Bu uygulama da diğer tüm paylaşımlarınız gibi sadece Allah rızası hedeflenetek oluşturulmuş olup hiç bir ticari amaç gütmenektedir.
Tamamen ücretsiz ve reklamsızdır.
🟢 SYNERGY KENDİYAS MOBİL UYGULAMAMIZ YENİ VERSİYONU İLE YAYINDA !
Synergy Kendiyas mobil uygulamamız yeni versiyonu ile yayında.
📌ÜCRETSİZ ve Reklamsız uygulamamızı Google Play Store üzerinden indirilebilir ve kullanabilirsiniz
Google Play Store üzerinden puanlayıp güzel yorumlar yapmayı unutmayalım.
Bu kıymetli eserin daha güzel hizmet verebilmesi için oradan aldığı puan ve yorumlar çok önemli.
Uygulamamız şu anda sadece Android için kullanılabilir.
[ IOS için indirme seçeneğimiz yakında gelecektir. ]
https://t.co/JpV7wj5tgy
Canlı Atlas'a hazırlanıyorduk;
O'da ne...
14 Gün ceza almışız.
Canlı yayın, video ne varsa yasak...
Sağol YouTube...
Sayende kendi sosyal mecramıza kavuşmak üzereyiz...
Bu arada;
Seçtiğin video manidar, bazen kafan çalışıyor
@trthaber Gazzede umutsuz çocuk yok. 10 kere 20 kere yıkılan evi hala yapan bir toplumda burda çocuklar büyümez diyen bir çocuk bana inandırıcı gelmiyor. O video var mı?Nerede?
🟢KADININ - ERKEĞİN HAKLARI VE KARI KOCA İLİŞKİLERİ (06.09.2020 ses kaydı )
[Müslüman Erkekler ve kadınlar bu yazıyı dikkatle okumalılar. Dinlemek isteyenler için kayıt linki sonda paylaşılmıştır.]
📌KONU BAŞLIKLARI:
🔹Kadınların hakları neden daha fazla?
🔹Kadın ve erkeğin birbirlerine karşı sorumlulukları nelerdir?
🔹Eşler arasında neden problem olur? Eşinde problem olan nasıl davranmalı?
🔹Kadınlar, ahirette neden eşlerinden şikayetçi olacak?
🔹Erkek, ibadet için eşini zorlayabilir mi?
🔹Neden miras bölüşümünde kadına bir, erkeğe iki veriliyor?
🔹Kadın, boşanmakta ısrarcıysa ne yapılmalıdır?
🔹“Eş layıkı” nedir?
🔹Kadın neden gayri müslim bir erkekle evlenemez?
🔹“Eşin rıza kapısı” lafzının açılımı.
🔹Hangi şartlarda, nasıl boşanmaya gidilebilir?
🔹“Vekaletle nikah” olur mu?
Eşle ilgili, erkeklere göre söylüyoruz:
Kadın hakları erkek haklarından daha fazladır. Erkeklerin bu konuya çok çok dikkat etmeleri gerekiyor.
Düşünün kız çocukları bile diri diri toprağa gömülürken Efendimiz Aleyhisselam kaldırmıştır. Rabbimiz Efendimize bildirmiştir ve sonucunda gelinen durum belli, kölelikte keza aynı şekildedir. Arap olanın olmayana, Arap olmayanın da Arap’a bir üstünlüğü yoktur.
Eşlerle ilgili durum anne baba örneğiyle aynı değildir. Sebebi şudur: Rabbimiz çeşitli imtihanlar gereği eşe başka eşler edinme müsaadesi vermiştir. Yani şöyle; bir kadın eşinden razı olmayıp boşanıp ayrılabilir. Bir erkekte eşinden razı olmayıp ayrılabilir. Her ikisi için de bu müsaade vardır, ama bunlarla ilgili gerekçeli kararlar da vardır.
Bir erkeğin boşaması erkeğin sözlerinin, niyetinin içine konulmuştur. Fakat kadına da bu verilmiştir, veriliş şartları vardır. Bu çok geniş bir konudur. Hem kadına hem de erkeğe verilmiştir diyerek toparlayalım ama kadının vereceği bazı hükümlerin erkeğe de devredilmiş olduğu durumlar vardır.
Asıl burada bahsetmek istediğim, bir erkeğe göre kadının durumudur.
