⚘️⚘️ZİLHİCCE GECESİNİN İLK ZİKRİ⚘️
🌠bu gece güneşin batışıyla Zilhicce gecesi başlıyor
🌠bu gece aşagıdaki 2 zikir 100 er defa okunur
🌠bu gece Adem a.s tövbesinin kabul oldugu gecedir🤲
🌠bu gece dileyen oruca niyet eder
Not bunu paylasalım eş dost okumasına vesile olalım
41 günde hayatını değiştirebilirsiniz. Tıkanıklık hissediyorsanız hayatınızda sadaka kutusu yapın. Bir kumbara/kavanoz alın. İçine küçük de olsa her gün 21 besmele çekerek bir miktar para atın.Estağfurllah ya Gaffar diyerek şuna niyet et "Anne-Baba ya da atalarımdan aktarılan beni ve bugünki hayatımı etkileyen beddua, ah, lanet, kötü niyet, nazar, yokluk, kıtlık, iflas gibi tüm yüklerin çözülmesini, temizlenmesini, şifalanmasını niyet ediyorum. 41 günün sonunda ise biriken bu parayı yine bu niyetle sadaka niyetine ihtiyaç sahibine verin.
En China, una madre le había dejado a su hijo al cuidado de su abuela.
Y la abuela, diciendo «Así es como se educa a un niño!», le dio una lección al mundo entero
Nazar boncuğu takıyorsun, mavi cam parçasını boynuna asıyorsun ve korunduğunu sanıyorsun. Oysa kadim bilgide göz değmesi bir obje meselesi değil, frekans meselesidir. Nazar, karşındaki insanın bilinçli ya da bilinçsiz yaydığı yoğunlaşmış dikkat enerjisidir. Haset eden göz bir lazer gibi çalışır, dağınık ışığı tek noktaya toplar ve o noktayı yakar. Boncuk onu emmez, sadece sembolik kalkan olur.
Gerçek korunma her zaman ses ve nefesteydi. Peygamber torunları hasan ve hüseyin için muavvizeteyn okurdu, yani felak ve nas sureleri. Bu frekans zırhıydı. Dudaklar hareket ettiğinde, nefes belli bir ritimde çıktığında vücudun biyoelektrik alanı kalınlaşır. Ayetelkürsi okuyan insanın kalp ritmi değişir, bu ölçülmüş veridir. Ses titreşimi aurayı sıkılaştırır, dışarıdan gelen yoğunlaşmış bakışı kırar.
��zerlik otunu ateşe atarlardı, o duman tütsü değildi. Üzerlik yanarken havaya harmalin ve harmin alkaloidleri salınır, bu maddeler pineal bezi uyarır ve ortamın enerjetik yükünü sıfırlar. Anadolu kadını bunu "bilmeden biliyordu". Evine misafir geldikten sonra üzerlik yakardı çünkü her bakışın bir kalıntı bıraktığını seziyordu. Tuz da aynı mantıkla çalışır, sodyum klorür negatif iyonları toplar ve nötralize eder.
Sen korunmak istiyorsan önce şunu bil. Nazar sana dışarıdan gelen bir ok değil, senin açık bıraktığın kapıdan giren bir rüzgârdır. O kapı ne zaman açılır? Gösterdiğinde. Teşhir ettiğinde. Henüz olgunlaşmamış nimeti vitrine koyduğunda. Kadim bilgeler buna erken ifşa derdi. Tohum toprakta karanlıkta çatlayıp kök salar, onu kazıp güneşe tutarsan ölür. Senin güzel haberin, yeni ilişkin, başarın da öyle. Karanlıkta olgunlaşması gereken şeyi ışığa çıkardığın an onu nazara açarsın. En güçlü korunma ne boncuktur ne dua ne tütsü. En güçlü korunma susmaktır.
Nazar göz değmesi değil, frekans çarpmasıdır. Sana biri hayranlıkla, kıskançlıkla ya da öfkeyle baktığında gözünden bir foton akışı çıkmıyor, kalbinden bir frekans yayılıyor. Kalbin elektromanyetik alanı beyinden altmış kat güçlüdür ve o alan duygusal yükle şiddetlenir. Biri sana yoğun bir duyguyla odaklandığında, senin biyoelektrik alanına bir darbe gönderir. Buna eski Mısırlılar kötü göz dediler, Araplar "ayn", Türkler "nazar". Farklı isimler ama tarif edilen mekanizma hep aynı. Dışarıdan gelen yıkıcı bir rezonans.
Kuran bunu açıkça söylüyor. Kalem suresinin son ayetlerinde "inkarcılar bakışlarıyla seni kaydıracaklardı" diyor. Dikkat et, dokunuşlarıyla değil, sözleriyle değil, bakışlarıyla. Bu şiirsel bir ifade değil, teknik bir uyarı. Göz bir yayıcıdır, niyet ise o yayının frekansını belirleyen modulatördür. Kötü niyetli bir bakış, senin aurik alanında parazit yaratır. Önce uyku bozulur, sonra sindirim, sonra karar mekanizman çöker. Beden açıklayamadığı bir çöküşe girer ve modern tıp buna anksiyete der, reçete yazar.
Kadim toplumlar bunu bildiği için korunma sistemleri geliştirdi. Mavi boncuk rastgele bir gelenek değil, mavi dalga boyu elektromanyetik spektrumda en kısa ve en yüksek enerjili görünür ışıktır. Gelen düşük frekanslı sinyali kırar. Kurşun döktürme saçmalık değil, erimiş metalin su ile teması anlık bir piezoelektrik boşalma yaratır ve o boşalma ortamdaki statik yükü sıfırlar. Nazar duaları ise tekrar edilen ses frekanslarıyla beynin theta dalgalarına geçmesini sağlar ki theta halinde dış frekanslar seni etkleyemez.
Sen nazarı batıl inanç sanıyorsun çünkü sana öyle öğrettiler. Ama aynı bilim insanları kalbin elektromanyetik alan yaydığını, niyetin beyin dalgalarını değiştirdiğini, gözün foton yaydığını kabul ediyor. Sadece bunları birbirine bağlamıyor. Çünkü bağladığın an, atalarının bin yıldır söylediği şeyin gerçek olduğunu itiraf etmek zorunda kalırsın. Nazar haktır. Bu iman meselesi değil, fizik meselesidir.
Bu gibi mevzulara "inanmanın" ele ayağa düşürülüp alay konusu edilmesi de kasıtlıdır.
Bu günlerde söyleyecek çok şeyim yok.
Sadece çok üzgünüm
Ve
Asla bir şeylere yetemediğimi hissediyorum.
Elimden gelenin en iyisini veriyorken bir şeylerin ardında kalmak ağır geliyor.