Ben Seda Nur Atılkan. Eşim Uğur Atılkan tarafından 4 saat boğularak, işkenceyle 3 kez öldürülmeye çalışıldım. Ölmedim, çocuklarım annesiz kalmasın diye yalvarıyorum! Lütfen beni duyun, ölmek istemiyorum, lütfen sesimi duyun! @adalet_bakanlik@tcailesosyal
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde konteyner kentte çocuklarıyla yaşayan depremzede Gülay Kamalı, kiralık ev aradığını ancak otizmli çocuğu olduğu için kimsenin ev vermediğini söyledi.
Kamalı: Üç tane çocuğum var üçüncüsü otizmli olduğu için bana kimse ev vermiyor.
🟣Akademi yönetiminde “kadının adı yok”
📍Dr. Öğr. Üyesi Ayşen Seymen Çakar tarafından kaleme alınan araştırmaya göre, 126 devlet üniversitesinde yalnızca 5 kadın rektör görev yaparken, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’daki hiçbir üniversitede kadın rektör bulunmuyor.
#TümSeçimVeAtamalardaEşitTemsil
https://t.co/mHdjBiXBpj
Bugün okul çantası yerine poşet taşıyan, defteri ve kalemi olmadığı için okula gitmek istemeyen çocuklar var. Derin yoksulluk koşullarında yaşayan, günlük, güvencesiz işlerde çalışan aileler için okul masrafları karşılanması güç bir yüke dönüşüyor. Okullar açılırken, @yoksulluk_ag olarak sizleri çocukların okul ihtiyaçlarına destek olmaya ve “Okul Kırtasiyesi İçin Dayanışma” kampanyamıza katılmaya davet ediyoruz. Bütçenize uygun bir miktarla bir çocuğun okul masraflarının azalmasına yardımcı olabilirsiniz. Eğitim hakkı için çocukların yanında olun, dayanışmayı büyütün. Bağış için link burada: https://t.co/9BUwj22FnV
🔴 HÜDA PAR milletvekilinin yoğun bakım ünitelerinin kadın ve erkek hastalar için ayrılması yönündeki “mahremiyet” kılıflı teklifi, kadınların kamusal alandaki varlığına, bilimsel sağlık hizmetine ve Anayasal #laiklik ilkesine açık bir saldırıdır.
👩🏼⚕️ Kamusal hizmetlerin ve hayati sağlık müdahalelerinin dini referanslara veya cinsiyete göre değil; bilimin ve Anayasa’nın eşitlik ilkesine göre yürütülmesi esastır.
🚑 Yoğun bakım gibi saniyelerin önemli olduğu hayati alanları "haremlik-selamlık" uygulamalarıyla bölmek, acil tıbbi müdahaleleri zorlaştırır ve insan hayatını doğrudan riske atar.
🚺🚹 Eğitimden çalışma hayatına, toplumsal alandan acil sağlık hizmetlerine kadar her yere "haremlik-selamlık" uygulamasını sokma girişimleri, toplumun tamamını dini referanslara göre şekillendirme arzusunun bir parçasıdır.
🔴 Sağlık hizmetine erişim; nitelikli, ulaşılabilir ve bilimsel esaslara dayalı politikalarla güvence altına alınmalıdır.
❗ Anayasal haklarımıza, yaşam hakkımıza ve laikliğe sahip çıkmaya devam edeceğiz.
#LaikliktenVazgeçmiyoruz
https://t.co/Z7hdK83f3b
Engelli çocuğu olan binlerce anne-babanın zihninde hep aynı soru var:
"Ben öldükten sonra çocuğuma kim bakacak?"
Bir anne-baba için gelecek; emeklilik, dinlenmek ya da yaşlanmak değil, çoğu zaman evladını kime emanet edeceğini düşünerek korkmak demek.
Oysa engelli bireyin yaşamı, anne ve babasının ömrüne bağlı olmamalı!
7/24 güvenli bakım merkezleri, gündüzlü yaşam merkezleri, geçici bakım/nefes alma hizmetleri, destekli yaşam evleri, erişilebilir sağlık ve rehabilitasyon, sosyal güvence ve bakım veren ailelere emeklilik hakkı sağlanmalıdır.
Biz çocuklarımızdan önce ölmekten korkarak yaşamak istemiyoruz.
"Bizden sonra ne olacak?" sorusunun cevabını aileler değil, SOSYAL DEVLET vermek zorundadır.
Bu bir lütuf değil.
Bu bir yardım değil.
Bu, engelli bireyin ve ona ömrünü veren ailesinin HAKKIDIR.
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
Kocası tarafından tehdit edilen Beyza Okumuş ve kardeşi, gözyaşları içerisinde yardım çağrısında bulundu:
“Merhaba bu bir yardım çağrısıdır.
Yanımda bulunan ablam Beyza Okumuş, geçen sene 2025 Eylül ayında evlendiği Berat Doğukan Okumuş tarafından tehdit ediliyor.
Ayrıca, can güvenliğimiz yok. Yaklaşık 2 gün önce uzaklaştırma kararını yeniletmeye gittik. O gün içerisinde bizi aradı tehdit etti.
Biz karakoldayken bizim kapımıza gelip, silahla ateş edip, benim annemlerime kardeşlerime küfür edip oradan kaçtı gitti.