Kadını Allah'u Teâlâ erkeğe emanet olarak vermiştir. Kadınlar bizim baş tacımızdır ve emanetimizdir. Buna bu gözle bakmamız gerekiyor ve eşlerin içinde bayanların tüm rızkı, tüm hal ve hareketleri erkeklerden sorulur. Kadının açık ve kapalı giyinmesinden tutun da rızkının helal olup olmamasına kadar hepsi sorulur.
Şöyle düşünelim:
Hesap günündeyiz ve Rabbimizin karşısındayız. [Lütfen okuyan herkes düşünsün ve bunu canlandırmaya çalışsın.]
Allahu Teâlâ Erkeğe soruyor: "Bu kulum sana emanetti, bu kulum başı açık gezdi, sen niye müdahale etmedin? Bu kulum ibadet yapmadı. Sen buna niye ibadetini emretmedin?" diyecektir.
Kadınlarla ilgili; velev ki aç kaldı, sıkıntıya düştü. Bütün bunların hepsini erkeğe soracaktır.
Peki, soruyorum size; kimin hakkı daha fazla burada?
Her kadın cehennemi gördüğünde, oradaki azabı ve gerçeği gördüğünde kocasından şikâyetçi olacaktır.
Tabi ki burada Efendimiz Aleyhisselam'ın eşlerini kastetmiyoruz. Bizim gibi sıradan düz insanlar için bahsediyoruz.
Bunu unutmayın erkekler; eşleriniz sizden şikâyetçi olacak. Çünkü getirdiğiniz rızık helal değilse, o kadın haram yediyse, yediği haramla dinden soğuduysa, Allah'u Teâlâ bunun hesabını size soracak.
Sonra kadına dönüp "sen neden ayrılmadın" diye soracak ve o kadın "Rabbim boşanmayı müsaade ettin ama pek uygun da görmediğin için, senin rızan için ben sabretme yolunu seçtim" diyebilir. "Getirdiği rızıktan da ölmeyecek kadar yedim" diyebilir.
Yani her türlü kurtuluş ve anlatış yolu var. Aynı zamanda kadınlarla ilgili tebliğ yaparken "sen namaz kılacaksın" diye zorbalık yapmanın da hiçbir âlemi yok. Niye zorbalık diyorum? Allah'u Teâlâ'nın farz ibadeti, ibadet kalpten severek isteyerek olmalıdır.
Erkekler üzerine konuşuyoruz.
Mutlaka ki erkek kişi farza, helale harama, ibadete dikkat ederse zaman sonra ibadetlerini yapmaya gayret ederse eşi tabi ki namaza kalkamayabilir veya bir sinir olur bir kavga gürültü olur vs bunlar olabilir ama bunları kısa süre sonra toparlayarak hareket etmeye çalışırsak o gün mahşer gününde bunlar da bize delil olur.
Eşimiz de bunu gördüğü, algıladığı zaman bizdeki o iman nuru onu kademe kademe etkiler. Mutlaka ve mutlaka, zaman sonra bizdeki nurdan ona da yansır.
İşte bu yansıma esnasında sen zorbalık yaparak ibadetleri zorla yaptırmaya çalışınca, istemeye istemeye, söylene söylene, kızarak sinirlenerek, Allah muhafaza belki içinden Allah'u Teâlâ'ya buğz ederek yaptığı bazı durumlarda, bu defa kocasına karşı gelemeyen kadın Allahu Teâlâ'ya isyan etme noktasına gelebilir. Bu isyan neticesinde de o eşten kurtulma yolunu seçebilir. Ki bunlara, bu tür konulara rastlamışızdır
Velev ki bizler yumuşak başlı oluyoruz. İbadetlerimizi yapıyoruz. Eşimizin de rızkını bir şekilde temin etmeye çalışıyoruz. Eşimizin bizim gücümüzden fazla istekleri var, hayalleri var ve bize hükmetmeye çalışıyorsa eğer, bizim sorumluluğumuz bayana geçmez, eşlerimize geçmez.
Yine Allah'u Teâlâ bize sorar. Eğer bizim rızkımız belli fakat eşimiz bizden rızkımızın üzerinde evler arabalar ya da tatiller gibi bilumum şeyler talep ediyorsa, bizim hal ve durumumuzu beğenmeyip farklı hareket ediyorsa; bizim onun kışkırtmalarına mı yoksa Rabbimin emirlerine mi uymamız gerektiğini yine Rabbim bize soracak.
