İsrail-ABD saldırısında katledilen 168 çocuğun cenaze töreni…
Bir annenin evladına son kez bakışı, bir babanın sessiz çığlığı, kardeşlerin yarım kalan oyunları…
Çocuklar ölmemeli. Hiçbir coğrafyada, hiçbir savaşta, hiçbir gerekçeyle.
Yaşattığınız acıyı anlamadan bu dünyadan gitmeyin.
Bu gönderiyi olabildiğince geniş alana duyurmakta bana destek verebilirseniz, Türkiye'de tabiatı koruma yönündeki hukuk mücadelesine önemli destek vermiş olursunuz. Minnettar olurum.
Hem X hem Instagram hesaplarımdan, Milas Akbük mevkiindeki tabiatı katleden madenlerle hukuk mücadelesi başlattığımı ve kendi adıma dava açtığımı 11 Ağustos 2025 tarihinde duyurmuştum.
Gururla ve mutlulukla bildirmek isterim ki, ÇED raporu olmadan madenlere izin veren Aydın Valiliği’nin işlemi, kendi adıma bizzat açtığım dava sonucunda iptal edilmiştir.
Orman alanlarında çevre etki değerlendirmesi yapılmadan madencilik işlemleri yürütülemez. Devlet buna himaye veremez. Hukuk, kamu menfaatini dengeleyen ve gözeten tedbirlerin alınmasını emreder. Gerekirse, bir avukat kendi kendisini ağaçlarla ve toprakla beraber müvekkil yapar; mahkemeye emanet eder.
Aydın Valiliği’nin "ÇED Gerekli Değildir" kararını iptal eden Aydın 2. İdare Mahkemesi'ne selam olsun.
Ben konuyu hukuk yoluna götürdüğümde "memlekette hukuk mu var hocam?" diyerek yılgınlık gösterenlere selam olsun. Yollar yürümekle aşınmaz. Hukukçunun elinde bir tek hukuk vardır. Ona asla sırt dönmez.
Aydın 2. İdare Mahkemesinin verdiği bu kararın, Türkiye’nin farklı illerindeki farklı valiliklerin verdiği veya verecekleri “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı iptal davalarında emsal niteliğinde kullanılabileceğini de memnuniyetle belirtmek isterim.
Bu türden durumlar karşısında dava açmak isteyen ve dayanak noktası arayanların ilgisine, detaylar aşağıdadır:
1- Akbük’te yer alan saha için yapılması planlanan “kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi” kapsamında Aydın Valiliği 23.07.2025 tarihinde ÇED Gerekli Değildir kararı vermişti. Proje sahasının ormanın, tarım alanlarının ve yerleşim yerlerinin yakınında bulunduğu, proje kapsamında hukuki gereklerin usulüne uygun şekilde yerine getirilmediği, jeolojik, sismik ve halk üzerindeki etkilerinin yeterince analiz edilmediği ve özetle Valiliğin işleminde kamu yararı olmadığından bahisle bu kararı yargı yoluna taşımıştım.
2- Valilik ve projenin verildiği şirket savunmalarında projenin ÇED Yönetmeliğine uygun olduğunu, gerekli kurumlardan görüş alındığını ve projenin çevreye zarar vermeyecek şekilde yapılacağını öne sürmüşlerdi. Akabinde Mahkeme dosyanın esaslı incelenmesi amacıyla bir bilirkişi heyeti atamaya karar verdi. Bilirkişi heyetindeki uzmanlar ÇED gerekli değildir kararını çevre mühendisliği, biyoloji bilimi ve orman mühendisliği yönlerinden hukuka uygun bulurken maden ve jeoloji mühendisliği bakımından hukuka aykırı bulmuştu. Ayrıca bir bilirkişi “sahanın olduğu gibi korunmasında parayla ifade edilemeyen üstün kamu yararı” olduğunu vurgulamıştı.
3- Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkeme; (i) proje tanıtım dosyasındaki jeolojik ve sismik analizlerin yetersizliğini ve bölgedeki su sorununu, (ii) orman, zeytinlik, yerleşim yeri ve turizm bölgelerine olan yakınlığı dolayısıyla flora/fauna üzerindeki riskleri ve (iii) bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarımı değerlendirmiş ve bilirkişi raporu doğrultusunda, proje kapsamında yürütülecek madencilik faaliyetlerinin mevsimsel dereleri ve yeraltı sularını kirletme riski, dere yataklarının yönünü değiştirme ihtimali ve kalker tozlarının deniz turizmine vereceği zararları dikkate alarak, ÇED raporu hazırlanması gerektiğine karar vermiştir.
