$LCID
Lucid will sell 4,000 to 5,000 units in the fourth quarter.
The total sales in 25 years is only 14,000
The number of production will be between 16000 and 18000.
It is a company that has never kept its promise.
The CEO is still yet to be appointed.
Mehr News has released a short version of the 14-clauses of the MoU that will be signed on Friday, between Iran & US.
1. The permanent and immediate halt of war on all fronts, including Lebanon.
2. A U.S. commitment not to interfere in Iran’s internal affairs and to respect the sovereignty of the Islamic Republic of Iran.
3. The complete lifting of the naval blockade within 30 days.
4. A U.S. commitment to withdraw its forces from the areas surrounding Iran.
5. The reopening of the Strait of Hormuz within 30 days under Iranian “arrangements”.
6. The suspension of oil sanctions, petrochemical products and derivatives, and Iran’s full access to the financial proceeds from them.
7. The requirement for the US & its allies to present reconstruction plans for Iran worth at least $300 billion.
8. Sixty days of negotiations to reach a final agreement based on nuclear issues and the complete lifting of primary and secondary U.S. sanctions, as well as UN Security Council resolutions and resolutions of the IAEA Board of Governors.
9. Iran’s reiteration of its commitment under the NPT not to produce nuclear weapons.
10. During the negotiation period, the U.S. has committed not to add to its forces in the region and not to impose any new sanctions.
11. The release of $24 billion of Iran’s frozen funds during the 60-day period of final negotiations. Half of this amount must be made available to Iran before the negotiations begin.
12. The formation of a supervisory mechanism to implement the agreement.
13. The final agreement will be approved through a UN Security Council resolution.
14. Final negotiations will not begin before half of Iran’s frozen funds are released, Iran’s oil sanctions are suspended, and the naval blockade is lifted. The final agreement will be limited only to the fate of enriched materials and enrichment, sanctions relief, and the program for rebuilding Iran’s economy. Discussions about Iran’s missile program and support for Resistance groups have been definitively removed from the agenda.
🚨 If Iran's claims are true, then Trump's entire victory narrative falls apart.
On Monday, Trump stated that the United States would not unfreeze Iranian assets until an agreement was reached.
Now Iranian media are claiming that Iran agreed to a ceasefire only after the U.S. agreed to release $3 billion in frozen assets.
Think about what that means.
For months, we were told:
🇺🇸 Iran has been defeated.
🇺🇸 Iran has been crushed.
🇺🇸 Iran has no leverage.
🇺🇸 America holds all the cards.
But if billions of dollars must be unlocked to secure Iran's cooperation, then who is really negotiating from a position of strength?
Because countries that have been completely defeated are usually forced to accept terms.
They don't receive incentives.
They don't receive concessions.
They don't receive billions of dollars.
And here's what makes this even more surprising:
For months, Trump has been declaring victory while simultaneously insisting that a deal was just days away.
If victory has already been achieved, why is a deal still necessary?
If Iran has already been defeated, why continue negotiating?
If Iran has no leverage, why offer concessions?
The official narrative has shifted so many times that it has become difficult to separate reality from political marketing.
One day, Iran is defeated.
The next day, a deal is needed.
The next day, the deal is almost done.
Then the same promises are repeated again.
❓ If Iran is truly defeated, why would Washington need to offer anything at all?
İran'ın asıl kozu petrol değil. Amerika'nın 39 trilyon dolarlık borcu.
Bugün Trump çok sert bir şey söyledi.
İran'ın en önemli petrol adası Kharg'ı alacağını açıkladı.
Ama tuhaf olan şu.
Aynı Trump, bir eliyle vurmakla tehdit ediyor, öbür eliyle masaya oturuyor.
Herkes buna bakıp bir Ortadoğu savaşı görüyor. Petrol, füze, ateşkes.
Ben başka bir şey görüyorum. Bu olayın zinciri Ortadoğu'da bitmiyor. Tam 39 trilyon dolarlık bir yerde, Amerika'nın borcunda bitiyor.
Nasıl mı? Anlatıyorum.
Önce bugün ne olduğunu netleştirelim.
Kharg, İran'ın küçük bir adası. Ama İran petrol ihracatının yüzde 90'ından fazlası tek başına buradan akıyor. Yani adanın adı küçük, önemi devasa. İran'ın can damarı.
