Ağır hasta mahsus Abdullah Tırpan'ın kızı:
"Babamın hem ayağındaki damarlara hem de boynundaki sol şah damarına anjiyo yapılacak. Yanında biz olmadan hastanelere götürüp, yatış yapmadan geri getiriyorlar. 73 yaşındaki babamızın artık tahliye edilmesini istiyoruz. Dayanacak gücü kalmadı."
AbdullahTırpan HapisteKalamaz
@prusyas_plus Ekleyelim.. vatan haini, zalim, işkenceci, adam kaciran, itinayla ülkeyi batiran, Allah-peygamber-din her şeyi bildiği halde bunları siyasete alet eden, ahireti mahvolmuş yarınsız zavallı orta yaşlarında bir adam.
Hocaefendi’nin sevdiğini sevmek Onu sevmektir. İ
Farklı yer ve zamanlarda isimlerini zikrettiği Abiler
Mehmet Ali Hoca,
Abdullah Aymaz Abi,
İsmail Büyükçelebi Abi.
Hayatlarını hizmete adamış ve dünyalık servet peşinde koşmamış insanların her yaptığını kabul etmeye bilirsiniz ama saygısızlık da yapılmamalı
50-60 yıl vefa ve Sadakat saygıya layıktır.
🔴 Alparslan Kuytul ve Furkan Hareketine yapılan baskıya ve zulme ses olmanın aslında bu kadar basit bir sebebi var. Dinleyin!
basınaçıklamasına müdahale FurkanHareketi TekYürek
özgürlükiçin Meydandayız #pazar günaydınlar
KHK'lıların sesini artık KHK'lılar bile duymuyor. Oysa masum gençler hapisteyken
Durmak yok.
Vazgeçmek yok.
Yorulmak yok.
Kabullenmek yok.
#KHKlarİptalEdilirse
@emine_celik__ Sen Tayyip dedenin boynuna sarilip oyuncak istediğin günlerde Türkiye batmaya başladı salak yavrucum… siz akaapee enikleri her şeyin kaymağını yiyin, kimse konforunuzu bozmasın dimi? Allah bin belanizi versin!
@mehmetucum Ulan siz devlet misiniz be! Mafya itleri! Senden önceki ���Devlet adamları” AİHM kararlarına uymaya devlet adına söz vermiş, senin gibi mafyalari değil belki ama devleti bağlıyor.. 1000 yıllık deyip durduğunuz iyi kötü bir devlet vardı, onun da canına okudunuz!
Bunu istemek zorundayım. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Haksızlık ve Hukuksuzluk Karşısında Sessiz Kalmanın Bedeli!
Yaklaşık 300 bin insan KHK’larla ihraç edilirken; yüzlercesi intihar etmiş, binlercesi ağır stresin ve yıkımın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış birçoğu hayatını kaybetmişken, toplumun büyük bir bölümü bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessizliğe bürünmüşken...
Daha önce bu topraklarda haksızlık, hukuksuzluk olmadı mı?
Elbette oldu.
Ama böylesi yaşanmadı.
Mesele mağdur edilen insanların yaşadığı acı değildir. Asıl büyük tehlike, hukuksuzluğun sıradanlaşması ve vicdanların buna alışmasıdır.
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışı, bir toplumun ahlâkî çöküşünün en açık göstergelerinden biridir. Adalet, yalnızca kendimize yapıldığında savunulacak bir değer değildir.
Başkasının hakkı çiğnenirken susan, kendi hakkının çiğnenmesi için de zemin hazırlam��ş olur. Bugün başkasına yapılan haksızlığı alkışlayan veya görmezden gelenler, yarın aynı haksızlığın mağduru olduklarında ve adalet talep ettiklerinde, kendilerini savunacak güçlü bir vicdan bulamayacaklar.
Örnek çok...
Karamsarlık değil bu söylediklerim. Mevcut durumun tahlili.
Bir toplum hukuksuzluk karşısında, "susma hakkımıı kullanıyorum" diyorsa sadece mağdurlar kaybetmez; topyekûn ülke kaybeder.
Kaybeden, ülke olur; değerli insanlar olur. Bu ülke hepimizin. Yaşanabilir bir ülke hayâli kurmak ve onu gerçeğe dönüştürmek için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor.
Bunu yapmak zor olmasa gerek.