Fatih Altaylı, gurbetçilerin Türkiye seçimlerinde oy kullanması için vergiye tabi olmaları gerektiğini savundu:
• Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, eğer Türkiye Cumhuriyeti’nde oy kullanmak istiyorlarsa yıllık en az şu miktarda vergi ödemelidir diye bir şey getirilirse çok yerinde olur.
• Çünkü Türkiye’ye gelmezsin, Türkiye’de bir işin yok, Türkiye’de para kazanmazsın, Türkiye’de vergi vermezsin, Türkiye’de maaş almazsın…
• Hayatın yurt dışında geçiyor, Almanya’da yaşıyorsun; gelip Türkiye’de yaşayan insanların kaderiyle ilgili karar verici oluyorsun.
• Bundan daha gayrimakul bir şey olamaz.
Sağlıkta zam alarmı
TÜİK verilerine göre temmuz ayında en yüksek fiyat artışı sağlık hizmetlerinde yaşandı.
Özellikle ayaktan tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri aylık %50,4, yıllık ise %114,4 artarak en fazla zamlanan kalem oldu.
Bu tablo, sağlık harcamalarının hane bütçesi üzerindeki yükünün hızla arttığını gösteriyor.
Bu sabah liseye giden oğlum okula gitmedi. Neden gitmiyorsun? dedim “sınavlar bitti, dersler boş geçiyor” dedi.
Dün akşam okul müdürü bir arkadaşım da “fiilen okullar bugün-yarın kapanır, yoklama alınmaz, çocuklar da gelmez” dedi.
Peki resmi olarak okullar ne zaman kapanıyor? 26 Haziran’da. Daha 2 haftadan çok var.
Peki o zaman neden 26 Haziranda kapanıyor? Madem öyle şimdiden kapansa, fiili durum ile hukuki durum örtüşse olmaz mı? Okul, gidilse de gidilmese de olacak bir yer midir?
Milli Eğitim Bakanının bu yaptığı sadece okula olan saygıyı azaltan bir durum değildir. Bu durum aynı zamanda çocukların/gençlerin hukuk kurallarına bakışını olumsuz etkileyen ve onları kurallara uymamanın normal bir şey olduğuna inandıran bir uygulamadır. Çok büyük bir hatadır. Okul süresi ile başlayan bu “kural tanımazlık” zamanla suç işemenin de, hak yemenin de normal olduğuna inanmanın tohumu olmaktadır.
Yani kısaca bu uygulama “adaletin köküne kibrit suyudur”! Lütfen bu saçmalık düzeltilsin.
Tavuklara verilecek büyüklük ve kalitede yeşil salataya 80 lira verdik.
Skimpflasyon: Kaliteyi düşürüp fiyatı aynı tutmak.
Shrinkflasyon: Miktarı azaltıp fiyatı aynı tutmak.
Bizdekiflasyon: Kaliteyi düşürüp, miktarı azaltıp fiyatı da artırmak.
1100 eski milletvekiline“Trafik Cezası YAZILMAYACAK”bunu 1 yıl önceden reddetmiştim.Bu vekillerin içinden ben ve birkaç tane daha eski vekil buna karşı çıkıyoruz.Neden partiler buna karşı çıkmıyor! Halkçı,solcu,devrimci,milliyetçi,
Kemalist eski-yeni vekiller hadi oradan demiyor!
Hesaplamaları nereden yaptığımı soruyorsunuz. Tekrar söyliyim. Kendi sitemden yapıyorum. Şuanda da sitede inanılmaz bir yoğunluk söz konusu. Sanıyorum herkes oradan yapıyor hesaplamaları.
Site tamamen amme hizmetidir. Herhangi bir kazancım yoktur. En azından tweeti beğenip rt ederek destek olabilirsiniz. teşekkürler.
Not: Hesaplamada diğer bankadaki masraflar yok. Onu düşmeyi unutmayın. Ortalama 100 bin alabilirsiniz.
https://t.co/Inf9BbJgre
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan güzel bir analiz;
EĞER;
TIP okursan karşına insan DNAsının şempanze ile %98 aynı olduğu çıkar...
BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar...
FİZİK okursan karşına BİG BANG çıkar...
KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla İLK CANLILARIN nasıl oluştuğu çıkar...
TARİH okursan karşına dinlerin nasıl ortaya çıktığı çıkar...
JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu çıkar...
ARKEOLOJİ okursan karşına tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan SÜMER kültürü çıkar...
PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar. Din kitapları yazmaz bunu...
EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruk çıkar...
Ama hiçbir şey okumazsan
sana ne söylenirse ona inanırsın.
Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın,
başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın,
seni herkes kandırır.
Ama sen bunların hiçbirisini fark etmezsin bile...
12 adaları 1912’de verdik.....
Nerde mi?
Lozan şehrinin Ouchy semtinde.
Şu Lozanda adaları verdik diyip oku emrinden uzak güruhun meydanlarda Lozanda verdik deyip algı yaratması bundan!!
Araştırmayan halk da: “ulan savaşı kazandık- adaları verdik”e inandırıldı...
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor.
Sene 1912, “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak.
Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek.
Fakat şartlara uyum sağlanmıyor.
Bu yüzden 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor.
Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok.
Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz.
Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915’de Londra'da İtalya'ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir.
Bu adam kim mi?
Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır.
12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır.
Şimdi asıl olaya gelelim...
Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve
12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir.
Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise, son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir...
Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir...
Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU