Kemalistlerin Millî Mücadele Döneminde İngiliz Düşmanlığı Üzerine
"Kemalistlerin İngiliz nefretinden daha öte bir şey hiç görmedim. Elinden gelse Mustafa Kemal her sabah kahvaltı sofrasına salamuraya yatırılmış bir İngiliz getirtirdi, kesin yapardı bunu."
- Fransız misyon şefi M. Laporte (1922)
İngiliz Yıllık Raporlarını Yayınlamasıyla Oldukça Önemli Veriler Sunan Sayın Ali Satan (@alisatantarih) Hocamızın Yeni Çalışması Yayınlanmış. Millî Mücadele Üzerine Önemli Veriler Olduğuna Eminim. En Yakın Zamanda İncelenmeli.
İngiltere’nin Yunanistan Yıllık Raporları iki cilt hâlinde yayımlandı!
İngiliz diplomatlarının Osmanlı Devleti’nden koparak kurulan Yunanistan’da yaşanan gelişmelere dair notlarını içeren “Balkan Savaşları ve Öncesi 1906-1913” ve “Türk İstiklal Harbi ve Lozan Barış Konferansı Dönemi 1920-1923” başlıklı iki ciltlik eser, araştırmacıların hizmetine sunuldu.
E- yayınlarımıza erişmek için: https://t.co/0xLQ3pyWmo
#TTKyayınları
Atatürk’ün Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’tan Yön dergisi yazarlarından İlhan Selçuk’a ithaflı ve imzalı bir kitap elime geçti. Günün güzel gelişmelerinden.
“Demokrat Kemalist” olarak tabir edilen Zafer Toprak; öncü bir düşünür, tarihçi, yazar ve akademisyendi. Şu an kendisinin emeklerinin geçtiği Tarih Vakfı’nda gönüllü olarak çalıştığım ve onun yolundan gittiğim için gurur duyuyorum. Kendisini saygıyla anıyorum…
-Başkanlık Sistemi ABD'nin Tuzağıdır-
CIA ajanı Paul Henze, bir raporda “Türkiye’nin ABD çıkarlarına uygun davranmasını istiyorsak başkanlık sistemine geçmesini sağlamalıyız” diyordu.
FETÖ de bu sistemin uygulanmasını isteyenler arasındaydı ve "Zaman"da istekler belirtiliyordu.
"Amerikan Sistemini Uygulamayı Hiç Düşünmedim."
Tam 95 yıl önce, 3 Ekim 1930'da, gazetelerde, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk)'ün bu açıklaması çıktı.
Atatürk, başkanlık sistemine karşıydı. Kendisinin, cumhurbaşkanlığıyla başbakanlığı birleştirip “başkan” olmasını isteyenlere, 1930 yılı Ekim ayı başında yanıt vermişti. Eğer bir gün başbakan olması gerekirse bu görevi kabul edeceğini, ancak bu durumda “cumhurbaşkanlığını bırakacağını” belirterek şöyle demişti:
“Amerikan sistemini (başkanlık) memleketimizde uygulamayı hiç hatırıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz biçimde cumhurbaşkanlığıyla başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmedim ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim...”
(Mustafa Kemal-Atatürk- Vakit, 4 Ekim 1930)
https://t.co/40Qk3tBxG2
https://t.co/EMb4Sto7te
https://t.co/7T1CQCtnsH
Şu videoyu hazırlayanlar da paylaşanlar da tek tek tespit edilmeli ve yetkililer gerekeni yapmalıdır. Türkiye’nin kurucu lideri Atatürk’e yönelik böyle ahlaksızca paylaşım yapanlara hadlerini bildirmek gerekir.
Mustafa Kemal:
İstanbul’u alan büyük Fatih, bu azametli, kudretli padişah hakikaten bütün âlem-i İslamın, bütün Türk dünyasının bihakkın iftihar edebileceği bir zattır. Bazı kusurlarından sarf-ı nazar olunursa bütün cihanın büyüklük namına takdir edebileceği şahsiyettir.
Hayır, natoya girme ihtiyacı inönü tarafında vardı ancak bu natoya girdikten 1 sene sonra ortadan kalktı. Stalinin yayılmacı eğilimleriyle natoya adil ikili anlaşmalar gibi yaklaşılmış olup demokrat parti ve hain menderesin ülkeyi askeri üstlerle doldurmaya başlaması üzerinden natoya muhalefet etmiştir inönü ve chp. Demokrat partinin seçim argümanlarının ciddi bir kısmı da komünist chp/nato karşıtı chp şeklindedir. Hatta behice boran gibi kendilerini chpden daha devrimci gören isimlerin nato kucakladığı dönemde inönü ve chp "nato adil bir askeri anlaşmaysa kalalım, bu şekilde olmaz" şeklinde karşı durmuştur askeri üst sayısı ve demokrat partinin abd ile yaptığı "türkiye komünist olursa abd işgal etsin anadoluyu" ikili anlaşması sonrasında .
İnönü, gazetecilerin “Eğer siz haberdar edilmiş olsaydınız, General Gürsel'i tasvip eder miydiniz, yoksa mani olur muydunuz?” sorusunu da şöyle yanıtladı: “General Gürsel bu soruya cevap vermişti. Bana haber vermediler. Haber verselerdi tasvip etmezdim.”