Yani bütün hal ve durumları Rabbim zaten biliyor. Neyi ne için yaptığımızı biliyor. Ancak eşimiz bizi ne kadar sıkıştırırsa sıkıştırsın bizim Rabbimin emrine göre hareket etmemiz gerekiyor.
Miras ahdinde bile erkeğe iki, kadına birdir. Erkeğin iki payı bütün ailenindir. Kadının bir hakkı sadece kadınındır. Kocası bunu alamaz, alsa da borç alır. Ancak kadın helal ederse olur. Mehir hakkı da böyledir.
Kadının mal varlığı çok fazla, hiçbir ihtiyacı yok ve erkek kardeşi var çokta fakir. Dinen erkek kardeşinin üzerine sorumludur. O erkek kardeş ne ile besleniyorsa aynı şekilde o kız kardeşinin veya ablasının geçimini de üstlenmek zorundadır. Ama kendi ne kadar harcıyorsa ancak diğer taraf yani bayan buna ihtiyaç görmüyorsa, gerek duymuyorsa bu başka. Bu helalliğe girer. Bunda beis yoktur.
Demek istediğimiz; biz erkekler kadınları burada muhafaza edip korumak, onların da meşru isteklerini yerine getirmekle yükümlüyüz. Onun içindir ki Rabbim her zaman kadın haklarını daha üstün tutmaktadır. Çünkü kadın erkeğin vücudundan kaburga kemiğinden yaratılmıştır.
Mümkünse hiçbir zaman eşinizi boşamayın. Eşiniz ayrı yaşamak isterse bunun da şartları vardır. Bir çözüm üretemiyorsanız, kesinlikle de sizden nikâh ahdinizi istiyor, "ben boşanmak istiyorum" diye diretirse, kesinlikle ona da zulüm etmeyin ve boşayın.
Söylediğim tezat oluşturmasın. Boşama tarafı olup ta boşama kelimelerini asla ve asla kullanmayın. Bir yerde şakayla bile "boşarım seni" dediğiniz zaman şeytan o lafı alır. Bayanların beynine yerleştirir, farklı yönde gider ve ok yaydan çıkmıştır. Yapmayın.
Ancak eş her şeye rağmen boşanmayı talep ediyorsa bunun üzerinden belirli bir zamanlar geçip te tekrar tekrar talep ediyorsa bu defa da ona zulmetmeyin, mehirini imkânları mümkün olduğu kadar ona vererek de boşayabilirsiniz.
Burada peki fark ne?
Rabbim doğrusunu bilir bizim algılayabildiğimiz şudur, mutlaka daha önemlisi vardır.
Bir; en önemlisi; Siz nasıl bir eşe layıksanız, o eş size layık değilse o eş gider, size layık olanı gelir ya da siz yaşayış, inanış her konuda hangi konuda olursa olsun, siz o kadına layık değilseniz; o kadın gider onun hayatına ona layık olan gelir. Sizin hayatınıza da size layık olan gelir.
Dolayısıyla burada boşanma noktasına geldiğinde talep ediyorsa ve çokça talep ediyorsa boşayın. Ama boşamamak için gayret edin, tatlılıkla güler yüzle, gerçekten bittiğini anlıyorsanız hiçbir şartta da onlara zulmetmeden boşayabilirsiniz.
Peki, anne baba ve burayla aradaki fark nedir?
Kısa özetleyelim:
Anne baba mutlak kader ve olmazsa olmaz, çıkış noktamız ama devamı bizim yol üzerinde yani iki kapılı bir han giriş ve çıkış ölümle birlikte arada nereden geçeceğimizin kararını biz verebiliriz. Çünkü neden? Eşimizle ilgili yükümlülük erkeklerde, bizlerde olduğu için ve biz neye layıksak o şekilde eşler gelir.
Şunu düşünelim. Biz layığız diyoruz ya; belki biz daha kötü, daha dini yaşamayan biriyiz. Hayatımızdaki eşiniz çok iyi insandır ve biz ona layık olamadıysak bile Rabbim onu bizden alır daha layık olduğuna verir. Biz eş boşanmak istiyor diye illa ki bizim çok iyi olduğumuzu da düşünmeyelim.
