“sonra içime ve hatta dışıma kapandım,bir çeşit gölge fesleğeni. bir çeşit olmayan hayat. zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim.”
"İnsanın karakterini gülüşünden anlayabilirsiniz ve eğer bir insanı tanımadan önce gülüşünü beğeniyorsanız, onun iyi bir insan olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz."
—Fyodor Dostoyevski
Kendimi çok iyi tanıyorum ve ne yaptığımın, kim olduğumun tamamen farkındayım. Bu yüzden insanların benim hakkımda ne düşündüğü, bana ne kadar değer biçtiği ya da yüzüme ne söylediği artık benim için bir önem taşımıyor. Başkalarının benimle ilgili verdiği kararlar veya savurduğu sözler hayatımı, kararlarımı ve ruh halimi etkileyemiyor. Çünkü ben kendimi başkalarının kriterlerine göre değil, kendi yaşadıklarıma, kendi doğrularıma ve kendi vicdanıma göre değerlendiriyorum. Kim olduğumu anlamak için bir başkasının onayına ihtiyaç duymuyorum.
“Birini sevmek, ona rastlamanın değerini bilmektir. Çünkü insan, kısacık hayatında yüzlercesine rastlayamaz; rastlamamalı da. Birinden diğerine koşmamalı. Birine rastlamış olmanın değerini bilmeli. Sevgi budur: Ona rastlamış olmaya dair şükran duygusu.”
Uzun süredir her şeyi değiştirmeye, düzeltmeye, iyileştirmeye ve elimde tutmaya çalışmaktan yorulduğumu fark ettim. Boşluğa uzun uzun baktıran bir yorgunluk bu. Artık ne olacaksa olsun.
Halledemedim çünkü.
Bana çok yazık edildi; yani bunu gözlerim dolmadan nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama benim saf sevgime, şefkatime çok yazık edildi. Üstüne basıp geçildi sanki. Bunun incinmişliğini cümlelere nasıl dökebilirim bilmiyorum ama en derinlerimde hissediyorum.