Selefiler yüzünden dinden uzaklaştım kelamcılar sayesinde müslüman oldum. Selefiler yüzünden sahabe və tabiin Zeus gibi bir Tanrıya inanıyor sanıyordum bu yüzden İslamdan uzaklaştım. Mutekaddim ehli-hadisin tefvizci olduğunu öğrendikten sonra İslama döndüm
— Ben Kelamcılar'ın yakînî bir imana vesile olduklarını hiç görmedim. Aksine her zaman Kelamcıların teşkîke, şüpheye, şaşkınlığa ve kafa karışıklı��ına vesile olduklarını gördüm.
— Sözde yakîni elde etmek için girdikleri yolda, daha önce kafalarında olmayan 1000 çeşit yeni şüphe peyda oluyor.
— Sonra 'imana' vesile olsalar dahi, ancak 'şartlı bir imana' vesile oluyorlar. Zira Kelamcıların çoğu zaman 'imana vesile olma' ciheti ya cedel, ya da bir takım şüphelerin izâlesi yoluyla gerçekleşiyor. Bu da o 'imanı' çok zayıf bir ipe bağlıyor ve ârız olan yeni bir şüphe ile tehlikeye girebiliyor, ya da bir sonraki münazara ile kişi o 'imandan' irtidad edebiliyor.
— Okuduğum bir kitapta, bir acûze ve kelamcı arasında şöyle bir diyalog geçer: Kelamcı acûzeye der ki:
— "Benim Allah'ın varlığı için 1000 tane delilim var." Bunun üzerine acûze şöyle karşılık verir:
— "Şayet kafanda 1000 tane şüphe olmasaydı, 1000 tane delile ihtiyaç duymazdın."
EŞ'ARÎLERE ATILAN BİR İFTİRA: "İMKÂNU'L KEZİB (YALAN)" MESELESİ
Soru: Eşarî mezhebine göre Allâh Teâlâ'nın ileride kafirleri cennete veya peygamberleri cehenneme göndermesi mümkün müdür?
Cevap:
Bazı kimseler Eş'arî mezhebinde genel olarak hüsün kubuh'un aklî (zâtî) değil şer'î olması ve bundan dolayı Eş'arîler arasında "Allâh Teâlâ dileseydi kafileri cennete gönderme hükmü verebilirdi. Bu da kabih (çirkin, kötü) olmazdı." şeklindeki ifadeler sebebiyle "Demek ki Eş'arîlere göre Allâh İLERİDE kafirleri cennete gönderebilirmiş. Ama şu an vahiyde onları cennete göndermeyeceğini söylediğine göre o hâlde Eş'arîlere göre Allâh'ın (haşa) yalan söylemesi mümkünmüş." şeklinde son derece hatalı bir çıkarım veya iftirada bulunmaktadırlar.
Oysa ki Eş'arîler, mevcut durum ve hükümlerin EN BAŞTA Allâh Teâlâ tarafından farklı belirlenebileceğini (O'nun en başta belirleyeceği hiçbir hükme çirken veya yanlış denilemeyeceğini) ancak şu anda BELİRLENDİKTEN ve bize BİLDİRİLDİKTEN sonra artık konunun kapandığını, değişiklik olamayacağını çünkü Allâh Teâlâ'ın yalan söylemesinin aklen imkânsız olduğunu anlatmaktadır.
ZOOM Kesiti Uzun Vers.: https://t.co/AKMQgKVKQt
Bir insanın bir şeyi nefyetmemesi için tek sebeb o şeyi ihtimal dahilinde görmektir.
Şii birisi sana "Allahın bir rengi var mı? " diye sorduğunda eşşek veya mücessime değilsen "Hayır, yoktur" diye cevab verirsin. Allahın rengi ola da bilir diye düşünüyorsan Useymin gibi susarsın
Tarih boyunca hiçbir akıl sahibi telefilerin usulünü benimsememiştir. Eşşek bin Baz burada İmam Taberi'yi eleştiriyor. İmam Taberi Allah gözle görmez, kulak vasıtasıyla duymaz dediği için.
Not: bin Baz Allahın gölgesi var dediği için ibn Useymin ona eşşek demiştir
Adam bilmiyoruz demiyor, o videoyu bir daha dinle, çarpıtmadan tercüme et, bunlarla ilgili Allah bir haber vermedi diyor, İbni Useymin Allah'ın sıfatları ile ilgili haber verildiği kadarı ile yetinilmesi, daha ileri gidilmemesi hakkında söylüyor bunları, çarpıtmışsınız. Kısacası bu haberlerle ilgili derine dalınılmaması konusunda talebelerine nasihat veriyor, şeyhin usulu budur. Tertemiz bir akide, sizin bulandırmanız ile bulanmaz merak etmeyin.
Manasını bilip Keyfiyetini bilmiyorum demenin anlamı bu. Türkiyedeki telefiler kıvırıyor kendileri manada tefviz yapıyorlar.
Manayı bilmek budur. Yüzünü manasını yani uzuv olduğunu biliyorsun.
