Ne acaib bir iş!
Binlerce yıl sonra adeta Talut ile Calut hadisesini yeniden yaşıyoruz.
Bir tarafta Calut’un ordusu!
Paganlar ve Kibir içindeler.
Epstein Çetesinin yönetimindeler.
Yamyamlar, tecavüzcüler, pedofiller, faizciler, siyonistler ve daha bilmem ne bela! Ne ararsan var.
Dev “batmaz” platformları, cesametleri, nâraları ile her tarafa korku salıyorlar.
Diğer tarafta Talut’un ordusu.
İnananları temsil ediyor.
Bir kısmı mal mülk para pul edinmiş, savaşmaktan çekiniyor.
Bir kısmı Calut’un tantanasından korkuyor, çekiniyor.
Çok az bir inanmış kesim kalmış ve Calut ordusu ile savaşa tutuşmuş.
Veeee
Genç Davut’un sapanı ile Calut’u gözünden vurduğu gibi,
İran da füzeleri ile Calut’un ordusunun elektronik gözlerini kör etti !
Dahası da geliyor…
Sonucu biliyorsunuz.
Siz siz olun, sakın Calut’un yanında, kalben bile olsa, yer almayın. Hem dünyanızı hem de ahiretinizi kaybedersiniz…
Türk şirketleri Gazze'yi ve İran'ı vuran bombaların üretiminde yer alıyor!
Repkon'u tanıyın!
"Bu korkunç suça ortak olmayın, sesinizi yükseltin" desem de bir faydasının olmayacağını biliyorum.
İktidardan işaret gelmedikçe sesini çıkarmayan bir kitle var ettiler! Ama yine de seslenmek istiyorum:
"Yerli ve milli" şirketlerimizin elinde kan var!
Buna göz yummayın, başınızı çevirmeyin, sessiz kalmayın!
İsrail güçlü olduğu için değil, işbirlikçilere ses çıkarmadığımız için bu katliamları yapıyor!
🗣@mahmutarikansp:
📌Peygamber Efendimiz (s.a.v) Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde, tüm Medinelilere şöyle söylüyor: "Ey insanlar! Selâmı aranızda yaygınlaştırın, birbirinize yemek ikram edin”
👆🏻Selamın ve sofranın yerini hiçbir kâğıt parçası tutmaz
📌Bizim gayretimiz, selamı aramızda yaygınlaştırma ve adaletin yeniden tesis edilmesi gayretidir
🗣 @mahmutarikansp
📌Saadet Partililer siyaseti "onlar iktidar oldu bizde olalım" diye yapmıyoruz
📌"Onlar ballı ihaleler aldı bizde alalım" diye yapmıyoruz
✋🏻Bugün halkın değil rantın yanında duranlara karşı çıkıyoruz
🔴Milli Görüş gömleği ilikleriyle değil ilkeleriyle ünlüdür
Biz Saadet Partisi olarak her evladımızın onurlu ve refah içerisinde bir hayat yaşaması için gayret ediyoruz.
Saadet Partisi iktidarında bu görüntüler olmadan, karnı doymuş, zihni açık, ahlakı güzel bir nesil için seferberlik ilan edilecektir.
Anneyim ve çocuklarımızı böyle görmeyi ülkemize hiç yakıştıramıyorum.
AGD ile Mütefekkirlerin İzinde…
Okumaya, düşünmeye ve Müslümanca zihin inşaasına haydi siz de katılın!
Eylül ayı kitabı ve tahlil tarihi sizlerle✨
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler ~ Rasim Özdenören
Yıllık takvimi afişi kaydırarak inceleyebilirsiniz🌿
#agdkadınkolları
#kitaptahlili
Global Sumud Filosu’nda güncel durum.
Galiba bu sefer her şey çok farklı olacak. İnsanlık ittifakı Gazze ablukasını yıkacak. Ama şuan sana da düşen görevler var.
Bu ne kutlu yolculuk, bu ne güzel birliktelik..
🇵🇸🇵🇸🇵🇸 ⛵️⛵️⛵️
#GlobalSumudFlotilla#globalmovementtogaza#gaza
@gezzenoglak@merveaydinkucuk Sonuna kadar direneceğiz ne deveyi güdeceğiz ne diyardan gideceğiz bu diyarlar bizim kolay olmayacak belki ama muhakkak bir noktada düzelecek nacizane aşılardan ve ilaçlardan kaçınmak gerekiyor faydası yok zararı çok.
İran sanki düşmüş gibi, düşmesini istermiş gibi bir haliniz var. Hiç bir haberi onay almadan yapamayacağınızı biliyoruz. İslam, bu dünyanın her köşesine zaten bir gün hakim olacak. Zalimler muhakkak bir gün hüsrana uğrayacak. Siz de onlarla beraber yok olup gideceksiniz. Kininizde boğulun.