Zaten kendisi firar ve polisler onu hiçbir şekilde bulamıyor. Ama kendisi beni telefondan arayıp tehdit edebiliyor, benim özel evliliğimizde olan fotoğraflarımızı benim aileme ve bütün herkese paylaşmış. Benim numaramı da dahil.
Kendisi beni dolandırdı, altınlarımı çaldı, eşyalarımı çaldı. Büt��n taksitleri her şeyi benim üstüme bıraktı. Ben bunlara bir şey demedim tamam dedim her şeye.
Ama bugün benim açık saçık resimlerimi paylaştı, benim namusumka şerefimle oynadı.
Ben hiçbir şey yapamıyorum. Benim başımda bir babam da yok, sahip çıkacak kimsem de yok.
Sizden yardım istiyorum, bu insan elini kolunu sallayarak dışarıda geziyor ve kimse bana yardım etmiyor.”
Ben üniversite mezunu, 20 yaşında #Otizmli bir evlat annesiyim.
Oğlum 18 yaşına kadar %80 ÇÖZGER raporuyla Evde Bakım Yardımı alabiliyordu.
18 yaşını doldurdu. Engel oranı yine %80. Otizmi aynı. Üstelik bakım ihtiyacı azalmadı; aksine yaşı ve bedeni büyüdükçe bakım, gözetim ve destek ihtiyacı da arttı.
Ama ÇÖZGER'den Erişkin Engelli Sağlık Kurulu Raporuna geçince rapora “KISMİ BAĞIMLI” yazıldı ve Evde Bakım Yardımı kesildi.
Soruyorum:
17 yaş 364 günlükken bakıma ihtiyacı olan evladım, 18 yaşına bastığı gün nasıl birden bakım desteğine ihtiyacı olmayan bir bireye dönüştü?
1 GÜNDE NE DEĞİŞTİ?
Üstelik yaşadığımız adaletsizlik bununla da bitmiyor.
20 yaşında, %80 engelli oğlum Engelli Aylığı alamıyor.
Ben oğluma bakım verdiğim için çalışma hayatına katılamıyorum.
Sosyal güvencem yok, GSS primimi cebimden ödüyorum.
Bakım veren anne olarak emeklilik güvencem de yok.
Ve bütün bunların üzerine oğlumun babasına açtığım nafaka davasında karşı tarafın avukatı savunmasına şu başlığı koyabiliyor:
“DAVACININ ANNESİNİN ÇALIŞMAMASININ MADDİ YÜKÜ MÜVEKKİLE YÜKLETİLEMEZ.”
Bunu söyleyen tarafın müvekkili ise 20 yaşındaki engelli oğlunu bugüne kadar hiç görmemiş, bakımında hiçbir sorumluluk almamış ve manevi olarak hiçbir destekte bulunmamış bir BABA!
Ben 20 yıldır evladımın bakımını, gözetimini, eğitimini, hastanesini, krizini, gecesini, gündüzünü üstlenirken; onun hayatında fiilen hiç bulunmamış bir babanın tarafından bana:
“Anne çalışmıyor.” deniliyor.
Üstelik benim “iş bulamamam veya çalışmayı tercih etmememden” söz ediliyor.
TERCİH Mİ?
20 yaşında otizmli bir bireye 7/24 bakım vermek ne zamandan beri “çalışmamayı tercih etmek” oldu?
Ben keyfimden çalışmıyor değilim.
BEN ZATEN ÇALIŞIYORUM!
Hem de 20 yıldır,
haftanın 7 günü,
günün 24 saati,
mesaisi bitmeyen, yıllık izni olmayan, emekliliği olmayan ve karşılığı ödenmeyen bir işi yapıyorum:
EVLADIMA BAKIYORUM.
Devlet bakım desteğimi kesiyor.
Engelli aylığı bağlamıyor.
Beni sosyal güvenceye almıyor.
Emeklilik hakkı vermiyor.
GSS'yi cebimden ödetiyor.
Sonra da mahkeme dosyasında karşıma:
“Anne neden çalışmıyor?” denilebiliyor.
O halde ben de soruyorum:
BEN ÇALIŞMAYA GİDERSEM OĞLUMA KİM BAKACAK?
Engel değişmedi.
Otizm değişmedi.
Bakım ihtiyacı azalmadı; AKSİNE ARTTI.
Bakım veren annelerin emeğini artık görün!
Biz “çalışmayan kadınlar” değiliz.
Biz emeği çalışma sayılmayan, görünmeyen BAKIM EMEKÇİLERİYİZ.
Sadaka değil; sosyal güvence, emeklilik, bakım desteği ve çocuklarımız için insan onuruna yaraşır bir gelecek istiyoruz ve hepsinden de ötesi, "BİZ ÖLDÜKTEN SONRA BİZİM ÇOCUKLARIMIZ NE OLACAK" ?!
BU BİR LÜTUF DEĞİL, HAKTIR!
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
#Otizm365GünBizimle
@TTDestek Nakil montaj işlemi yapıldı. Birkaç saat içinde aktif hale gelir denmesine rağmen İnternet açılmadı. Müşteri hiz.aradı fakat sorun giderilmedi.
Acilll @TurkTelekom
İnternet sağlayacak firmalardan en kötüsü #türktelekom . 2 gün oldu İnternet açılmıyor.
Personel kalitesi de berbat. Hem en pahalı interneti kullanıyoruz hem de hizmet alamıyoruz.
@TurkTelekom