Sözün kısası makbuldür.
Ama kim olduğumuzu, nerede durduğumuzu, neyin mücadelesini verdiğimizi hâlâ anlamayanlara derdimizi bazen uzun uzun anlatmak gerekiyor.
Biz sözümüzü söyledik.
Sözümüz de, mücadelemiz de milletin vicdanına emanet.
25 yıl sonra memleket refahta olmadı yoksullukta eşitlendi!
Gaziantep’te de ‘geçinemiyoruz’ diye bağırıyorlar, Hakkâri’de de…
Trabzon’da evlat evlendiremeyen var, Ankara’da emekli maaşıyla geçinemeyen…
Yozgat’ta da, Edirne’de de aynı dert var.
Memleketin her yerinde aynı feryat yükseliyor.
Başörtüleriyle devletin, milletin hizmetinde bakan olarak görev yapabilmelerine övündüğümüz insanların adlarının, bu büyük fon dolandırıcılığının ilk ortaya çıkan isimleri arasında olmasından duyduğum mahcubiyete karşı ifade ettiğim rahatsızlığımı; söylemediğim sözleri söylemişim gibi yazarak, ardından bunları paylaşarak düzenlediğiniz ucuz iftira kampanyanızı görüyorum.
Anlaşılan o ki sizin adınıza mahcup olmak da bizim hissemize düşüyor.
Allah kerimdir.
Güzel insanların büyüyen umuduyuz!
Bolu Dağı’nın zirvelerini aşan yollar gibi milletimizin umut ufku da her gün biraz daha büyüyor…
Bolu’da esnafımızı dinledik, hemşehrilerimizle dertleştik, teşkilatımızla omuz omuza verdik. Her selamda, her sohbette Türkiye’nin yarınlarına dair büyüyen umudu hemşehrilerimizin gözlerinde de gördük…
Bir zamanlar 100 lirayla 41 litre mazot alınıyordu.
Şimdi 100 lirayla 1 litre…
1 kilo buğdayla 1 litre mazot alınan günlerden, 7 kilo buğdayla 1 litre mazot alınan günlere geldik.
24 yıllık iktidara 41 kere maşallah!
Bir gencin en zor günü için dişinden tırnağından artırdığı son parası, bizim için çok kıymetli bir emanettir.
Bu emanet, omuzlarımızdaki mesuliyetin daimî hatırlatıcısı olacaktır.
Sanayisiyle üreten, yollarıyla kentleri birbirine bağlayan Kırıkkale’de hemşehrilerimizle buluştuk, esnafımızın çayını içtik, milletimizle dertleştik…
Can cana, yan yana yürüdüğümüz bu yol; umudu büyütüyor, memleketimizin yarınlarına olan inancı güçlendiriyor…
EYLÜL AYI FAİZ KARARI AÇIKLANDI
Ama milletimizin asıl merak ettiği faiz kararının ne olduğu değil, bu kararların kendi hayatına ne zaman iyi geleceğidir.
Politika faizi %37.
Peki vatandaş ne görüyor?
Krediye ulaşamıyor.
Esnaf borçlanamıyor.
Sanayici yatırım yapmakta zorlanıyor.
Gençlerimiz ev, araba alma, yuva kurma hayallerini erteliyor.
Bir tarafta yüksek faiz, diğer tarafta hâlâ süren hayat pahalılığı…
Millet hem parasının değer kaybından hem de paraya ulaşmanın maliyetinden yoruldu.
Ekonomi yalnızca faizi artırarak veya düşürerek yönetilmez.
Mesele; üretimi artırmak, yatırımı büyütmek, istihdam oluşturmak, Türk lirasına yeniden itibar kazandırmak ve milletin alın terinin satın alma gücünü korumaktır.
Bugün milletimizin sorduğu soru çok basittir:
“Ben ne zaman rahatlayacağım?”
Biz bu memleketi yüksek faiz, yüksek enflasyon ve yüksek borç arasında sıkışmışlıktan çıkaracağız.
Üretenin kazandığı, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı, yatırımcının önünü görebildiği ve milletimizin yeniden yarınından emin olduğu bir Türkiye için çalışacağız.
Ekonominin başarısını faiz tabelasında değil, milletin sofrasında ölçeceğiz.