Trump bu adayı almak, İran'ın petrolünü kendi kontrolüne geçirmek istiyor. Kendi sözüyle, "tıpkı Venezuela'da yaptığımız gibi" petrol piyasasının kontrolünü ele almak istiyor.
Peki neden bu kadar istiyor? İki sebep var.
Birincisi, petrolü kontrol eden, fiyatını da kontrol eder. Ucuz petrol demek, ucuz benzin demek.
İkincisi, Kasım'da Amerika'da seçim var. Bir iktidarı sandıkta en çok yakan şeylerden biri pahalı benzindir. Halk her gün depoyu doldururken zam görürse, faturayı iktidara keser.
Yani Trump'ın hem stratejik hem de siyasi olarak bir petrol zaferine ihtiyacı var.
Ama İran'ın da bir cevabı var. Hem de çok sert.
İran diyor ki: benim petrol altyapım vurulursa, ben de bölgedeki herkesin altyapısını vururum. Ya herkes petrol üretir, ya da hiç kimse.
Bu boş bir tehdit değil. İran geçmişte Körfez'deki rafinerileri vurdu. Suudi Arabistan'ı, Kuveyt'i, Birleşik Arap Emirlikleri'ni.
Şimdi şu rakama dikkat edin.
O küçük Körfez bölgesi, tek başına dünya petrol üretiminin neredeyse üçte birini yapıyor. Dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin de yarısı orada.
Yani dünyanın enerjisinin üçte biri, avuç içi kadar bir bölgede sıkışmış durumda.
Şöyle düşünün.
Koca bir şehrin bütün suyu tek bir mahalleden dağıtılıyor. O mahallede yangın çıkarsa, susuz kalan sadece o mahalle olmaz. Bütün şehir kalır.
İşte İran'ın kozu bu.
Kendi batarsa, yanında bütün dünyanın petrolünü de batırabilecek olması.
Trump'ı asıl kilitleyen de bu. İstediği o petrol zaferine uzanırsa, İran bütün Körfez'i ateşe verir, petrol fiyatı çok sert yükselir. Bu da bir başkanın seçim öncesi başına gelebilecek en kötü şey.
Yani Trump'ı zafere iten şey, İran sayesinde onu mahvedecek şeye dönüşüyor. Bir eliyle tehdit edip öbür eliyle masaya oturmasının sebebi tam olarak bu.
Buraya kadarı, herkesin gördüğü kısım.
Asıl mesele şimdi başlıyor. Çünkü bir petrol krizinde asıl önemli olan, fiyatın ne kadar yükseldiği değil. O yükselen faturanın kime, nereye dokunduğu.
Bu zincirin ilk durağı Japonya.
Japonya enerjisinin neredeyse yüzde 90'ını dışarıdan alıyor. Dünyanın en büyük petrol alıcılarından biri. Yani petrol pahalanınca en ağır yarayı alan ülkelerin başında o geliyor.
Ama Japonya'nın derdi sadece bu değil. Japonya çok özel bir tuzağın içinde.
Önce şunu anlamak gerekiyor. Japonya'da yıllarca fiyatlar düştü.
Kulağa güzel geliyor, her şey ucuzluyor. Ama bir ülke için zehir gibidir.
Çünkü fiyatlar düşerken insan alışverişi erteler. "Bugün almayayım, nasılsa yarın daha ucuz olur" der. Herkes beklerse kimse harcamaz. Kimse harcamayınca fabrika satamaz, işçi işten çıkar, ekonomi durur. Japonya bu kısır döngüde neredeyse otuz yıl kaybetti.
Japonya yıllardır bu yüzden biraz enflasyon, yani fiyatların sağlıklı şekilde artmasını istiyordu.
Sonunda enflasyon geldi. Ama yanlış kapıdan geldi.
Çünkü bu enflasyon, Japon halkı çok harcadığı, ekonomi canlandığı için gelmedi. Tamamen dışarıdan geldi. Pahalanan petrolden ve değer kaybeden yenden.
Yani Japonya istediği o sağlıklı ısınmayı değil, dışarıdan bulaşan bir hastalığı aldı.
