Fon olayı bir kez daha gösteriyor ki Türkiye de değer üretimi çok ama çok az.
Gerçekten değer üreten şirketlerin uğraştıkları, yaptıkları ile borsaya patır patır halka arz edilen firmalar arasındaki tezatlık çok barizken, insanlar bunları görmedi, görmek istemedi.
Faturayı emekçi, çalışan, işçi ödesin yani. Oh ne ala ya. Sizin servet düşkünlüğünüzün ahmaklığının faturasını neden biz ödüyoruz? Ponzi kurup mağdura yatalım hazine ödesin. Girmeseydiniz. Tek kuruşumu helal etmiyorum ödenirse de ödeyenlere de alana da. https://t.co/zDSf148YvJ
Yüzlerce kat kazanıırken fondakiler biliyordu alavere olduğunu. Öyle bir kazanç yok, akıl var mantık var. Uyarıları da biliyorlardı. Kimse mağdura yatıp devlet ödesin demesin. x200, x7000 kazanaların paraları ile ödensin. 3 kuruşun hesabını yapıyor halk. https://t.co/W7tI7ZxrMH
2009 da ABDde çöken-20 milyar $-lık Madoff ponzi fondan 500 milyon$ yatırıp 7.2milyar $ kazanan Jeffrey Picower’in bu kazancı mirasçılardan geri alınmıştı.
Türk Devleti bizdeki fon üç kâğıdından şaibeli kazançları tahsil etmeli.
Kamu vicdanı ve sisteme güven böyle tesis edilir.
🇹🇷 Yağız Kaan Erdoğmuş'tan Tarihi Başarı!
Milli sporcumuz Yağız Kaan Erdoğmuş, Semerkant'ta düzenlenen 46. Satranç Olimpiyatı'nın son turunda dünya 3 numarası Fabiano Caruana ile berabere kalarak Olimpiyatı 8/10 puanla ve yenilgisiz tamamladı.
ELO'sunu 2731'e taşıyan Yağız Kaan, Wei Yi'nin 2015'ten bu yana koruduğu 2721 ELO'luk rekoru geride bırakarak tarihin en yüksek ELO puanına sahip 15 yaşındaki oyuncusu oldu.
Büyükustamızı bu tarihi başarısından dolayı tebrik ediyoruz! 🇹🇷♟️
Yunan medyası | Analiz Özeti |
Türk savunma devleri Avrupa'yı nasıl fethediyor? Basit ve geçici ihracattan kalıcı kurumsal varlığa geçiş yapıyorlar.
Türk Savunma firmaları adım adım Avrupa'nın her yanına kök salıyor.
Türk savunma sanayisinin yeni genişleme stratejisi
Türk Savunma firması Altınay, İngiltere'de bir yan kuruluş kurarak, önemli bir denizaşırı pazarda varlık gösteren en son özel Türk savunma şirketi oldu.
Bu ticari karar, Türk özel savunma sanayilerinin giderek daha fazla iştirak, ortak girişim ve satın alma yoluna başvurma eğiliminin bir parçasıdır. Amaçları, daha önce yalnızca ihracatçı olarak faaliyet gösterdikleri pazarlardaki konumlarını güçlendirmektir.
Bu değişim, Türk savunma ve havacılık ihracatının Haziran 2026'da ilk kez yıllık bazda 11 milyar doları aşmasıyla aynı zamana denk geliyor.
İhracat rekorları ve NATO ülkelerinin stratejik önemi
Türk savunma ve havacılık ihracatı, 12 aylık bazda ilk kez Haziran 2026'da 11 milyar doları aştı.
Mayıs'ta biten 12 aylık dönemde NATO ülkeleri, sektör ihracatının %57,3'ünü aldı. Bu, doğrudan satışların yanı sıra yerel sanayi katılımı, tedarik zincirine erişim ve sürekli müşteri desteği gerektiren pazarlara yönelişi gösteriyor.
Birleşik Krallık, bu stratejinin tipik bir örneğidir. CANiK markasının üreticisi Samsun Yurt Savunma, Ocak 2023’te orta kalibreli silah üreticisi İngiliz şirketi AEI Systems’ın hisselerinin %80’ini satın aldı.