İnönü, 1 Haziran 1960'ta, 60'tan fazla yabancı gazeteciyle bir basın toplantısı yaptı. Burada kendisine sorulan, “Askeri harekattan önce, askeri şahıslar tarafından haberdar edildiniz mi?” sorusuna “Hiçbir surette haberdar edilmedim” yanıtını verdi.
İsmet İnönü ve 27 Mayıs
"Bu bizim ihtilalimiz değil. Bu, askerin yaptığı bir hareket. CHP'nin karışmasına lüzum yok. Herhalde zaten onlar da karışmamızı istemezler."
İnönü, 27 Mayıs sabahı, evinde “İhtilal oldu” haberiyle uyandırılmıştı. 28 Mayıs sabahı Orgeneral Cemal Gürsel, telefonla İnönü'yü aramış ve ihtilalin engellenmemesi için İnönü'nün kendisine haber verilmediğini söylemişti.
İnönü'nün neden sessiz kaldığı muğlak ama galiba Talat Aydemir ya da Zihni Çetiner orduda İnönücü askerlerin olduğundan Paşa'nın bir şey yapmadığı teorisi daha mantıklı geliyor bana, çünkü 22 Mayıs İhtilal denemesinde İsmet Paşa'nın askerleriyiz sloganı atılıyor.
İsmet İnönü ve 27 Mayıs
"Bu bizim ihtilalimiz değil. Bu, askerin yaptığı bir hareket. CHP'nin karışmasına lüzum yok. Herhalde zaten onlar da karışmamızı istemezler."
27 MAYIS: "İftiralar ve Gerçekler"
"Ordunun politikaya karışmasını istemiyoruz. Ordu ile iktidara gelmek istemiyoruz. Bir baskı idsresini millet kuvvetiyle yıkmak için mücadele ediyoruz." (İsmet İnönü, 7 Mayıs 1960)
Demokrat Parti'nin 27-28 Nisan 1960 Siyasi Darbesini görmezden gelip, İsmet İnönü'yü 27 Mayıs'ın sorumlusu olarak göstermeye kalkmak ve buradan hareketle CHP'yi "cuntacılıkla" suçlamak, tarihi çarpıtmaktan başka bir şey değildir.
https://t.co/LQet395EFN
…İnsanlık bayrağını elinize kardeşim APO verdi. Bayrağınızı size partiniz verdi… Artık Kürtler “ezilen halk” sözcüğünü bırakmalıdır… Artık Kürt halkı yükselen bir halktır…”
Hepsi ve daha fazlası için Dizgin’in son sayısına bkz.
Yalçın Küçük:
“İnsanlık şimdi Kürtlerle beraber, şimdi insanlığın bayrağı Kürdistan dağlarındadır. İnsanlık Kürt mücadelesiyle beraber ve insanlık Kürdistan dağlarında yeniden doğuyor. Dostlarım, hevalno, hogirno, insanlığın bayrağını size PKK verdi...
İlk ve Son kez Yalçın Küçük üzerine;
1- Yalçın Küçük bir küçük-burjuva Aydınıdır.
2- Hayatı boyunca hiç bir zaman bir 'örgüt' yönetmemiştir.
3- Herhangi bir 'en basit' sendikal eylemin bile kararını vermemiştir.
Ne yapmıştır? +++
Eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Wikileaks belgelerinden yola çıkarak yaptığı açıklama:
"ABD, Baykal’dan rahatsızdı. İlk Hillary Clinton, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini zikretti. Raporu eline verdiğimde Kemal Bey ‘Aaaa öyle mi?’ oldu!" dedi.
Dizgin'in 6. Sayısı artık sizlerle!
"İstiklal, Ulusal Egemenlik ve Emek" dosya konulu sayımızda Kemalizm, Milliyetçilik, Emek, Kemalist Devrim Şehitleri, Türkiye'de Madencilik ve Sendika başlıklarını ele aldık
Dağıtım yerlerimiz yakında duyurulacaktır,
İyi okumalar dileriz!
82 yıl önce bugün, Stalin'in 5859 numaralı kararnamesi doğrultusunda Kırım Tatarı soydaşlarımız kadınlar, çocuklar ve Kızıl Ordu gazileri de dahil olmak üzere bütün nüfusları ile NKVD tarafından silah zoruyla trenlere bindirilerek Orta Asya'ya sürüldü.
Daha sonra açıklanan KGB verileri Sürgün sırasında ve hemen sonrasındaki dönemde Kırım Tatarlarının %22sinin hayatını kaybettiğini söylese de, bağımsız araştırmacılar ve Kırım Tatarları gerçek oranın %50ye yakın olduğunu söyler.
Kırım Tatarı soydaşlarımıza sebepsiz yere yapılan bu etnik temizliğin ve zulmün acısını paylaşıyoruz, hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz.
Gazi Paşa öyle bir anti-komünist ki, Bakanı sosyalist eğilimli T. Rüştü Aras olan Dışişleri Bakanlığına şunları söyletebiliyor:
"Esas, bu vesile ile propagandacı komünist Türklerin ve gayri Türk anasırın (unsurların) memleketimize gelmemelerini temindir."