Üstüne bir de yen var. Japonya'nın parası dolar karşısında uzun süredir çok zayıf. Sebebi Amerika ile arasındaki büyük faiz farkı. Para hep faizin yüksek olduğu dolara kaçıyor, yen zayıf kalıyor.
Petrol ise dolarla alınır. Zaten zayıf bir parayla, bir de pahalanmış petrolü almak zorunda kalan Japonya'nın dolar ihtiyacı iyice arttı.
İşte tam burada zincir Amerika'ya bağlanıyor.
Çünkü Japonya, Amerika'nın borcunun en büyük alacaklısı. Elinde 1,2 trilyon dolarlık Amerikan tahvili var. Yani Amerika'ya en çok borç para veren ülke Japonya.
Japonya dolara sıkışınca ne yaptı? Elindeki Amerikan tahvillerini satmaya başladı. Hem de son kriz ve yükselen petrolün ardından, 2022'den bu yana en sert satışını yaptı.
Şimdi neden bunun bu kadar tehlikeli olduğunu anlatayım.
Amerika'nın borcu bugün 39 trilyon dolar. Bu borcun tam 10 trilyon dolarlık kısmının vadesi bu yıl doluyor. Yani Amerika bu yıl bu devasa borcu yeniden borçlanarak çevirmek zorunda.
Borcu çevirmek demek, eski borcu kapatmak için yeniden borç bulmak demek. Bunu da tahvil satarak, yani dünyadan para isteyerek yapıyor.
Tam da bu hassas yılda, en büyük alacaklısı Japonya masadan kalkıp tahvil satmaya başlarsa ne olur? Alıcı azalır, Amerika borç bulmak için daha yüksek faiz vermek zorunda kalır.
İşte asıl tehlike burada. 39 trilyon dolarlık bir borçta, faizdeki minicik bir artış bile yüz milyarlarca dolarlık ek yük demek.
Bu yükün ne kadar büyük olduğunu bir örnekle görelim. Amerika şu an sadece borcunun faizine, ordusuna harcadığından daha fazla para veriyor. Faiz ödemesi savunma bütçesini çoktan geçti.
Şimdi başa dönelim.
İran, Amerika'nın ordusuyla baş edemez. Doğrudan bir savaşta kazanamaz.
Ama buna gerek de yok. Çünkü birbirine bağlı bu dünyada, en güçlüyü cepheden vurmak zorunda değilsin. Onu, görünmeyen uzun bir zincirin en ucundan da vurabilirsin.
İran'ın Körfez'de yakacağı bir ateş petrolü pahalandırır. Pahalı petrol Japonya'yı sıkıştırır. Sıkışan Japonya Amerikan tahvilini satar. O satış da Amerika'nın 39 trilyonluk borcunun faizini yukarı iter.
İşte İran'ın asıl kozu bu. Petrolün kendisi değil, o petrolün ucundaki Amerikan borcu.
Bir gücün asıl zayıf noktası, en kalın zırhının olduğu yer değildir.
Görünmediği için kimsenin korumadığı o ince bağlantı noktasıdır.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
BREAKING: Iran directly rejects Trump's new claim that he reached an agreement to "cancel tonight's strikes" on Iran as "baseless," saying no agreement has been approved at all, and all of Trump's words should be disregarded like all his previous "38 times" deal-imminent announcements over two months, per Tasnim.
A senior Israeli official also tells Channel 12 they are "not aware of any agreement being reached," per N12.
Tasnim: Trump's retreat, once again with the claim of progress in negotiations
▪️Tonight's attack has been canceled!
🔹The head of the US terrorist government claimed that the negotiations have progressed and said that tonight's US attack will be canceled.
🔹Trump has announced 38 times in the past two months that an agreement is imminent!
🔹Within 3 days, he had imagined sending Pence to Pakistan 4 times.
🔹Until the possible understanding is announced by Iran, any news from Trump in this regard should be considered as part of his previous messages.
@TasnimNews
Producer Prices in the US rose 6.5% over the past year, the biggest increase since November 2022.
"I love the inflation." - President Donald Trump (6/10/26)
Producer Inflation Meets Consumer Exhaustion
The May PPI report showed producer costs accelerating at the exact point in the cycle when margins, financing costs, and consumer demand are becoming more fragile.