Bu satın alma, Türk gruba sadece bir ihracat varlığı değil, İngiliz topraklarında bağımsız bir endüstriyel üs de sağlamıştır.
Avrupa’daki farklı iş modelleri
Buna paralel olarak, diğer T��rk şirketleri de Avrupa pazarlarında alternatif şirket yapıları uygulamaktadır. Baykar ve Leonardo, insansız hava sistemleri alanında %50-50 ortaklık olarak İtalya merkezli LBA Systems şirketini kurdu.
Nurol Makina, Macaristan’da ise farklı bir yol izledi. Burada yerel iştiraki Nurol Makina Hungary, Gidrán Armored Vehicles’ın kurulması için Rába Vehicle ile işbirliği yaptı.
Macaristan’daki bu ortak girişim, üretim, geliştirme ve satış sonrası hizmet faaliyetlerini kapsarken, aynı zamanda yerel ve Avrupa çapında bir tedarik zinciri de geliştiriyor.
Öte yandan, Türk Otokar şirketi doğrudan yerel üretime geçerek, Haziran ayında Rumen Automecanica şirketinin %96,77’sini satın alarak Mediaş şehrinde bir askeri araç üretim tesisi edindi.
Bu tesis şu anda Rumen silahlı kuvvetleri için COBRA II zırhlı araçları üretmektedir.
Basit ihracattan kurumsal varlığa geçiş
Modeller önemli ölçüde farklılık gösterse de, Altınay tam bir bağlı şirket kurarken, Baykar 50:50 ortaklık kurdu, Nurol Makina ise bir bağlı şirket aracılığıyla ortaklık kurmuş, CANiK ve Otokar ise mevcut şirketleri satın almış olsa da, ortak nokta geleneksel ihracatın ötesine geçilmesidir.
Hedef pazarda fiziksel olarak varlık göstermek, yerel tedarik yapılarına, lojistik zincirlerine, endüstriyel ortaklara ve yalnızca Türkiye’den karşılanması zor olan uzun vadeli destek ihtiyaçlarına erişim imkanı sunar.
Analist: Yannis Panagiotakopoulos | NewsBreak
-----------
Analizin tam Türkçe çevirisine bir sonraki gönderide yer alan Patreon sayfamızdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
İçeriden aldıkları özel bilgilerle servetlerini katlayan fon zenginlerine merhum Alev Alatlı’nın veciz sözünden hareketle şu soruyu yöneltelim:
-Yaptığınız iş hukuki olabilir ama helal mi?
Ölçüsü “Allah rızası” olanlar haramı ve helali karıştırmazlar.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın eşinin ismi fon vurgunu içinde geçtiği iddia ediliyor.
İddialar asılsızsa hodri meydan diyerek belgeleri ortaya koyun.
Şayet iddialar doğru ise aldığınız paraları iade ederek onurlu davranarak istifa edin.
Milletin güveni, hiçbir makamdan daha değerli değildir.
🗓️ 25 Eylül 2026
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında, Riyad/Suudi Arabistan’da düzenlenen toplantıya, Pakistan Savunma Kuvvetleri ve Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Syed Asim Munir ve Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh Bin Hamed Al-Ruwaili ile birlikte katılım sağladı.
#TürkSilahlıKuvvetleri
#MillîSavunmaBakanlığı
THE FORGOTTEN GENOCIDE: HOW THE "GREEK REVOLUTION" ERASED AN ENTIRE PEOPLE
The slogan was explicit: "Not a single Turk must remain in the Morea." Genocide...
23 September 1821, Tripolitsa. The date is remembered in Greece as part of a "liberation". The surviving records tell a far darker story.
Historian S.R. Sonyel, drawing on British archives, records that around 50,000 Turkish lived in the Peloponnese in March 1821. By the time Greeks celebrated Easter a month later, the Turkish population had been almost entirely wiped out.
The slogan was explicit: "Not a single Turk must remain in the Morea."
This was not confined to Tripolitsa.
Historian Stanford Shaw highlights that the massacres were not limited to Tripolitsa.
From Kalavryta and Patras to Navarino, Corinth, Athens and Kalamata, Muslim communities were attacked, expelled or massacred.
Villages were burned, refugees were intercepted on the roads, and those who surrendered after being promised safety were often killed anyway.
British historian William St Clair records that more than 20,000 Turkish men, women and children were deliberately killed within weeks.