Kırıkkale’de sokak sokak, dükkân dükkân dertleştik…
Esnafımızın kapısını çaldık, hemşehrilerimizle sohbet ettik; memleketin derdini de yarınlarını da konuştuk.
Gittiğimiz her yerde aynı samimiyetle karşılandık. Sarılan, sohbet eden, fotoğraf çektiren hemşehrilerimizin sözlerinde ortak bir beklenti vardı:
“Duruşunuzu bozmayın, milletin umudu olmaya devam edin…”
Milletimizin umudunu boşa çıkarmamak için aynı inanç ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.
Kırıkkaleli hemşehrilerimize ve gün boyu bizi takip eden gazetecilere gönülden teşekkür ediyorum.
MİLLETİMİZ EV SAHİBİ OLAMIYOR, DAR GELİRLİ KİRAYA MAHKÛM EDİLİYOR!
Türkiye’de artık yalnızca bir kira meselesi yoktur; bir yuva meselesi vardır.
Son 10 yılda nüfusumuz yaklaşık %10 artarken kiracı sayımız %36 arttı.
Dar gelirli vatandaşlarımızda kiracılık oranı %24,5’ten %36,7’ye çıktı.
Son bir yılda orta ve yüksek gelir grubunda ev sahipliği artarken, dar gelirlinin ev sahipliği %5 daha azaldı.
Bu rakamların söylediği şey açıktır:
Memleketimizde çalışarak, biriktirerek, alın teriyle ev sahibi olabilme ümidi dar gelirli vatandaşımız için her geçen gün uzaklaşıyor.
İnsanımız maaşını alıyor, kiraya veriyor.
Kirayı ödüyor, birikim yapamıyor.
Birikim yapamadığı için ev alamıyor.
Ev alamadığı için yeniden kiraya mahkûm oluyor.
Biz bu düzeni değiştireceğiz.
Kamu arazilerini ranta değil, milletimizin yuva ihtiyacına tahsis edeceğiz.
Dar ve orta gelirli vatandaşlarımız için uzun vadeli, uygun kiralı sosyal konut stokunu büyüteceğiz.
İlk evini alacak vatandaşımıza uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman imkânı sağlayacağız.
Arsa maliyetini kamu imkânlarıyla aşağı çekecek, ev sahibi olmayı yalnızca yüksek gelirlinin ulaşabildiği bir imkân olmaktan çıkaracağız.
Boş tutulan konutların yeniden ekonomiye kazandırılmasını sağlayacak; konutu yalnızca bina yapmak olarak değil, ulaşımıyla, okuluyla, hastanesiyle, işiyle ve deprem güvenliğiyle beraber planlayacağız.
Bizim anlayışımızda devletin vazifesi, vatandaşını ömür boyu kiraya mahkûm etmek değildir.
Devletin vazifesi; çalışan insanına yuva kurabileceği, evladına bir gelecek bırakabileceği bir memleket imkânı sunmaktır.
Konut, birkaç kişinin servetini büyüteceği bir rant vasıtası değil; milletimizin en temel ihtiyaçlarından biridir.
Bir memlekette insan çalışıyor ama yuva kuramıyorsa, maaş alıyor ama kiradan başını kaldıramıyorsa, ömrünü veriyor ama bir anahtar sahibi olamıyorsa orada düzeltilmesi gereken bir düzen vardır.
Biz düzelteceğiz.
Dar gelirliyi kiraya, milletimizi ev sahibi olma hayalinden vazgeçmeye mahkûm etmeyeceğiz.
Bu süreci 'devlet aklı' diyerek aklayamazsınız...
Bundan önceki devlet aklı Cumhurbaşkanı Hükûmet Sistemi idi.
Bu sistemde Türk devleti, Türk parası, hukuk, çocuklarımızın hayali kuvvetlenmedi.
Devlet aklı diyorsanız devlet büyümeli, millet rencide olmamalı...
Bu nasıl devlet aklıysa her şey zayıflıyor!
Siyasetin ölçüsü partilerin kendini nasıl anlattığı değildir.
Asıl mesele milletin size ne söylediğidir.
Biz hesaplaşmaya değil; hesap vermeye gelen bir siyaset anlayışıyla yola çıktık.