Final demand PPI rose 1.1% in May and 6.5% year over year, the largest annual increase since November 2022. Final demand goods rose 2.8%, the largest monthly increase since the series began in 2009. Services rose only 0.3%, but the cleanest core measure was still hot. Final demand less food, energy, and trade services rose 0.8% in May and 5.1% year over year.
How PPI Should Be Read
PPI measures prices received by domestic producers. CPI tells you what households pay. PPI tells you what producers receive.
That matters because PPI includes exports, government purchases, business inputs, services, and construction. It excludes imports and taxes. Trade services measure retailer and wholesaler margins, so falling trade margins can mean firms are absorbing cost pressure instead of passing everything forward.
Energy Again Is The Shock
Final demand energy rose 10.7% in May and 36.6% year over year. Gasoline rose 23.4% in one month and 69.5% year over year. Diesel rose 15.7% in May and 105.9% year over year. Jet fuel rose 22.5% in May and 174.5% year over year.
This is not just gasoline. It is freight, airlines, chemicals, plastics, construction, packaging, and food distribution. Energy moves through the entire production chain.
The Pipeline Is Hot
Processed goods for intermediate demand rose 3.5% in May and 13.3% year over year. Unprocessed goods rose 4.9% in May and 22.2% year over year. Stage 1 intermediate demand rose 3.2%, the largest monthly increase since the series began in 2009. Stage 2 rose 2.4%, Stage 3 rose 1.9%, and Stage 4 rose 1.1%.
That means upstream cost pressure is still moving through the system.
The Consumer Is The Wall
This is where the inflation shock becomes deflationary.
If households were healthy, companies could pass costs through and protect margins. But the consumer is already stretched. Household debt is at $18.8 trillion. Credit card balances are around $1.25 trillion. Student loan balances 90+ days delinquent are at 10.3%.
That is not a consumer with unlimited capacity to absorb another price shock.
So companies face two choices.
Raise prices and lose volume.
Hold prices and lose margin.
Both become deflationary through different channels.
The Deflationary Turn
If firms raise prices, consumers cut back. Unit sales fall. Inventories build. Discounts start. Orders get canceled. Retailers reduce future purchases. Manufacturers slow production. Freight demand weakens.
If firms absorb the cost shock, margins compress. Earnings fall. Hiring slows. Capex gets cut. Vendors get squeezed. Debt service coverage weakens. Weaker firms start restructuring or failing.
That is how inflation on the income statement becomes deflation on the balance sheet.
Small business bankruptcies already show the stress. May Subchapter V filings were 281, up 36% from last year. Bankruptcy destroys claims. Debts get written down. Vendors do not get paid. Landlords lose rent. Workers lose income. Inventory and equipment get liquidated. Lenders become more cautious.
That is not CPI deflation.
It is deflation through credit, collateral, income, and claims.
The Fed Problem
This report makes the Fed’s job harder. If producers pass costs through, CPI stays hot. If consumers cannot absorb it, margins compress and the credit cycle weakens.
Inflation is still alive in the production chain, but demand sensitive parts of the economy are already softening.
That is the trap.
Cut too early and inflation risk stays alive.
Stay tight too long and bankruptcies, refinancing stress, margin damage, and credit deflation keep building.
🔴US large bankruptcies are running at the 2nd-highest level in 16 YEARS:
229 large companies went bankrupt in the first 4 months of 2026, the 2nd-highest rate since 2010.
This is only below 242 seen in 2025.
The most filings were recorded in industrials, at 34, consumer discretionary, at 27, and healthcare, at 27.
This comes as surging fuel costs, persistent inflation, and economic disruption stemming from the Iran war continue to erode corporate profitability across sectors.
Additionally, companies carrying heavy debt loads face additional pressure as the Federal Reserve is widely expected to keep interest rates on hold through 2026, removing any near-term relief on borrowing costs.
Lastly, growing stress in the private credit market could accelerate filings in the second half of the year, as liquidity conditions tighten and withdrawal requests from private credit funds increase.
Is this calm before the storm?
Piyasalar neden düştü? Herkes Amerika'yı konuşuyor. Asıl cevap Japonya'da.
Dün Amerika'dan güçlü bir istihdam verisi geldi. Beklenenin neredeyse iki katı.
