CHP’nin 38’inci kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP’lilerdir.
Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir.
“Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim” diyenler, aynı şekilde kendileridir.
Dün “halkın umudu” dediklerine bugün “hain” damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir.
AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil; CHP’nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir.
Bizim mücadelemiz, ellerine fırsat geçse Türkiye’yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm heveslileriyledir.
Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP’deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor.
Biz asla bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek istemiyoruz.
Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız.
Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleriyle meşgulken biz sadece işimize bakıyoruz.
2026 yılı inşallah Türkiye’nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene oluyor, olacak.
7-8 Temmuz’da Ankara’da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi’ne büyük önem atfediyoruz.
Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Sayın Trump’ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması, İttifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdı.
Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi’ne dönük yoğun bir ilgi söz konusu.
NATO zirvesi akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13’üncü liderler zirvesini ülkemizde tertipleyeceğiz.
9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisini Antalya’da düzenleyeceğiz.
Geçen hafta sonu İstanbul’umuz, çevre diplomasisi alanında tarihî bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı.
Sıfır Atık Forumu; 183 ülkeden 120’yi aşkın bakanın, 200’ün üzerinde belediye başkanının ve 5 binden fazla katılımcının iştirakiyle ülkemizin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirildi.
Özellikle dış politikada 2026 senesini en verimli şekilde değerlendirmenin mücadelesini veriyoruz.
Çiftçilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla önemli bir karar aldık.
Bu yıl için açıkladığımız Temel Destek ve Planlama Desteği tutarımızı İran kriziyle birlikte girdi maliyetlerinde oluşan aşırı artışları göz önüne alarak güncelliyoruz, destek tutarlarını buna göre artırıyoruz.
Şimdiden hayırlı, bereketli olsun.
Bir diğer haberimiz, bölgesel kalkınma yatırımlarına yöneliktir.
Geçen yıl başlattığımız Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nın ilk çağrısı kapsamında 303 projeyi desteklemeyi kararlaştırdık.
Tarımdan turizme, madencilikten imalat sanayisine kadar farklı sektörlerdeki 185 milyar liralık özel sektör yatırımları ile yerelde kalkınmayı hızlandıracak, şehirlerimizin potansiyelini harekete geçireceğiz.
Aynı programın geçen ay sona eren ikinci çağrısına yapılan toplam 1.156 başvuruyu ülkemizdeki yatırım iştahının bir işareti olarak görüyoruz.
Nasıl bugün Hürmüz’deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa’da İspanya’nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur.
Bugün Gazze’de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır.
İran’da, Lübnan’da başlayan; Suriye’yi, Akdeniz’i, Afrika’yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.
İsrail durdurulmalıdır.
Bu, insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir.
Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir.
Türkiye, İsrail’in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır.
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
3’üncü İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi’nin, burada yapılacak tespit ve teşhislerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden zirveye iştirak eden tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum.
Döngüsel ekonomiden iklim dostu üretim modellerine, atığın ekonomik değere dönüştürülmesinden kaynak verimliliğine kadar pek çok önemli başlığın ele alındığı Sıfır Atık Forumu’nun hayırlara vesile olmasını diliyorum.
183 ülkeden 120’yi aşkın bakanı, 200’ün üzerinde belediye başkanını, 500’den fazla uluslararası paydaşı bir araya getiren bu platformu son derece kıymetli bulduğumu özellikle ifade etmek istiyorum.
Gençlik teşkilatlarından özel sektöre, sivil toplum kuruluşlarından politika yapıcılara, akademisyenlerden karar vericilere 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği bu forum, Türkiye’nin çevre diplomasisinde ulaştığı yüksek seviyenin açık bir göstergesidir.
Kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 Taraflar Konferansı’na giden yolda forumun üstlendiği bu misyon çok ama çok değerlidir.
Bu bakımdan forumun temasının “Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık” şeklinde belirlenmesi son derece doğru ve isabetli olmuştur.
Foruma fikirleriyle, eleştirileriyle, tespitleriyle katkı yapan herkese şükranlarımı iletiyorum.
Forumun irade beyanları olan ortak deklarasyon ve ortak sonuç bildirgesinin de çevre ve iklim alanında atılacak yeni adımlar için şimdiden hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ediyorum.
2017’de eşim @EmineErdogan’ın öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, bugün Birleşmiş Milletler nezdinde kabul gören küresel bir çevre seferberliğine dönüştü.
Çevre hassasiyetinin ve gelecek nesillere yönelik derin bir mesuliyet bilincinin simgesi olarak başlayan Sıfır Atık Hareketi’ni 9 yıl gibi kısa sürede global bir çevre ve iklim mücadelesine dönüştüren, başta harekete ilham veren ve öncülük edenler olmak üzere tüm emek sahiplerine yürekten teşekkür ediyorum.
Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane’deki 6 beldemiz ile ülkemizin farklı bölgelerindeki 362 mahallede yapılan mahallî idareler ara seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
AK Parti’mizin ve Cumhur İttifakımızın ezici üstünlüğüyle sonuçlanan belde seçimlerinde milletimizin teveccühüyle seçilen belediye başkanlarımıza ve belediye meclis üyelerimize, muhtarlık seçimlerinde mahallelerine hizmet etme yetkisi alan muhtarlarımıza Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.
Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor.
Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız.
Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez.
Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz.
Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz.
Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır.
Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir.
Devletimizin en köklü kurumlarından biri olan Sayıştay Başkanlığımızın 164’üncü seneidevriyesinin Sayıştay ailesi başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sayıştayımızın tüm mensuplarına emeklerinden, gayretlerinden, hizmetlerinden ötürü canıgönülden teşekkürlerimi iletiyorum.
Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz.
Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir:
Kamu malında 86 milyon vatandaşımızın her birinin hakkı vardır; garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı vardır; beytülmal, aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir.
Makamı, ünvanı, mevkisi ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir.
Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir.
Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır; biz buna izin veremeyiz.
Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez.
Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek, bizlerin boynunun borcudur.
Biz geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz.
Milletin dişinden tırnağından artırdığı kaynakların darbelerle, vesayet girişimleriyle, sokak olaylarıyla nasıl ziyan edildiğini, nasıl talan edildiğini gayet iyi hatırlıyoruz.
Bugün 2025 yılı içinde tamamlanan, toplam yatırım değeri 5,6 milyar dolar olan 7 bin 110 adet elektrik üretim santralinin toplu açılışını yaptık.
Bu önemli yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum.
Eğer biz bu elektriği yenilenebilir kaynaklar yerine doğal gazdan karşılamış olsaydık 3,5 milyar metreküp doğal gaza ihtiyaç duyacaktık.
Karşılığında da 1,8 milyar dolar ödeme yapacaktık.
Bugün hizmete aldığımız yatırımlarla böyle bir faturadan kurtulmuş olduk.