4- Ayrıca Mahkeme, projenin sadece kazı alanı değil, pasa stok, cevher stok ve tesis alanlarının toplamı üzerinden hesaplanması gerektiğini ve bu durumda 25 hektar sınırının geçildiğini ve kırma eleme tesisi için planlanan yıllık 1.200.000 tonluk üretimin, yönetmelikteki 400.000 tonluk eşik değerin çok üzerinde olduğunu tespit etmiştir.
Sonuç olarak Mahkeme, yukarıda özetlediğim gerekçelerle, oybirliğiyle, “ÇED Gerekli Değildir” kararının eksik incelemeye dayandığını belirterek Aydın Valiliği’nin davaya konu işlemini iptal etmiştir.
Yurdumuza, Aydın'a, Bozbük'e hayırlı olmasını dilerim.
Mahkemenin gerekçeli kararının tamamı şurada:
https://t.co/Lihe5N3zM1
Kimse bu konuda ses etmiyor. Ben ses vereyim:
Git gide hunharlaşan bir cenderede, gençlere "hayat tarzı" diye bir şey kalmıyor.
Şimdi bu yazdığımın altına "hayrola, uyuşturucuyla mücadeleden mi rahatsız oldunuz" yazmaya kalkan densizler olacak. Zaten ses etmeyenler de o ezbere linç yağmurundan kaçınmak için başka yöne bakıyorlar.
Cevap vereyim:
Uyuşturucu, çeşitliliğinde toplumsal fayda olan ve mevcudiyeti hukuken koruma altında olan bir hayat tarzının parçası değil. Gençlerle veya toplumun belli bir kesimi ile ilişkilendirilmesi de ancak maksatlı zihinlerin ürünü olur. Dolayısıyla, vatansever ve insan sever hiç kimse uyuşturucu ile mücadeleden rahatsız olmaz.
Rahatsız olduğum uyuşturucu ile mücadele olmadığına göre, neden rahatsız olduğumu da açıklıkla ifade edeyim:
Konuyu her an en fahiş zemine çekerek her hareketlerinde gençleri baskılayanlardan ve sanki birkaç marjinal örnek tüm gençleri bağlarmış gibi onları yüklendirenlerden rahatsızım.
Her an anne babalara korku salanlardan ve onları genç insanlara çocuk muamelesi yapmaya itenlerden rahatsızım.
Daha kan testi yapıldığı gibi itibar suikastine girenlerden rahatsızım.
Bir mekana polis gittiği gibi mekan sahibini Epstein ilan edenlerden rahatsızım.
Sosyal medya hesaplarında bir klik fazla almak, televizyonda biraz daha rating almak uğruna, suçluluğu sabit olmamış kişileri imalarla hoyratça diline dolayıp magazine meze edenlerden rahatsızım.
Konserler aniden iptal oluyor. Hesapta 2026 senesi konser/kültür senesi olacaktı. Nerede? "Konser iptal edilse ne olur, bu da konu mu" diye diye gençlere zerre nefes alma alanı bırakmayanlardan rahatsızım.
Her haysiyetli ülke uyuşturucu ile mücadele ediyor. O ülkelerde, bu mücadele var diye, bizdeki gibi insan haysiyetinin pamuk ipliğine bağlı hale geldiğini gözlemiyoruz. Hem hukuk uygulanıyor hem de toplum geneli bir yere yemeğe giderken kendini güvende hissediyor. Zira oralarda temel hak ve özgürlükler koruma altında. Zira oralarda insanın ve insan hayatının bir değeri var. Insan onurunu korumayı dert etme sorumluluğu taşıyanlar var.
Başka neden rahatsızım derseniz, sırf benim takipçilerim nezdinde kendisine ilgi çekmek için ve belki bir umut kendisine cevap veririm diye burada söylediklerimin haklı içeriği yerine "yabancı ülke düzenlemesi yapmış" ve "memleket meseleleri sana mı kaldı" cevaplarının fırsatlarına odaklanacak olanların gaddarlıklarından, vurdumduymazlıklarından, samimiyetsizliklerinden rahatsızım.