Herkes düşüşü buna bağladı.
Borsa aşağı, altın aşağı, Bitcoin aşağı. Sebep buymuş gibi göründü.
Ama bu sadece kıvılcımdı. Asıl barut çoktan dökülmüştü.
Hem de çok daha uzakta.
Çünkü o gün yalnızca teknoloji hisseleri düşmedi. Altın da düştü, gümüş de, Bitcoin de.
Tek bir veri bunu yapamaz.
Bunu ancak hepsini birbirine bağlayan görünmez bir zincir yapabilir.
O zincirin ucu Tokyo'da.
Dikkatli okuyun.
Zincirin ilk halkası, Hürmüz Boğazı'nda.
Son aylarda İran kaynaklı gerginlik bu boğazı kilitledi. Geçişler zorlaştı. Petrol fiyatı kısa sürede 100 doların üzerine çıktı, bazı günlerde çok daha yükseğe.
Sadece o boğazdaki gerginlik, dünyanın enerji faturasını birden kabarttı.
Şimdi bu kabarmanın nereye dokunduğuna bakın. İlk bakışta petrolle hiç ilgisi yokmuş gibi duran bir yere. Yapay zekaya.
Son yılların en gözde yatırımı yapay zekaydı. Dünyanın en büyük şirketleri buraya akın etti.
Yapay zeka veri merkezlerinde büyük makineler çalışıyor. Bunlar hem çalışmak hem soğumak için durmadan elektrik tüketiyor.
Yani yapay zekanın yakıtı enerji.
Enerji pahalanınca, bu işin maliyeti de doğrudan arttı, beklenen kâr azaldı.
Bu yatırımların büyük kısmı şirketlerin kendi parasıyla değil, ödünç parayla yapıldı.
Hem de dünyanın en ucuz parasıyla. Japonya'dan gelen parayla.
Burada durup şunu anlamak gerekiyor. Çünkü bütün hikâyenin temeli bu.
Japonya'da faiz yıllarca neredeyse sıfırdı.
Akıllı oyuncular Japonya'dan bedavaya yakın yen borçlandı, o parayı bozdurup dünyanın dört bir yanında getirisi yüksek varlıklara yatırdı.
Amerikan teknoloji hisselerine, yapay zekaya, altına, Bitcoin'e.
Mantık basit.
Ucuza borçlan, yüksek getiriye yatır, aradaki farkı cebine at.
Buna carry trade deniyor.
Yani bugün ekranda gördüğünüz birçok varlığın fiyatının altında, görünmeyen bir yen borcu duruyor.
Kâr böyle daralınca, bu borç dağında ilk çatlak oluştu. Yüksek borçla bu işe girenler, çıkış kapısına bakmaya başladı.
İkinci halka, yen'in kendisinde.
Yen aylardır değer kaybediyor. Sebebini anlamak için şuraya bakmak yeterli.
Faiz farkına.
Amerika'da faiz %3.5'in üzerinde. Japonya'da ise %0.75. Arada neredeyse üç puanlık bir uçurum var.
Para suya benzer, hep daha çok kazandığı yere akar. Düşük faizli yen'i bırakır, yüksek faizli dolara koşar. Bu akış sürdükçe yen zayıflar.
Japonya bu değer kaybını durdurmak için geçtiğimiz aylarda elindeki dolarları satıp karşılığında yen topladı.
Amaç yen'in fiyatını yukarı itmekti. Nisan sonunda bir günde yaklaşık 35 milyar dolar harcadı, sonra bir kez daha denedi.
Ama o müdahaleler tutmadı. Bu kadar büyük para bile yen'i ancak birkaç gün ayakta tutabildi. Sonra düşüş kaldığı yerden devam etti. Üstelik bu yöntemin bir de sınırı var.
Japonya sonsuza kadar elindeki doları satamaz.
Sonra dün, o güçlü Amerikan istihdam verisi geldi ve işi büsbütün kilitledi.
Bu veri de tek başına bir şey yıkmaz. Asıl etkiyi insanların kafasında yarattı.
Herkes şöyle düşündü. Amerika bu güçlü ekonomiyle faizi yakında indirmez. Yani iki ülke arasındaki o faiz uçurumu yakın sürede kapanmayacak.
