Japonya ve ABD aynı denklemin iki tarafı. 1992'de pound'u kıran adam 2026'da yen'i savunuyor.
Bessent bugün bir açıklama yaptı.
Japonya'nın temellerinin güçlü olduğunu, aşırı döviz oynaklığının istenmeyen olduğunu söyledi.
Herkes Bessent'in Japonya'ya destek mesajı verdiğini yazdı.
Ben başka bir şey görüyorum.
Bessent yen'i kurtarmaya çalışmıyor. ABD'yi kurtarmaya çalışıyor.
Anlatıyorum.
Şöyle düşünün.
Komşunuz size 30 yıl boyunca neredeyse faizsiz borç verdi. Siz o parayla başka yerlerde gelir elde ettiniz. Komşu zenginleşmedi. Siz büyüdünüz.
Bir gün komşunun evi yandı. Komşu borç vermeyi bırakmak zorunda kaldı. Hatta verdiği parayı geri istedi.
Sizin tüm büyümeniz o paranın üzerine kuruluydu.
İşte Japonya ve ABD arasındaki ilişki bu.
Japonya yıllardır dünyanın en ucuz parasına sahip ülke. ABD yıllardır dünyanın en çok borçlanan ülkesi. Hiçbir anlaşma imzalanmadı. Ama mekanizma kendi kendine kuruldu.
Bugün Japonya dünyada en çok ABD tahvili tutan ülke. Resmi rakam yaklaşık 1.2 trilyon dolar. Dolaylı kanallar eklendiğinde rakam çok daha yüksek.
30 yıl boyunca bu denge bozulmadı.
Şimdi bozulmaya başladı.
Yen değer kaybediyor. USD/JPY 160 seviyesini aştı. Japonya enerjisinin neredeyse tamamını ithal ediyor. Yen düştükçe ithalat pahalılaşıyor. Enflasyon yükseliyor.
Japonya Merkez Bankası iki seçenek arasında sıkıştı.
Birinci seçenek: Yen düşmeye devam etsin. Halk fakirleşir. Enerji faturası yükselir.
İkinci seçenek: Faizi artır. Yen güçlenir. Ama 30 yıllık ucuz para mekanizması biter.
İkinci seçenekte ne olur biliyor musunuz?
Japonya'dan ucuz parayla borçlanıp ABD tahviline yatıran fonlar pozisyonlarını kapatır. Tahvil satar. Borcunu öder.
Yani Japonya faizi artırdığı an ilk satılan şey ABD tahvilleri olur.
Burada Bessent için asıl risk başlıyor.
Çünkü 2026 ABD için sıradan bir yıl değil.
Bu yıl yaklaşık 10 trilyon dolarlık eski borç yenilenecek. Vadesi gelen tahviller ödenecek. Yerine yenisi satılacak.
Yeni tahvillerin getirisini ne belirler? Talep.
Talep yüksekse getiri düşer. ABD ucuza borçlanır.
Talep düşükse getiri yükselir. ABD pahalıya borçlanır.
Şimdi düşünün.
Tam 10 trilyon dolar yenilenirken Japonya tahvil satışına başlarsa ne olur?
Arz artar. Fiyat düşer. Getiri yükselir.
Her 100 baz puan ek getiri ABD'nin yıllık faiz yüküne yaklaşık 400 milyar dolar ekler.
ABD'nin toplam borcu 39 trilyon dolar. Faiz ödemesi zaten yılda bir trilyonun üzerinde. Toplanan her dört vergi dolarından biri sadece faize gidiyor.
Bu tabloda küçük bir şok bile ciddi bir baskı yaratır.
Japonya satarsa şok küçük olmaz.
Ve burada hikayeye üçüncü halka ekleniyor.
Hürmüz.
Japonya tükettiği enerjinin yaklaşık yüzde 90'ını ithal ediyor. Petrolün büyük bölümü Körfez'den. Tankerler Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.
Hürmüz son aylarda kapanma riskini iki kez yaşadı. Petrol fiyatı yükseldi.
Japonya için bu üç katmanlı bir sıkışma.
Cari açık derinleşti. Yen baskısı arttı. Yen baskısı arttıkça enerji ithalatı pahalandı. Pahalanan enerji yeniden yen baskısı yarattı.
Japonya yen'e dört kez müdahale etti
30 Nisan, 1 Mayıs, 4 Mayıs, 6 Mayıs. Toplam 72 milyar dolar harcadı.
Yen toparlanmadı.
Bunun anlamı tek bir şey.
Japonya bu işin altından tek başına kalkamıyor.
İşte Bessent burada masaya oturdu.
Sahnenin görünür kısmı şu: ABD Hazine Bakanı Japon mevkidaşına destek mesajı veriyor.
Sahnenin görünmeyen kısmı şu: ABD Hazine Bakanı kendi tahvil piyasasını koruyor.
Çünkü Japonya tek başına kalırsa zincir kendi kendine hareket eder.
Yen daha hızlı değer kaybeder. BOJ faiz artırmak zorunda kalır. Ucuz para musluğu kapanır. Fonlar ABD tahvili satar. Getiri yükselir. 10 trilyon dolarlık yenileme yılı baskı altına girer.
39 trilyon borçlu bir ekonomi için bu basit bir piyasa hareketi değil.
Tüm sistem sallanır.
Bessent bunu en iyi bilen adam. Çünkü aynı senaryoyu 1992'de yaşadı.
O yıl 30 yaşındaydı. Soros'un Londra ekibindeydi. İngiltere Merkez Bankası tek başına pound'u savundu. 27 milyar pound rezervini bir günde harcadı. Akşam saatlerinde pes etti. Pound bir günde yüzde 15 değer kaybetti.
Bessent o gün bir merkez bankasının nasıl yenildiğini canlı gördü.
1992'de saldıran taraftaydı.
2026'da savunan tarafta.
Çünkü oynanan oyun değişti. Bu kez yenilen merkez bankası tek başına aşağı düşmeyecek. Aynı kanaldan ABD'yi de aşağı çekecek.
Bu haftaki G7 toplantısı bu yüzden önemli.
Üç senaryo masada.
A. Japonya direnir, ABD destekler. Yen toparlanır. Sistem hayatta kalır.
B. Japonya pes eder. BOJ faiz artırır. Ucuz para musluğu kapanır. ABD tahvil getirisi yükselir. Yenileme yılı baskı altında geçer.
C. Bessent Plaza tarzı koordineli bir anlaşma getirir. Bu sefer dolar zayıflatılır. Yen güçlendirilir.
Üç senaryonun ortak noktası şu.
Bu kararı Japonya değil ABD veriyor.
Bu benim şahsi analizim.
Önümüzdeki dönem kritik, sizi bilgilendireceğim.