Keyfiyetini yani yuvarlak mı üçgen mi fln bunları bilmiyorsun
Arkadaşlar burada gördüğünüz iki videoda haşeviler denibni useymin var burada diyor ki Allah'ın gerçek yüzü var ama biz uzun mu kısa mı bilmeyiz dörtgenmi yuvarlak mı diğer bir videodiyor ki Allah'ın gözü var siyah kahverengi mi çekik mi bilemeyiz bu arkadaşlar mücessime değil 😅
@the_azari10 Allah yalan deyə bilməz zatən. Prosta Maturidilər və Mötəzilə deyəndə ki Allah 1 yaşlı uşağı cəhənnəmə ata bilməz Əşarilər cırnayır ki qüdrətin qısıtlayırsız
⚡️Al Jazeera journalist Taysir Allouni, who covered the American invasion of Afghanistan:
“I dare to say that the Pakistani state, with its army, its intelligence, and its Ministry of Interior, brutalized the cadres of the Afghan Taliban after 2001.
When the Americans entered Afghanistan, most of the Taliban leadership sought refuge in the tribal areas in Pakistan.
There were hunting campaigns against the entire Taliban movement carried out by Pakistan.
The number of detainees from the Taliban in Pakistan reached the hundreds, perhaps the thousands, including ministers in the Afghan government. Among them was the Afghan Defense Minister Mullah Obaidullah, who was killed in Pakistani prisons because he was sick and did not receive medical assistance, and there was also humiliation and torture for everyone.
So the Taliban carry bitter memories of Pakistan.
Mullah Baradar, the current Deputy Prime Minister of Afghanistan, remained in Pakistani prisons for a long period. Ironically, he was only released from Pakistani prisons through American mediation because he had an “open-minded” mentality, and the Americans viewed his release as something that could facilitate negotiations for the American withdrawal from Afghanistan.”
The Position of the Ḥanābilah on al-Ḥajjāj ibn Yūsuf.
Sh Muṣṭafā Ḥamdū ʿUlayyān al-Ḥanbalī:
"Among the oppressive rulers was al-Ḥajjāj ibn Yūsuf al-T͟haqafī. ʾImām ʾAḥmad said, "al-Ḥajjāj ibn Yūsuf was an evil man". He also described him as "a killer of souls".
Muhammedin getirdiği din bu değil. Peygamber (s) hiçbir zaman benim soyumdan olanlara ceza verilmesin de aynı şeyi başkaları yapınca cezalandırılsın demedi. İbn Kemalin fetvasını çırpın duvar üzerine de belğamlı tükürün
Şunun 1/10-nu Ebu Hanife yapmış olsa hatta yapmamış olsa ama yaptığı iddia edilmiş olsaydı Buhari onu koşarak tekfir ederdi. Ama kendisi onlarca hadisi makaslıyor ve tahrif ediyor. Buharinin kendisinin adil bir ravi olduğundan şüpheliyim
tabi bu buhârî'nin ilk sansürü değil. mesela altta ali'nin abdestini anlattığı kısımda ali'nin yüzünü ve ellerini yıkadıktan sonra “başına ve ayaklarına zikretti [dhakara]” kapalı saçma bir fiil kullanır. tabi şimdi başlayacaklar bu fiil hadîs dilinde şöyledir böyledir diye
...
@el_Huzai İbn Abdilberr zatıyla iner sözünü, hareketi, intikali ve hulul el havadisi de inkar ediyor. Uluv ve kelamullahta eşarilerden ayrılan tefvid ehli itikadında ehli-hadisin selefinin yolu üzere
https://t.co/pjlUuBKiTf
Hanbeli mezhebinin mutemed görüşüne göre teberrük sadece Peygamberin eşyalarına has değil. Salihlerin eşyalarıyla da yapılabilir. Ahmed b. Hanbel, İmam Şafiinin gömleğiyle də teberrük etmiştir
Ahmed b. Hanbelin Peygamberin kılıyla teberrük etmesi;
Abdullah bin Ahmed şöyle anlatır: "Babamı (İmam Ahmed bin Hanbel'i), Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) saç tellerinden birini alıp onu ağzının üzerine koyarak öperken gördüm. Hatta onu gözlerinin üzerine koyduğuna +
dokunan kişi hakkında sormuş, o da: 'Bunda bir sakınca görmüyorum' demiştir. Allah bizleri ve sizleri, Haricilerin görüşlerinden ve bidatlerinden korusun!"
Kaynak: Zehebi, Siyeri Alemin Nübela
Ahmed b. Hanbelin Peygamberin kılıyla teberrük etmesi;
Abdullah bin Ahmed şöyle anlatır: "Babamı (İmam Ahmed bin Hanbel'i), Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) saç tellerinden birini alıp onu ağzının üzerine koyarak öperken gördüm. Hatta onu gözlerinin üzerine koyduğuna +
ellerine ve yüzüne sürerken gördüm."
(İmam ez-Zehebî der ki:) "Ahmed'i (bu hareketinden dolayı) kınayacak olan o inatçı nerededir? Sabit olmuştur ki; Abdullah, babasına Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) minberinin (sütun) başına ve Peygamber'in hücresine (kabrine) +