Yatırımcılar bu beklentiye göre pozisyon aldı. Dolara talep arttı, dolar güçlendi, yen üstündeki baskı bir kat daha büyüdü.
Müdahale tutmuyor, faiz farkı kapanmıyor. Geriye Japonya için tek bir çıkış kalıyor.
Faiz artırmak.
İşte bu yüzden tahmin piyasalarında Japonya'nın 16 Haziran'da faiz artırma ihtimali yüzde 97'ye çıktı.
İşte en kritik kısma geldik.
Japonya faiz artırınca dünya piyasaları sarsılır. Bunu piyasayı izleyen herkes bilir. Ama çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir incelik var.
Bu sarsıntı, faiz artışından sonra değil, daha önce başlar.
Sebebi basit.
Büyük oyuncu haberi beklemez. Artışın geleceğini günler öncesinden görür ve usulca kapıya yönelir. Haber çıktığında o çoktan çıkmıştır.
Tarih bunu defalarca kanıtladı.
Japonya son iki yılda dört kez faiz artırdı, her seferinde Bitcoin sert düştü.
Mart 2024'te artırdı, yaklaşık yüzde 23.
Temmuz 2024'te artırdı, yüzde 26.
Ocak 2025'te artırdı, yüzde 31.
Aralık 2025'te artırdı, yine yaklaşık yüzde 30.
Dört artış, dört düşüş. Tesadüf diyemeyecek kadar düzenli.
En öğreticisi sonuncusuydu.
Japonya faizi 19 Aralık'ta artırdı. Ama riskli varlıklar daha Ekim başında düşmeye başlamıştı.
Bitcoin 6 Ekim'de 126 bin doları gördü.
Aralık'taki o beklenen artış geldiğinde, Bitcoin zirvesinden yüzde 30 aşağıdaydı. Artış günü Japon borsası düşmedi, hafifçe yükseldi. ��ünkü satacak olan zaten çoktan satmıştı.
Gelelim bugüne. Aynı senaryo, sahne sahne tekrar oynuyor.
Faiz artışı kesinleşmeye başlayınca ilk satılan, en kırılgan varlıklar oldu. Teknoloji hisseleri ve Bitcoin önden düştü.
Ama hikâye burada bitmiyor. Asıl merak edilen soru şu. Madem mesele Japonya ve riskli varlıklar, altın neden düştü? Altın güvenli liman değil miydi?
Cevap, bu varlıkları kimin tuttuğunda gizli.
Bu varlıkların büyük kısmı aynı fonların elinde. Hedge fonları. Bu fonlar tek tek varlıklara değil, koca bir portföye bakar.
Portföyün bir köşesinde büyük zarar başlayınca, bir kuralları devreye girer.
Toplam riski hızla azaltmaları gerekir. Bunu yapmanın yolu da, zarardaki varlığı değil, kârdaki varlığı satmaktır. Çünkü nakit oradadır.
Peki son yılların en çok kazandıran, en kolay paraya çevrilen varlığı neydi?
Altın ve gümüş.
İşte bu yüzden altın ve gümüş de satıldı. Kötü oldukları için değil. Tam tersine, en iyileri oldukları için. Zarar başka yerdeydi, ama faturayı en sağlam varlık ödedi.
Şimdi bütün parçaları aynı masaya koyun.
Hürmüz'de tırmanan enerji. Kârı sorgulanan yapay zeka yatırımları. Durmadan değer kaybeden yen. Tutmayan müdahaleler. Kesinleşen bir faiz artışı. Bir de bunların üstüne, fonların mecburi satışı.
Bunların hiçbiri yalnız başına bütün piyasayı yıkmaz. Ama hepsi aynı haftada gerçekleşti.
İşte böyle anlarda güvenli liman diye bir şey kalmaz. Kimse satmak istediğini satmaz. Satabildiğini satar.
Herkesin gözü dün Amerika'daydı. Ama asıl düğme, yıllardır Tokyo'daydı.
Bana göre piyasa şu an Japonya'nın faiz artışını fiyatlıyor.
Yıllar sonra dönüp bu düşüşe baktığımızda, ismini koyacağız. Japonya'nın faiz artırımı.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.