Kadınlar kısmına bakarsak da; bayanlar eşinin yaşayışından, davranışlarından rahatsız olduğu için yapmak istediğiyle ilgili eşini engel görürse eğer, yine boşanmayı talep edebilir. Boşanmayı talep eden eşle ilgili bir zaman geçtikten sonra tabi ki yine hak hukuk neticesinde bunu ısrarcı olarak, üzmeden, helalleşerek bayan ayrılmayı talep eder ve bir süreden sonra da erkeğin buna müsaade etmesi gerekir.
Burada ki konunun özeti şudur: Bakın burası çok daha önemli yani eşlerin boşanmasıyla alakalı, eşlerin bu tür imtihanlara neden maruz kaldığıyla alakalı. Asında bu temel taşlarından biridir.
Allahu Teâlâ kullarını tüm emirleriyle dener. Yani eşle ilgili dener, kadını erkekle, erkeği de kadınla dener. Eş hakkından dolayı karı koca hakkından dolayı, kadına "kocanıza itaat edin" denmiştir ve "Müslüman’sanız Müslüman erkekle evlenebilirsiniz" denmiştir. Çünkü eşinize de tabisiniz ya, onun imanı üzerisiniz. Eğer Müslüman olmayan biriyle evlenirseniz başka bir dine geçmiş olma ihtimaliniz çok yüksek, yasaktır. Yani dinen haram, Müslüman bir kadının başka dinden biriyle evlenmesi yasak. Siz Müslüman bir erkekle evlendiniz ve eşinizin diyelim ki çok dindar ama "çok iyiyim" de diyor. Çok dindar olmasına da bu uymuyor zaten ve hak hukuk adalet vs konularıyla ilgili rahatsız oldunuz
Aslında burada şu vardır: Allahu Teâlâ tüm emirleriyle, tüm kullarını dener. Hepsini aynı anda da deneyebilir, farklı zamanda da deneyebilir. Eşinizle problem olduğunda Allahu Teâlâ sizi eşinizle deniyor. Hani eşinizin rıza kapısı var ya, bununla deniyor
[Bayanlar için söylüyorum], eğer ki sizler eşinizden razı değilseniz, gerçekten yapamayacağınızı düşünüyorsanız, eğer en sonunda boşanma noktasına gidiyorsanız; kesinlikle bir kere bu eşten rızasını alarak, helalliğini alarak hareket etmeniz gerekiyor.
Eğer onun rızasını, bildiği bilmediği bütün her şeyle ilgili hakkını almadan, helalliğini almadan hareket ederseniz ve zaman sonra da tekrar evlenmeye kalktığınızda önce ki eşten kalan kınadığınız ya da yanlış hareket ettiğiniz tüm ne varsa, imtihanlar olarak yeni eşinizde bulabilirsiniz.
Çünkü neden? Rabbim sizi deniyor, emirlerine uyup uymadığınızı deniyor. Dolayısıyla önceki imtihandan kaldınız, yeni bir imtihan ve yeni imtihan katlanarak, karşınıza çıkıyor.
Peki, bu kadınlar için geçerli de erkekler için geçerli değil mi? tabi ki geçerli.
Siz eşinize gerektiği gibi davranamadınız, Rabbim o eşi, bayanı sizin hayatınızdan aldı. Orada kaldınız sınavlar yeni eşinizden yine tecelli etti. Yani kadın ve erkek sonuçta hepimiz tek tek Rabbimin emirleriyle imtihana tabi tutuluyoruz. Yani kadın ve erkek namazını kıldı mı? karı koca ayrı ayrı soruluyor. Oruç tuttun mu soruluyor, hacca gittin mi soruluyor ama mal mülk konusuna bağlı, zekât verdiniz mi diye soruluyor mal mülk konusuna bağlı, sadaka herkes istediği kadar verebilir kendisine bağlı. Ondan sonra bitiyor mu, hayır bitmiyor.
Başlangıç namazla. Eğer namazın hesabını verebilirse diğerleri kolay olur. Çünkü iki namaz arasında bile Rabbimden bize "bonus" hediyeler vardır. Devamında eş haklarından tutun, çocuk haklarından tutun, Rabbimin tüm emirleriyle alakalı, Efendimiz Aleyhisselamın sünnetlerinden de ilave olarak bunları anlayabiliriz. Hani "besmele ile başlayın" demiştir. Bunun nelere yol açtığını anlatmaya çalıştık kısım kısım. Tüm bunlardan sorgulanarak devam ederiz. Bu sorgulamalarımızın içerisinde Rabbimize nasıl cevap vereceksek ona göre hareket edelim.
