniz zenginliklerinden mahrum, Ortadoğu politikasından men etmek istemektedir. Bunun tatbiki tarih boyunca mümkün olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır. Ancak; ortaya siyasi bir irade konmalıdır. Bu iradenin konacağı yer TBMM’dir.
7)”5K” yı ilan edecek iradenin adı Türkiye İttifakı’dır. Partilerüstü bir anlayışla Misak-ı Milli güncellenmeli, Türkiye’nin iradesi ortaya konmalıdır. Bu irade sahaya yansıtıldığı takdirde Türkiye’yi hiçbir güç yenemez!
@Akparti@aliinci_54@RTErdogan Sayın Cumhurbaşkanım sözlerinizde diyorsunuz ki muhalefet yol yapmamakla hizmet etmemekle övünüyor diyorsunuz Pekala Sakarya Büyükşehir Belediyesi Yol yaptı, hizmet yaptı da mı övünüyor bizim vatandaşımızın çoğunun yolu bile yok bu konuda sizlerin bilgisi olsun
1)F-16’lar gelecek diye sevinç naraları atmak yersizdir. ABD; Yunanistan’a F-35 verirken Türkiye’ye F-16 vererek iki ülke arasındaki hava gücü dengesini bozmaya çalışmaktadır. Bu dengenin korunması için Milli Muharip Uçağımız KAAN’ın hizmete girmesi gerekmektedir.
1)Bölgesel huzur ve barış için İran’ın Türkiye’yle birlikte hareket etmesi önemli bir husustur. Ancak İran’ın yaptığı eylemlerin bölgeyi ABD, İngiltere ve İsrail’e karşı operasyon sahası haline getirdiğini görmezden gelemeyiz.
5)Güçlü devlet güçlü siyaset anlayışının devreye girmesi halinde Türkiye önündeki meseleleri kendi tezleriyle çözecektir. Bunun için siyaset mekanizması “Türkiye İttifakı”nı kurarak dış politikadaki kritik meselelerde ortak kararlar almalı ve harekete geçmelidir.
4)Güney Afrika’nın dava hamlesi kendilerine uluslararası politikada birçok kazanımı da beraberinde getirecektir.Oysaki; Türkiye bu kazanımı elde edebilirdi.Türkiye’nin önünde çok önemli Doğu Akdeniz, Ege ve Suriye meseleleri vardır. Bu meselelerin çözüm anahtarı siyasi iradedir.