" Hiç kimse sahipsiz değildir. Halihazırda muhtaç bir varlığı kendisine sahip olarak görenler ya ona yük olur ya da ondan zarar görür. Bu yüzden hepimizin asıl sahibinin ve koruyucusunun Allah olduğunu bilerek birbirimize dayanmalıyız, birbirimize sığınmadan. "
@birincimucahit Mücahit Bey atv sabah kuşağı olsun öğlenden sonraki esra erol yayınları olsun tasvip ediyor musunuz? Yahu kanalın sahipleri buna nasıl kayıtsız kalıyorlar? Ülkede ahlak bitti vesile olmanın vebalini bilmiyorlar mı ? Berat bey i de babalarını da çok severim memleketlim bu arada
@ozlemozum Canlı canlı yakından gördüm 93 yılında hayatımda böyle bir yakışıklılık görmedim. Omuzları geni�� boyu çok uzun saçlar muhteşem gülüşü efsane korkunç bir aura o günü unutamam holywood da yok böyle karizma mübalağa yapmıyorum tv de hikaye adam başka bir şey rahmet eylesin Rabbim
@DokuzTugluKagan Dinimizde milliyetçilik yoktur iman kardeşliği vardır. Arabistan'lı Lawrence arap milliyetçiliği rolündeydi tüm ortadoğu bugün onun sayesinde bu halde düşünüp akletmek lazım
“Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?” (Tevbe/65. Ayet)
Yakup (ss) oğullarına dedıkı
' Ey oğullarım ,idin Yusuf'u ve kardeşini araştırın'
Allah'dan ümit kesmeyin.
Peygamber önce fiiliyat, hareket ediyor.
Uğraş verin, ortaya bir çaba dökün..
Allah o zaman bana ve size istediğimizi verir.
Herşeyin ucu Allah'a bağlı..
Allah'dan umut kesmemek, onun bizim dua ve çabamıza birgün karşılık vereceğinin manasıdur.
-İSTİDRAÇ İLE ALDATILANLAR-
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'dan rivayet
edildigine göre şöyle demiştir:
"Kendisine verilen nimetlerle adım adım felakete sürüklenen nice insanlar vardır! Kendisine edilen övgüler yüzünden fitneye düşen (yoldan çıkan) nice insanlar vardır! Ve günahlarının gizlenmesi (kusurlarının örtülmesi) sebebiyle aldanıp gurura kapılan nice insanlar vardır ki bu istidraç halidir”
Kısa Açıklama
Bu hikmetli söz, insanın manevi durumunu sarsabilecek üç büyük tehlikeye dikkat çekmektedir:
1. Nimetin İstidraca Dönüşmesi: Kişi isyan
içindeyken bile nimetlerin artması, onun doğru bir yolda olduğunu asla göstermez; aksine fark ettirilmeden felakete (istidraca) cehenneme doğru sürüklendiğini gösterir.
2. Övgünün Tehlikesi: İnsanların yüzüne
karşı yaptığı aşırı övgüler, kişide kibir oluşturarak manevi bir fitneye ve yıkıma yol açabilir. Kendini kusursuz sayarak haddi aşar. Tevbe aklına bile gelmez. Adeta nemrutlaşır.
3. Örtüye Aldanmak: Hazreti Allah'ın (kulun yaptığı hataları ve günahları) dünyada hemen açığa çıkarmayıp (Settâr ismiyle muamele edip örtmesi)tövbe için kula bir fırsattır. Ancak insan buna aldanıp "nasılsa bir şey olmuyor" diyerek günahında ısrar ederse, şeytanın oyunuyla büyük bir felakete düçâr olabilir.
Fakrını, perişanlığını, üzüntünü ve tasanı Allah'tan başkasına şikayet etme. Çünkü bu, sana yük üstüne yük olmaktan başka bir şeye yaramayacak.
إنما أشكو بثي وحزني إلى الله
Ya'kub (عليه السلام) dedi ki:
"Ben derdimi ve hüznümü, ancak Allah'a şikayet ederim"
Yusuf 86
İnsanlardan bir çoğunun seni dinlemesi, tamamen öykünü merak sebebiyledir. Alemlerin Rabbi olan fısıltıyı bile işitir, O insana şah damarından daha yakındır ;
ولقد خلقنا الإنسان ونعلم ما توسوس به نفسه ونحن أقرب إليه من حبل الوريد
Allah (سبحانه وتعلى) dedi ki:
"Ant olsun ki ! İnsanı Biz yarattık, nefsinin ona verdiği vesveseyi de biliriz ! Biz ona, şah damarından daha yakınız"
Kaf 16
"Hz. Musa, Medyen'e ulaştığında evi, işi ve eşi yoktu. Bir iyilik yaptı. Sonra gölgeye çekildi ve: 'Ey Rabbim! Bana lütfedeceğin her türlü hayra muhtacım.' diye dua etti. O gün güneş batar batmaz evi de oldu, işi de oldu, eşi de oldu.
Bu duayı tecrübe et."
MODERN AFYON: FUTBOL
01- Roma’da halkı yönetmek için uygulanan "Ekmek ve Sirk" formülü bugün şekil değiştirerek devam ediyor: Karnı doyur, zihni meşgul et, öfkeyi başka yöne çek.