Sonuç olarak kadın kocasından boşanma hakkını talep edebilir. Talep ettiğinde bunu Rabbime anlatacak şekilde ve çok ciddi bir geçerli sebebi olmalıdır. Bunlarla ilgili geçerli bir sebebi yok ama yine de boşanıyorsa; bunu zamana yaymalı, imtihanı olduğunu düşünmeli, imtihanı kazanacak bir noktada hareket etmelidir. Yani boşanmak istediğin eşine tatlılıkla anlatmalı. Erkekler bunu genellikle sert ve farklı bir şekilde algılarlar, şiddet de uygulayabilirler. O kişinin yapısına göre değişir, karakterine göre, inancına göre değişir aslında. Boşanmak istediğini bayan bildirir ama burada helallik alarak, bazı haklarından vazgeçerekten de olabilir. Talep edebilir mi? Edebilir. Ancak talep ettiğinde eğer ki çok aç kalmalar, işkenceler, çok böyle elzem durumlar yoksa, Allah'u Teâlâ'nın rızasının kocasının rızasının içinde olduğunu bilmelidir.
Yani şu demek; kocası razı olursa, sonra anne babası razı olursa, Efendimiz razı olursa Rabbime rahat ulaşacaktır, bunu demek istiyorum.
Bir de hayatı nasıl okuduğuna bağlıdır. Bayan kardeşlerimize söylüyorum: Kocasının hal ve hareketlerinden dolayı yanlış yaptığını düşünelim. Allah rızası için kendisi doğru yaparak, doğru uygulayarak zaman içerisinde kocasına etkili, faydalı olmaya çalışan bayan varsa zaten boşanmak istemez. Onun imtihanlarının kolay geçmesi için eşine yardımcı olur. Velev ki eşi ayrılmak, uzaklaşmak istedi. Müsaade eder, bu zaman içerisinde eşine hep dua eder. "Rabbim o bilmiyor" der. Birden fazla da eş alma hakkı vardır. "Ben bildiğim bilmediğim ne varsa ona hakkımı helal ediyorum. Çünkü ben senin rızanı istiyorum" diyebilir ama nefsini düşünüp sadece kendisinin hâkim ve söz sahibi olduğunu isteyip de erkeği köleleştirmek isterse, farklı şekle de girerse yine bu şekilde hesabını Allahu Teâlâ'ya verecek.
Eşini yine serbest bırakır, yine eşine hakkını helal eder, Allahu Teâlâ'nın rızasını arayarak eşinin nikâhında kalmaya devam edip de eşinin diğer imtihanlarında ona yardımcı olmayı seçen de olabilir. Böyle bir durumda ayrılma talebi de olabilir. Bu ikisi de olabilir. Rabbim bu ikisine de müsaade etmiştir. Rabbim kullarına zulmetmez. Ancak rızasını kazanması için farklı farklı imtihanlar verebilir.
Burada hemen "kadın hakları,kadına bu yapılır mı, erkekler; "erkek hakları budur" denilirse veya erkekler "ben istediğimi yaparım" gibi konuştuğu kadınlar konuştuğu zaman kendilerine haklı çıkartacak, erkekler konuştuğu zaman onlar da kendilerini haklı çıkartacak. Yalnız burada haklı olan Allahu Teâlâ'dır bunu da unutmayın. Herkes istediğini konuşabilir. Nefsi, şeytanı her insana bir çıkış yolu gösterir. Kendini haklı olacak şekilde mutlaka gösterir.
Hangi anlaşmazlık, boşanma olursa olsun, her iki tarafa da sorun; her iki taraf da "haklıyım" der. Niye? Şeytanı ve nefsi ona öyle göstermiştir. Biz de dinlediğimiz zaman haklısın diyoruz. Erkeği dinliyoruz ona da haklısın diyoruz. Nasıl olacak bu iş? Mutlaka ikisinin de haklı yanları var. Ancak bazı haklarımızdan vazgeçmeyi bilirsek Rabbimin rızası belki orada olabilir. Unutmayın ki ilk cinayet Âdem peygamberimizin evlatları Habil ve Kabil'le başlamıştır ve kadın mevzusu yüzünden başlamıştır, ondan işlenmiştir ve bu da hep böyle devam edecektir. Olmazsa olmaz. Hayatınızın ana imtihan noktası, anne babayla 15 yıl 20 yıl devam edilecektir. Sonrasında ara ara ziyaretler olur. Ancak eşimizle bir ömür boyu gideceğiz yani hangisi ile yaşam sürecimiz daha fazla?
