Bir var olup bir kaybolma...
Kesikli "varlık" = Kesikli "yokluk"
Bu durumda apaçık birşey ortaya çıkar.
O ağacı ve onun sesini "var etmek" için;
yalnız ve yalnız o ağacın yanında durmak gerekir.
Hatta en ufak çıtırtıyı duymak için gecede ve gündüzde ağaca sarılıyor olmak..
Ormanın derinliklerinde dev bir ağacın kimsenin olmadığı bir anda devrildiğini düşünün. O sesi duyacak hiç kimse yoksa, gerçekten bir ses çıkmış mıdır?
Bu, derinlere indikçe insanı ürperten bir yalnızlıkla baş başa bırakır.
Eğer gerçeklik sadece algılamadan ibaret ise siz gözlerinizi kapattığınızda herşey karanlığa gömülüyorsa evrenin varlığından bahsettek ne kadar mümkün?
Algılandığı anda var olan, algılayan yoksa yok olan yıldızlar, galaksiler, çiçekler, arılar vb "herşey"...
Who are you when you're on your own?
Who are you with nowhere to go?
Who are you when you're haunted by the ruin?
Who are you in your darkest dreams?
Who are you with the loss of scents?
Who are you when you're caught between the truth
And what you thought you knew?
geceleri seviyorum; ne zaman yıldızlara baksam hala küçük bir çocukmuşum gibi hissediyorum
aynı yerlerinde duruyorlar hep...
gündüzlerden uzağım; bulutların şekillerinden yazdığım hikayeler hep yanılttı beni; şekilleri değişti bulutların, başka şey oluverdiler...