Konuşulan infaz düzenlemesinin bir an önce Meclis’ten geçmesi, binlerce mahkûm ve onların yolunu gözleyen aileleri için çok büyük bir adım olacaktır.
Cezaevlerindeki ağır şartlar artık daha fazla görmezden gelinmemeli. Her geçen gün sadece içeridekileri değil; anneleri, babaları, eşleri ve çocukları da yıpratıyor.
Mahkûm yakınlarının beklentisi açık: Uzatmayın, infaz düzenlemesini bir an önce yasalaştırın.
Adaletin yanında vicdanı da gözeten bir düzenlemeye ihtiyaç var.
Abdullah Güler “İnfaz Düzenlemesi”
🌑Güler : Asla Af veya Kısmi Af yok
🌑Koşullu Salıverilme Mahkumun Gelişimini Esas Almalı
🌑Suç Makinesi ile bir kez suç işleyen aynı kategoride olmaz
🌑13. Yargı Paketinden Ayrı
Çerçeve yasa çıktı, Avrupa’da PKK’lılar yavaştan deport edilip Türkiye’ye gönderilmeye başladı. Bunun uygulaması sadece cezaevlerindeki PKK’lılar için kaldı. İşte o da başladığında diğer adli mahkumlar da ceza indirimi beklesin. Çünkü PKK’lılar sadece terörden yatmıyor. Tüm katalog suçlardan yatıyor. Söyledikleri gibi yılbaşından sonraya da sarkmaz bu ceza infaz indirimi. Ekimde, kasımda film kopar. Mahkum yakınları PKK'lıların tahliyesinin başlamasını beklesin.
🔺Mecliste yeni yasama dönemi yoğun geçecek
🔺Yeni infaz düzenlemesi yeni yılda geliyor
📌AK Parti Meclis grubunu yoğun bir yasama mesaisi bekliyor. AK Parti kurmayları; infazda denetimli serbestlik ve erken tahliye sağlayan Kovid benzeri yeni bir paket, sosyal medyaya e-Devlet şartı ve yeni anayasa reformu için takvimi belirledi.
@okanatess
#MazlumunSesi
Daha fazlası için ⬇️
https://t.co/zrDjsIdLqR
X'te (eski adıyla Twitter) yaptığımız paylaşımların altına yapılan yorumların genel olarak Ceza Kanunu,Ceza Muhakemesi Kanunu ve İnfaz Kanunu ile alakalı yakınmalar olduğu görülür.
Bu nedenle bugün olduğu gibi zaman zaman ceza ve usül ile ilgili kısa bilgiler paylaşıyorum.
Ceza muhakemesi bir suçun işlendiğine dair şüpheyle başlamaktadır.
Bu şüphenin bertaraf edilmesi yani şüphenin yenilip belirsizliğin ortadan kaldırılması ve maddi gerçeğin araştırılması için vicdani ispat ilkeleri getirilmiştir.
Hâkim kolektif delillere, tarafların aktif olarak katılıp tartıştığı hukuka uygun delillere dayanarak bir karara varmak zorundadır.
Ceza muhakemesinde delillerin hukuk muhakemesinde olduğu gibi önceden hazırlanması veya delil sözleşmesi yapılması mümkün olmadığından delil serbestîsini kabul etmek zorunludur.
Ceza hâkimi bir hukuki muameleyi değil geçmişte yaşanan bir hayat kesitini, maddi bir vakıayı tespite çalışmaktadır.
Bu yüzden olaydan geriye kalan dağınık parçalar halindeki delilleri değerlendirirken taraflarla bağlı olmaması esastır.
Ceza muhakemesinde ispat, makul bir kaynaktan güvenilir bir açıklama elde etmektir.
Bu ise vicdani ispatı zorunlu kılar. Vicdani ispat matematik kesinliğe sahip bir ispat olmadığı gibi manevi bir keşif de değildir.
Vicdani kanaat, hâkimin dava konusu olay hakkında duruşmada ortaya konulup tartışılmış delillere dayanarak, muhakeme ilkelerinin, akıl ve bilimin yol göstericiliğinde, hukukla mukayyet ve şüpheden arî olarak teessüs eden kanaatini ifade eder.
Hâkim önce delilleri tek tek değerlendirilmeli, daha sonra kül halinde değerlendirme yaparak gerektiğinde tecrübe kuralarından faydalanmak suretiyle vicdani kanaatini oluşturmalıdır.
Kanunî karinelerin kanunî delil olmadığı, fiili karinelerin ise aksinin her zaman ispat edilebileceği hatırda tutulmalıdır.
Karineler istisnai olmalı ve savunmayı etkisiz bırakacak şekilde uygulanmamalıdır.
Her suç insan tarafından işlenir ve insan davranışları matematik kesinliğe indirgenemeyecek kadar karmaşıktır.
Bilimsel deliller ile klasik deliller arasında bir rekabet olduğunu varsaymak yerine ikisini dayanışma içerisinde tasavvur etmek amaca daha uygun olmaktadır.
Şüpheli ve sanığın beyanları hem bir savunma hem de ispat vasıtası yani delil mahiyetindedir.
Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamaması hukukumuz için büyük bir kazanımdır.
Bu yola mecbur kalınmadıkça başvurulmamalı, başvurulması halinde savunma hakkına saygı gösterilmeli ve sanığın gizli tanığa sözlü soru sorma hakkı mutlaka tanınmalıdır.
Emarelerin tek başına ispat gücü sınırlıdır.
Ancak illiyet bağına ve tesadüfle açıklanamayacak ölçüde anlamlı bir sonuca işaret eden emarelerin hükme esas alınmasında mahzur görülmemelidir.
Bu durum delil serbestisinin ve deliller arasında hiyerarşi bulunmamasının bir sonucudur.
Dijital verilerin yapısı dikkate alındığında bunların da emare kategorisinde değerlendirilmesi ve hâkimle veri arasına bilirkişi incelemesinin girmesi gerekir.
Şu hususu akıldan çıkarılmamalı.
Cumhuriyet savcısı duruşmaya davayı kazanma motivasyonuyla çıkmaz.
Mutlak bir şekilde sanığın aleyhine delil toplamaz.
Davanın nihayetinde beraat mütalaası verebilir.
Hatta kendi açtığı dava mahkûmiyet ile sonuçlandıktan sonra beraat talebiyle kanun yoluna da başvurabilir.
İspat ilkeleri içinde şüphenin sanık lehine yorumlanmasının ayrı bir önemi vardır.
Bu ilke aynı zamanda suçsuzluk karinesinin de sonucudur.
Sanığın bir soruyu cevapsız bırakması durumunda sükûta değil diğer delillerin gücüne itibar edilmelidir.
Sanığın savunması mahkeme için beyan delili iken soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla verdiği beyanı belge delili niteliğindedir.
İspatın en büyük handikabı delillerin hâkim tarafından ikame edilmesidir.
C.savcısı iddianame ile birlikte soruşturma dosyasını mahkemeye teslim etmektedir.
Bu aşamadan sonra hâkim, soruşturma dosyasından bir kanaat edinmeden iddianame anlatımını test etmek gibi ahlaki bir yükümlülük altına alınmaktadır.