Âdem Aleyhisselamın oğlu Habil ve Kabil'in imtihanı da aynıydı. Bugünkü imtihanlar da aynı, sadece isimler değişiyor. Emin olun isimler değişiyor. Sonuçta Rabbim boşanmaya müsaade etmiştir, kadın da talep edebilir, erkek de talep edebilir.
Kadınlara göre söylüyorum: Eğer ki Rabbimin rızasını gözetiyor, nefsi düşünmüyorsanız bir de "Rabbim beni cennetlik kullarından eyle, makbul kullarından eyle" demiş olabilirsiniz.
Eğer böyle demişseniz şöyle bir durum olur: Allah'u Teâlâ emirleriyle deneyerek, imtihan ederek geliyor ya, öyle bir imtihana geliyorsunuz ki, Rabbimin birden fazla eş nasip ettiği kısım var. Siz bu kısımda eşinize eğer ki boşanacaksanız veya farklı bir yola girecekseniz ya da eşinizden razı değilsiniz ama hakınız olduğu halde tekrardan evlenmeyi düşünmüyorsanız, "Allah'u Teâlâ sana birden fazla eş nasip etti. Ben sana tam yeterli gelemediysem beni boşamadan ben senin nikâhında kalarak başka eş hakkını da kullanabilirsin" teklifini de yapıp bundan sonra da eğer erkek boşamak istiyorsa ya da kadın boşanmak istiyorsa bundan sonra boşanılabilir.
Burada bahsettiğimiz "yeterlilik" konuşmadır, üsluptur vs veya erkek hiçbir bahaneye gerek kalmadan da yani nefsine uyup farklı hareket edebilir, kadın da nefsine uyup farklı hareket edebilir. Uzlaşmayı bulma noktasından bahsediyoruz.
Peki, bunu niye söylüyoruz?
Bakın gerçekten anlatmak istediğimiz gibi anlayın, burada farklı yorumlar yapmayın. Allah'u Teâlâ'dan cenneti isterken, rızasını isterken bir soru cetveli olduğunu düşünün, test sorusu düşünün. Allah'u Teâlâ'nın her emrinin bir soru olduğunu düşünün, onları doğru işaretleyerek geçmeniz gerekiyor. Hani bayan;"Allah'ım benden razı ol, Saliha kullarından eyle, cennetlik kadınlardan eyle, Ayşe annemize komşu eyle, Saliha annemize komşu eyle" diyor ya, şimdi Allah'u Teâlâ'nın emrine karşı geldiysen o noktada, istediğinle yaptığın ters köşe olmuyor mu?
En azından Rabbimin o emrine de canı gönülden uyarak erkeğe, eşine tebliğ et. O buna rağmen seni boşarsa ya da sen böyle bir sebepten dolayı boşanmak istiyorsan; "Allah'ım senin verdiğin emre karşı değilim, kabul ediyorum. Ancak benim nefsime ağır geldi Yarabbi ben bundan boşanmak istiyorum" deyin, bunu kocanıza da tebliğ edin ve boşanın. Ancak bu emirden dolayı Rabbimden sürekli af isteyin. Karşı gelmediniz, kabul ettiniz ama yaparken yenildiniz.
Onun içindir ki erkekler de; eşlerinizi boşamayın, eşlerinize adaletli davranın, onların sizden fazla hakkı vardır bunu unutmayın. Bir başkasını almak için de bir eşinizi boşamaya kalkmayın. Allah'u Teâlâ bunu biliyor ve bununla ilgili ateşiniz hazır. Ancak tebliğ ederseniz ben seni boşamak istiyorum ama ona neden boşandığınızın sebebini söylemezseniz de Rabbim biliyor. Gereğini yaptınız mı? orada "ben başka bir eş de almak istiyorum ama seni de ben boşamak istemiyorum, Allah için sen de benim eşimsin" deyip de çözüm önerdiniz mi? Yoksa bayanı direk imha yoluna mı gidiyorsunuz?