🚨 Courchevel Hotel Fire, France 🇫🇷
Fire at 5-star Hôtel des Grandes Alpes. 270 guests, including those from nearby Hôtel Lana, evacuated safely. 115 firefighters on scene. No injuries. Cause unknown.
@gedikyatirim lanet olasıca bir mobil uygulamanız ve yine lanet bir hizmet hattınız var. Defalarca aramama rağmen hiç bir şekilde bir görevliye ulaşamıyorum. Önce 02164530000 nolu hattınızı sonra da 02164530053’ü aradım. Devamlı hattan düşüyorum. Ücret ödediğim hizmeti alamıyorum
DUYMAYAYAN KALMASIN.
Kesinlikle kabul edilemez, umarım bu tipler en kısa zamanda yakalanır, hak ettikleri cezayı da alırlar.
Yeter yahu, nedir bu tiplerden çektiğimiz.
Masum bir evlada söylenecek sözler mi bunlar?
İstanbul Başsavcılığı’na ve İstanbul Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Birimi’ne sesleniyorum:
Bir gazeteci olarak değil, bir baba olarak sizden yardım istiyorum.
Bu ve benzeri hesaplar hakkında suç duyurusunda bulundum.
Tespit edebildiğim kişi ve hesap bilgilerini savcılığa resmi başvurularla ilettim.
Ancak iki yıldır bana diş geçiremeyen; buna rağmen çocuklarıma tecavüz edeceğini söyleyecek kadar alçalan, kendisini “Galatasaraylı” olarak tanımlayan ve anonim hesaplar arkasına saklanan bu şerefsizlerin bulunmasını talep ediyorum.
Bu kişilerin WhatsApp grupları ve Telegram kanalları bulunmaktadır ve buradan organize şekilde yönlendirilmektedirler.Bu tehditler görmezden gelinemez.Bu durum açık ve ağır bir suçtur.
Okumadan, dinlemeden, bilmeden ve bilerek, izlenme uğruna yayınlarında beni hedef gösteren korkak yayıncılara sesleniyorum:
Ben bu şerefsizi elbet bulacağım.
Ancak sizin; sırf izlenme uğruna, reklam verenlerinize yalakalık yapmak adına gazetecileri hedef göstermeniz nedeniyle bu durumu defalarca yaşadım.
Hakkım size helal değildir. Artık kendinize gelin. Haddinizi bilin.Sizleri son kez uyarıyorum.
Şimdi çıkıp “kınıyoruz, mınıyoruz” gibi samimiyetsiz açıklamalar yapmayın.
Yaşananlar, bizzat sizin beni yalan ve yanlış bilgilerle hedef göstermenizin bir sonucudur.
Yasa dışı bahis baronlarının çocuklarını kırmızı halıyla seremonilere çıkarırken gösterdiğiniz hassasiyet,
konu rengine göre mi değişiyor?
Kızım ve oğlum; sizin aptal futbol tartışmalarınızın, egolarınızın ve içinizdeki çirkefliğin tarafı değildir.
Yetiyorsa gücünüz bana yetsin .Çocuklarımdan uzak durun.
@istanbulCBS@TC_icisleri@SiberayEGM
Bir Ressam, Bir Devrim, Bir Efsane…
Sanatın dünyayı dönüştürme gücüne inanmış…
Paris’e gelen sanatseverlerin kaçırmaması gereken bir sergi; Jacques-Louis David.
Louvre Müzesi’nde.
Yok artık be diplomalıların diplomasızlarla sınavı...!
Sahte diplomalı düzenbaz sahtekarları açıklayın,
Açıklamazsanız böyle tek tek çıkıyor!
#SandıkArtıkŞart
Akıl alır gibi değil, Louvre’da film sahnesi gibi soygun!
Yapılan açıklamalara göre maskeli üç soyguncu, Seine Nehri kıyısındaki tadilat alanından müzeye girip bir yük asansörüyle doğrudan Apollon Galerisi’ndeki hedef salona ulaşmış.
#louvre
İçeri girmek için camları kırmışlar. “2 kişi içeride, bir kişi de dışarıda gözcü olarak kaldı” diyorlar.
Napolyon ve imparatoriçeye ait koleksiyondan kolye, broş ve taç gibi toplam dokuz mücevheri çalınmış.