Families living on isolated farms were slaughtered and their homes burned over their bodies. In some towns, starving Muslims surrendered after receiving promises of protection.
The men were killed, while women and children were enslaved and later killed.
Then came Tripolitsa.
After the city fell, a three-day massacre followed. St Clair records that more than 10,000 Turks were killed between Friday and Sunday.
Prisoners were tortured, mutilated and burned. Pregnant women were murdered. Children and the elderly were not spared. The Jewish community was also systematically attacked. Contemporary European observers witnessed the carnage.
The scale of the slaughter shocked even some European philhellenes who had come to support the "Greek cause". German doctor Wilhelm Boldemann, horrified by what he witnessed, is reported in contemporary accounts to have taken his own life by poisoning himself.
The destruction went beyond human lives.
Turkish property was seized, charitable foundations were plundered, mosques were desecrated and destroyed, cemeteries were violated, and the physical traces of a centuries-old Muslim presence were systematically erased.
Sonyel argues that the massacres bore the essential characteristics of genocide: intent, systematic extermination, the destruction of entire communities and the obliteration of their cultural presence.
Other scholarship has likewise described aspects of the destruction of the Morean Turks as genocide.
And the evidence did not come only from Turkish sources. St Clair's account describes the Turks of Greece as disappearing "suddenly and finally" in the spring of 1821, while European observers later found it difficult to believe that large Turkish communities had once lived throughout the Peloponnese.
This is the part of the "Greek Revolution" that the heroic liberation narrative leaves out.
A people who had lived across the Peloponnese for generations was destroyed, its property confiscated and its cultural traces erased.
23 September should be remembered as the day Tripolitsa became a symbol of the destruction of an entire community.
The Muslim Turkish population of the Morea (Peloponnese) Peninsula was systematically massacred between the years 1821 and 1830.
A calculated campaign of destruction and devastation accompanied this policy of extermination, extending from places of worship and madrasas to cemeteries and other assets of cultural heritage.
On the 205th anniversary of the Tripolitsa Massacre, we commemorate with prayers and deep respect the Muslim Turkish civilians who were brutally murdered.
1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir.
Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da eşlik etmiştir.
Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
🔴#ÖNEMLİ | Türkiye'de yeni bir dolandırıcılık sistemi türedi. TÜM VATANDAŞLARIN VE İLGİLİ KURUMLARIN BİLGİSİNE SUNUYORUM.
Son 1 haftada 3 kişiden benzer ihbar aldım.
Sistem şu şekilde ilerliyor:
• WhatsApp'tan vatandaşların yakınlarına ait numaralardan “Borç para” isteniyor.
• Borç isteyen numara WhatsApp'ta daha önce konuştu��u yakınları yani farklı bir numara değil.
• “Zor durumdayım.” gibi mesajlar gönderiliyor ve mesajlarda daha önce konuşulan mesajlar da görünüyor ve o mesaja uygun bir dilde yazılıyor.
• Daha sonra ise IBAN gönderiyor. Vatandaş inanırsa dolandırıcıya para gönderiyor ancak para gönderdiği kişi arkadaşı değil, dolandırıcı.
• İşin en garip kısmıysa gerçekten o numaraya sahip olan ve adına para istenen kişi, “Kendi numarasından gönderilen mesajları göremiyor.” Yani hiçbir şeyden haberi olmuyor.
• Arkadaşının gönderdiği mesajı da göremiyor. Sadece o andan önceki mesajları görüyor.
META yetkilileri de dâhil, ilgili eksiklikleri olan her kim varsa bu konuda hesap vermeli.
Tüm vatandaşlara uyarım: Lütfen bunu çevrenizle paylaşın. Parayı isteyenlerin gönderdiği IBAN'daki isim her zaman farklı oluyor, arkadaşınıza ait olmayabiliyor. Her ne olursa olsun borç isteyen kişiyi bizzat arayın ya da yakınını arayıp teyit edin.
Şahsen böyle bir şey benim de başıma gelse dolandırılabilirim. Herkes dikkat etmeli.
@adalet_bakanlik @SiberayEGM @abakingurlek
"The children will grow up".
This was also the argument that Nazi officials gave, during the Nuremberg Trials, to justify why they had killed children during the Holocaust.