İran’ın İsrail’e yağan füzelerini gören pek çok kişiden ilginç yorumlar okuyorum. Bazıları gözlerine inanamıyor; “yapay zekayla üretilmiş olmasın sakın!” diye tereddütlerini dile getiriyor. Kimi de “Bu gördüklerimiz gerçek mi?” diye soruyor. Öteki “Bu füzeler hakikaten İsrail’e düşüyor mu?” diye şaşırıyor.
Gerçek kıymetli kardeşim, hepsi gerçek. Tel-Aviv’e düşen füzeler de, Tahran’a düşen füzeler de gerçek.
İnanamıyorsunuz, çünkü size bugüne kadar yalan söylediler. Yıllarca “tiyatro” dediler, “danışıklı dövüş” dediler. Manşetler attılar. Koca koca uzmanlar, yazarlar, çizerler sınırsızca manipülasyon yaptılar. Alay ve istihzanın her türünü yaptılar. Ağızlarından İran’la ilgili neredeyse tek bir hayırlı söz sadır olmadı.
Size gerçeği söylemediler. O yüzden gördüklerinize inanmakta zorlanıyorsunuz.
En büyük kötülüğü size yaptılar kardeşim. Sizi gerçeklikten kopardılar. Sorun İran’ı eleştirmeleri değildi, her ülke gibi İran’ın da iç ya da dış politikaları eleştirilebilir, bunda sorun yok. Sorun sizden gerçeği gizlemeleriydi. Adil olmadılar, objektif davranmadılar. Davranmadıkları gibi, “Durun mevzu öyle değil, İran’ın asıl düşmanı İsrail’dir. İran’ın İsrail’le savaşı bugün başlamadı,45 yıldır savaşıyor” diyenlere de en iyi bildikleri şeyi yaptılar: Karaladılar, linç ettiler, dillerine ne geliyorsa söylediler. Bizi bırakın, HAMAS, İslami Cihad, FHKC gibi Filistin direnişinin temsilcilerinin sözlerine de itibar etmediler. Yahya Sinvar’ın, İsmail Heniyye’nin, Ziyad Nehhale’nin, Ebu Ubeyde’nin vs söylediklerini ya gizlediler ya da manipüle ettiler. Şu 19 aydır yapmadıklarını bırakmadılar.
Özellikle genç kardeşlerime seslenmek istiyorum: Bizler ömrümüzü ABD-İsrail hegemonyasında geçirdik. Hayatımızın tamamı ABD’nin yaptığı darbeleri, İsrail’in yaptığı zulümleri izlemekle geçti. Artık ölsek, kimsenin “Pek de gençmiş!” demeyeceği bir yaştayız. Ve durum hala böyle. Bu insanı kahrediyor. Ama bunun tek bir sebebi var: Bizim paramparça oluşumuz. Bunun da en temel sebebi, zihinlerimize örülen bariyerlerdir. Bu bariyerler gerçeği görmemizi engelliyor. Bu bariyerler bizi birbirimizden koparıyor. Bu bariyerler bizi gerçeklikten koparıyor, psikotik bir hayatın içine sürüklüyor bizi. Zalim bir iyimserlikle hayatımızı tüketmemize neden oluyor: Kardan aydınlık bir sabahın geleceği ümidiyle yaşıyoruz ama bu ümidin altını doldurmuyoruz. Bu sabahın sadece bizimle değil, bütün ezilmişlerin birlik ve dayanışmasıyla geleceği gerçeğini bir türlü idrak etmiyoruz.
Bizler ömrümüzü lafı güzafla tükettik kardeşlerim. Küçük başarıları büyük zaferler zannettik. Ait olduğumuz cemaatin logosunun görünmesinden mutlu olduk. Koltuk, statü ve titr sahibi olmayı bir şey zannettik. Söz dalaşıyla, laf dalaşıyla; bir hocanın diğerine -affınıza sığınarak söylüyorum- “laf sokmasıyla” tatmin olduk.
Kavmiyetçi, mezhepçi, hizipçi hayaller kurmayı öğrettiler bize. Hayata insanlık ölçeğinde bakmayı öğretmediler. Biri dedi ki “Bayrak düştüğü yerden kalkacak!” öteki dedi ki, “En güzel İslam Anadolu’da yaşanıyor!” Bunu bize kim öğretti? Bütün bir insanlığa seslenen bir dinden nasıl böylesine dar ve ayrımcı bir söylem inşa edildi? Bizi fırka fırka yapıp, sonra da her fırkanın kendi elinde kalanıyla övünmesini bize öğreten kim?
Suç bizim genç kardeşim, suç sizin değil. Fakat bunu devam ettirirseniz bu suça siz de ortak olacak ve kendinizden sonraki nesle taşıyacaksınız. Bunu devam ettirirseniz, yıllar sonra sizin çocuklarınız da NATO müttefiki bir ülkede, ABD üsleriyle çevrili bir Ortadoğu’da “Bir sabah gelecek kardan aydınlık” marşlarını söylemeye devam edecek ama o sabah bir türlü gelmeyecek.