Birine rahmet diğerine zahmet olmaz. Erkekler, siz bundan sorumlusunuz. Allahu Teâlâ'ya nasıl hesap vereceğinizi düşünün. Nasıl ülkenin, nasıl dinimizin, bayrağımızın, hilalimizin bütün sorumluluğu üzerimizdeyse bayanların da sorumluluğu üzerimizde. Onların üzerine değil bizlerin üzerine.
Onun içindir ki Rabbim sevmeyerek, istemeyerek boşanmaya müsaade etmiştir ama kullarının halini bildiği için, kullarının işini kolaylaştırmak içindir.
Bir de vekâleten nikâh olur. Bir başka gelen soru vardı, bunları sorulara karşı hazırlıyoruz. Vekâleten olur. Nasıl olur? Bayan vekâlet vermiştir, erkek vekâlet vermiştir veya erkek vekâlet vermiştir, bayan direk kendisi de s��yleyebilir. Başka yerlerde bile olsa eğer güvenilir, emin ve şahitliyse yani eminsek vekâleten olabilir. Ancak bu vekâletle bu kişilerin güvenilirliğinden emin olmalı ve yanında birden fazla da şahidin olması gerekir. Vekâleten de nikâh olur. Vekâletin içinde zorla mı alındı, yoksa kişinin tehdit edilerek mi alındı, yoksa gerçekten mi isteyerek vekâlet verdiğini çok iyi bilmek lazım.
Yani vardır diye de her yerde uygulanacak anlamına gelmez. Belki tehdit edildi, zorla verildi gibi alternatifleri de düşünmemiz lazım. Yani bu aynı boşanma müsaadesi vardır ama yani uygulanmaması daha iyidir ile bu da aşağı yukarı aynı noktaya gelir. Mümkünse yan yana ama gerçekten eminsek biliyorsak vekâletle de olur.
Anlattıklarımızı lütfen doğru anlamaya çalışın, eksik ve hatalı olabiliriz. Rabbim hepimizi muhafaza eylesin. Tüm amacımız Rabbimizin emirlerini doğru anlayıp anlatabilmektir. Mutlaka daha iyi bilenler var. Onlarda Allah rızası için katkıda bulunsunlar. Bu karşılıklı istişaredir. Biz bildiğimizi anlatıyoruz. Siz de bildiklerinizi anlatın ve hem bayan kardeşlerimiz hem erkek kardeşlerimiz bu konuyu aydınlatıp, toparlayıp bir araya getirelim ki şeytan sağdan yaklaşarak bu konuyla ilgili bizi ele geçirmesin. Burada birbirimize kızmayalım. Rabbimin söylediklerini tekrarlamaya çalışıyoruz. Rabbimin verdiği müsaadeleri biz değiştiremeyiz; bu imanın gitmesine sebeptir. Lütfen siz de buna dikkat edin. Allah'a emanet olun.
[ses kaydı lnki ]
https://t.co/lTBZ3LLm0a
Bilmemiz gereken çok net bir şey var:
İçinde kendi gayretimizle, samimiyetimzle Allahu Teala'ya müracaatımızın olmadığı hiç bir yöntem bizi şifaya ulaştırmaz.
Velev ki beden şifa bulsa bile kalbin şifası gerçekleşmez ki <kendi idrak etmeye de> kulun asıl aradığı budur
🟢 Yaratılışa yolculuk | MISIR |
🔺PİRAMİTLER:
Tüm kainatta kulların yaratılışının başı yaklaşık 3 milyar yıl
Dünyanın odak noktası olan piramitlerin yaratılış sürecindeki yeri nedir, atfedildiği kadar önemli midir?
📢VİDEO ANLATIM:
UMRE NOTLARI 3: YAPAY ZEKAYA NOT
Kabe'yi ziyarete geldik.
Ziyarete geldik çünkü < Rabbim doğrusunu bilir de >
Kabe'nin son zamanları, helalleşmeye geldik "Hakkını helal et, biz sanı gereği gibi koruyamadık. Sana gereği gibi hizmet edemedik" dedik.
Elbette ki daha vakti var. Şimdi yapmayacaklar ama "yeni Kabe"nin yapımı devam ediyor. Zamanı gelince birtakım sebepleri vesile ederek yıkacaklardır.
Bunu söylemesi bile acı ama gelip helallik istemek istedik. Gereği gibi mücadele edemedik.
Peki bunu niye anlatıyoruz ?
"Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden korunun" ayeti ile bağlantısı nedir ?
detaylar 👇