02- Antik Roma'nın gladyatör dövüşleri neyse, bugünün futbol arenaları da odur; halkın şiddet dürtüsünü boşaltan modern bir simülasyondur.
03- Futbol, halkın bilincini uyuşturmak için değil; o bilincin uyanmasına hiç vakit kalmaması için icat edilmiş devasa bir meşguliyet tuzağıdır.
04- Takım tutmak modern bir kabileleşmedir; "Biz ve Onlar" ayrımı yaratarak toplumsal öfkeyi yukarıya (sisteme) değil, yan tarafa (rakip takıma) yönlendirir.
05- Hakemler ve teknik direktörler modern çağın "günah keçileridir"; gerçek suçlular ve sistemin sahipleri perdenin arkasında görünmez kalır.
06- Haftada 2-3 maç, transfer dedikoduları ve bitmeyen tartışma programları, insanın sorgulama enerjisini ve zamanını sünger gibi emer.
07- Ekonomik sıkıntı, adaletsizlik ve yolsuzluk gibi gerçek sorunların acısı, 90 dakikalık gol sevinçleri veya hakem öfkesiyle unutturulur.
08- Futbol kimyasal bir afyon değil, psikolojik bir afyondur; gerçekliği flu yapar, hayali bir kimlik boşluğunu doldurur ve bağımlılık üretir.
09- Tribünlerdeki küfür ve kavgalar, halkın biriken sınıfsal öfkesinin zararsız bir şekilde dışarı atılmasını sağlayan "kontrollü patlamalardır."
10- Afyon karteli; insanın acısını, bağımlılığını ve beyindeki dopamin döngüsünü yöneten endüstriyel bir güçtür.
11- Bugün bu güç üç sacayağında birleşir: İlaç sektörü, medya/eğlence dünyası ve bahis/finans sistemi. Futbol bu üçünün merkezidir.
12- İlaçla bastırılan bireysel acılar neyse, futbolla bastırılan toplumsal acılar da odur; ikisi de aynı uyuşturma mekanizmasına hizmet eder.
13- Futbol, kartel için "ücretsiz dağıtılan" bir uyuşturucu gibidir; yan etkisi hukuken yoktur ama doz aşımı zihinsel körlük yapar.
14- Spor kanallarındaki 7/24 tartışmalar, aynı pozisyonun 20 kez izletilmesi; zihni sürekli "mikro-doz dopamin" ile meşgul tutmak içindir.
15- Roma’daki sokak tellallarının yerini bugün ekranlardaki bağırıp çağıran spor yorumcuları almıştır.
16- Bahis sistemi, uyuşturucu piyasasıyla aynı mantıkla çalışır: Küçük kazançla oltaya takılan halk, sonunda her şeyini kaybeder.
17- Futbolda her gol bir finansal olay, her hakem kararı bir piyasa dalgalanmasıdır; halk eğlendiğini sanırken kartel parasını katlar.
18- Kulüpler modern çağın "kara para çamaşırhaneleridir"; sürekli borçlu olmaları, kamu kaynaklarının emilmesi için bir kılıftır.
19- Roma’daki gladyatör okulları neyse, bugün devasa paraların döndüğü ama sürekli batan futbol kulüpleri de odur.
20- Futbol izleyicisi profili genellikle yüksek stres ve ekonomik baskı altındadır; futbol onlara sahte bir zafer hissi ve aidiyet sunar.
21- Bir futbol maçındaki heyecan; beyinde antidepresanlarla aynı hattı çalıştırır. Farkı, reçetesiz ve daha hızlı olmasıdır.
22- Kartel futbolu sever; çünkü futbol, sokaktaki protesto potansiyelini stadyumdaki koltuklara hapseder.
23- Sınıf bilinci forma rengine bölünür; işçiler patronlarına kızmak yerine, yan tezgahta çalışan başka bir işçinin tuttuğu takıma düşman olur.
24- Futbol sayesinde halk, sistemin soyut baskısını değil, sahadaki oyuncunun somut hatasını konuşur; fail yine gizlenir.
25- Afyon ne kadar acıyı unutturuyorsa, futbol da hayatın gerçek yüklerini o kadar perdeleyerek "sahte bir cennet" sunar.
26- Bilinç sürekli "maç sonu" modunda tutulduğu için; tarih bilinci, kitap okuma ve derinlemesine düşünme refleksi ölür.
27- Sistem için en ideal toplum; bağımlı, kendi içinde bölünmüş ve sürekli suni gündemlerle meşgul edilmiş toplumdur.
28- Roma İmparatorluğu haşhaşla değil, gösteriyle uyuşturdu; modern dünya ise top, ekran ve bahis üçgeniyle aynı işi görüyor.
29- Futbolun afyon etkisi, biyokimyasal kartellerin yöntemiyle Roma’nın psikolojik yönetim tarzının kusursuz bir evliliğidir.
30- Gerçek uyanış, 90 dakikalık illüzyonun dışına çıkıp; sahaya değil, sahayı kuranlara bakmakla başlar.