Yaslanamadığım dağları yıktım, kendi ördüğüm duvarları yıktım, burası evim dediğim yeri yıktım, bütün suçu kendime yıktım, koyduğum kuralları yıktım. Yeni bir ben oldum ve kimse oraya değemeyecek
Sürekli tek taraflı fedakarlık bekleyen o kafa, bir gün karşı tarafın da bir hayatı olduğunu umarım çok sert hatırlar..
"Herkesin vakti kıymetli; ama bazıları kendi boşluğunu başkasının hayatıyla doldurmayı 'ilgi' zannediyor.
Ama hiçbir sebep bir insanın kalbini hiç iyileşmeyecekmiş gibi kırmaya yetmez. Çünkü dünya üzerindeki en büyük servet günün sonunda arkana baktığında kırdığın kalpler değil, huzurla bakabildiğin yüzlerdir
Hala vaktimiz varken kırmadan dökmeden ve yormadan sevmeyi öğrenmeli insan.
Hiç gitmeyecekmiş gibi davranmak bir gün gidildiğinde geride sadece pişmanlık bırakır Musallada dökülecek bir damla yaşın yaşarken verilmeyen bir selamın ya da esirgenen bir şefkatin karşısında hiçbir hükmü yoktur.Güzellikler gecikebilir, hayat zor olabilir, şartlar ağırlaşabilir
Sevgi, varılacak bir hedef değil, o hedefe giderken yolda birbirinin elini tutabilmektir.
Unutmamak gerekir ki; insan, en çok sevdiklerinin bakışlarında yaralanır. Düşmandan gelen taş can yakar ama dosttan, aileden, sığınılacak limandan gelen küçük bir soğukluk ruhu titretir.
"Güzel günler gelecek" diyerek bugünü feda eder, sevdiklerini bekleyişin o soğuk ve kırıcı gölgesinde bırakırlar. Oysa beklenen o güzel günler geldiğinde, o günlerin tadını çıkaracak ne bir heves ne de kırılmamış bir gönül kalır geriye.
Oysa dünya, bir nefeslik mesafedir. Yarın, bugün kırdığımız o kalbi onarmak için çok geç kalmış olabiliriz.
Bazı insanlar vardır; hayatlarındaki güzellikleri inşa ederken yolda can yakarlar.