Kadın cinayetleri politiktir. İstanbul Sözleşmesini geri getirin. Bu ülkenin kadınları, çocukları, hayvanları… Vicdan sahibi tüm insanları olarak güvende ve huzurlu yaşamak istiyoruz. Tüm devlet büyüklerinden ve yargı mercilerinden net talebimiz; faillerin cezalandırılması ve eşit, adil, onurlu bir zeminde beraber yaşamaktır. Evde, sokakta, mecliste adaletin sağlanması için doğru politika istiyoruz. #6284üuygula
Cumhuriyetimizin 100. Yılında Anıtkabir’in açılmasını beklerken küçük bir çocuğun spontane bir şekilde tüm kalabalığa Andımızı okuttuğu anlar gündem oldu.
…
Armağan Çağlayan’ın, Murathan Mungan’ı konuk ettiği programı Gör Beni’den ünlü yazarın söylediği, yüreğimi delip geçen bir cümle…
Adeta yaşadığımız günlerin fotoğrafını çekermişçesine…
‘İnsanların damarlarında kandan çok, kin dolaşıyor…’
Bizim milletin asla vazgeçemeyeceği bi şey, dert yarıştırmak. Senin sıkıntını asla beğenmiyor, ciddiye almıyor hemen kendininkini anlatmaya başlıyor. Dünya başıma yıkıldı desen, benim galaksi başıma yıkıldı der. Tamam kardeş dünyanın en mağdur kişisi sensin madalyanı hazırlıyorum
Kimsenin şüphesi olmasın; hukukunu müdafaa edemeyecek tarihi büyüklerimizin savunmasını tarihçiler ve tarih bilenler yapacaktır. Bu sene Atatürk’ün ölümünün 85. yılını idrak edeceğiz; anısı hâlâ böyle baş tacı edilen bir başkası yoktur. Hayatının hiçbir safhasında zamanın ve zeminin olumsuzluklarına teslim olmayan Atatürk’ü tartışmak kimsenin haddi değildir.
Anadolu’dan asla çıkmayacağımızın belgesi olan 26 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin yıldönümünün yaklaştığı şu günlerde başlayan tartışma tarihin hiçbir zaman geride kalmadığının göstergesidir.
Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Bu gerçeği dünyanın önde gelen tarihçileri kabul etmekte ve kitaplarında detaylarına girmektedirler. Sağlığında ve ölümünden sonra tüm dünyaya örnek gösterilen bu tarihi şahsiyet dün olduğu gibi bugün de sahipsiz değildir.
Mesele sadece uluslararası bir şirketin çektiği diziyi yayından çekmesi değil, yakın tarihimizin ülkemizin kurucusu Atatürk’ümüz üzerinden tartışmaya açılmasıdır. Bu konu üyelik iptali veya kanal kapatmayla geçiştirilecek bir olay değildir. Biz ne kadar meseleleri görmezden gelsek de dünyada birtakım çevreler, son zamanlarda özellikle Almanya, yakın tarihimizi tartışmaya açmak istemekte, kendi soykırım utancına ortak aramaktadır. Çabaları nafiledir; nice yabancı tarihçi Osmanlı Arşivi’ne girdikten sonra Türkiye’nin sadık dostları olmuştur.
Türkiye’nin aciliyetli olarak enternasyonal nitelikli bir araştırma grubu, ki buna Ermeni alimleri de dahil, kurması ve çalışmaya başlaması şarttır.
Devletin imkanları Osmanlı’nın kuruluş dönemleri kadar yakın tarihimiz ve kurucumuz Atatürk için de kullanılmalıdır. Bugünlerde sinema dünyasında merakla beklenen Ridley Scott tarafından yönetilen Napoleon filmi gibi kaliteli bir film neden Atatürk için yapılmasın? Bu kaliteyi yakalayacak yönetmenimiz de senaristimiz de oyuncumuz da var. Eğer bu ülkenin kurucusunun hayatını, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okuyuşumuzun hikayesini başkalarına bırakırsak sadece protesto etmekle kalırız. Türkiye hem kahramanlarını koruma hem de tarihini anlatma gücüne sahiptir. Yeter ki nitelikli insan gücümüz kullanılsın ve işi uzmanlarına bırakalım.
Hayatımda en çok ölüm ve hastalığı duyduğum yıl
Sizi iyi insan olmaktan çıkaran bok gibi hırslarınıza, hasetliğinize sahip çıkın kinlenmeyin öfkelenmeyin
Sevdiklerinize sarılın iyi vakit geçirin
Ne diyor sezen aksu “yaşamak dediğin üç beş kısa mutlu andan ibaret”
Bugün burdayız
Yarın yok
Seyahatte, kafanı boşaltmışken iyi düşünürsün; bir yerden bir yere giderken iyi düşünürsün; yürürken, yemek yerken iyi düşünürsün. Tuvalette bile düşünürsün yahu! Ama iyi düşünmek için esasen yalnız kalmak gerekir. Bu temel şarttır, yalnız kalmayı bilmek gerekir. Yalnız kalmayı bilmeyen milletlerden fazla bir şey çıkmaz. Mesela iyi bir düşünür çıkmaz.
Maalesef biz Türklerin böyle bir kabiliyeti yok, bu yüzden de bizden iyi düşünür pek çıkmıyor. Aptal olduğumuz için mi? Estağfurullah. Ama şu var; Türk yalnız kalamaz, milletimizde böyle bir huy yoktur. Beraber ders çalışır, beraber yazı yazar, beraber gezmeye gider, beraber aylaklık eder. Türkler sinemaya bile tek gitmez; yalnız kalmayı bilmez, sevmez. Yalnız olmamanın getirdiği garantiye, yani tehlikeden uzak yaşamanın konforuna güvenir. Ama işte bu garanti de yaratıcılığı sakatlar, iş çıkarma kabiliyetini azaltır.
Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum. Yalnız kalmayı bilmek iyidir, önemlidir; Türkiye gibi bir yerde avantajdır. Zira evlilik müessesesi bile bizde yalnız kalmamak üzerine kurulmuştur. Halkımız evliliğin gerçek mahiyetini anlamaz. Evlenince, kumrular gibi dip dibe oturmaları gerektiğini zanneder. Öyle şey olur mu? Biraz da birbirinden ayrı duracaksın. Nefes alacak, aldıracaksın.
Evlilik sürekli dip dibe duracak, yan yana yürüyecek bir şey değildir. Çok açık ki bunun da artık anlaşılması lazım. Tabii herkesin kendisini, yaşamının onda sekizinde aynı yerde bulması da evlilikle bağdaşmaz.
#ilberortaylı
#birömürnasılyaşanır
#insangelecegininasilkurar
Affetmeyin; size sıradan biri gibi davranan, önceliği siz olmayan, varlığınızı unutan ve kırıldığınızı bildiği halde umursamayan insanları sakın affetmeyin. Çünkü vefasızlık bazılarının kişiliğidir