Gönüllü uyumu güçlendirerek kamu maliyesinde önemli bir dönüşüm sağlıyoruz.
Dijital uygulamalarla mükelleflerimizi önceden yükümlülükleri konusunda bilgilendiriyor ve denetim öncesinde düzeltme imkânı sunuyoruz. Gönüllü uyum için süreçleri kolaylaştırıyoruz.
The most fucked up thing about all this is the fact that some European “elites” are deciding on behalf of Turkish people and culture about what can be racist & offensive within the scope of the Turkish culture.
In a way, this is a great example of orientalism.
Bulgaristan Türkleri 1984-1989 yılları arasında Bulgaristan'da uygulanan asimilasyon politikasını takiben zorunlu göçe maruz bırakıldı.
#TarihteBugün#1989ZorunluGöç
Öğretmen ve eğitimci olsaydınız okuma yazma bilmeyen, 4 işlem yapamayan binlerce öğrencinin liselerde düzeni nasıl bozduğunu, terör estirdiklerini görür, arkadaşlarının eğitim hakkını nasıl engellediklerine şahit olur, liseler zorunlu olsun dayatmasında bulunmazdınız.
Fransa, sığınmacı ve mültecileri asla istemiyor. Göçmenleri de seçerek alıyor. Bakın Fransa'da dün yaşananlara. Halk korkudan sokağa çıkamıyor.
Benim özgürce yaşamak istediğim bir yere benim (halk) onayım olmadan hükumet kararı ile kimse alınamaz. Düşünün kendi ülkende bile 2 farklı gelir grubu & kültürden gelen karı-koca bile anlaşamayıp boşanırken, ben niye bu insanları arama alıp da onların asimilasyonu için uğraşayım.
Almanya'ya 70'lerde giden Türkler asla ve katta ayaklanmadılar, olay çıkarmadılar, suça karışmadılar, toplumu tahrik etmediler. Kendi semtlerinde kümelendiler. Belki Almanca öğrenemediler ama o cana yakın duruşlarıyla ve vücut dilleriyle anlaştılar. Şimdi onların 2. ve 3. nesli başarılı iş insanı oldular.
Dediğim şu ki, "Suriye'de savaş var" konusu artık kapanmalı. Esad/Esed ile acilen biraraya gelip anlaşılmalı, Suriyeliler geriye gönderilmeli.
"Efendim biz Çoban bulamıyoruz ama" diyen gitsin kendisi çobanlık yapsın. Veya hayvancılığı, tarımı bıraksın. Böyle saçma bahane ve düşüncelerle bu ülke kalkınamaz.
Almanya doktor alıyor, biz hâlâ çoban alma derdindeyiz.
Bu ülkede herhalde dibi görmeden aklımız başımıza gelmeyecek.
İthalat düşüyor ama Asgari Ücret (TL olarak düşük olmasına rağmen) döviz bazında yüksek kaldı. Nedeni ise dövizin kontrol altında tutulması. Bırakın şu dövizin yakasını. İhracatçı da rahatlasın.
Külliye'deki Kraldan çok Kralcılar, size sesleniyorum: Mehmet Şimşek gibi bir Bakan bulmuşsunuz. Bırakın adamı, rahat çalışsın. Hükümet değişir, Külliye'nin topu gider ama böyle değerli insanlar gitmemeli. Gönülden destekliyorum Mehmet Şimşek'i.
Ümit Özdağ kurumsal değil. Ekip bence yönetemez (O ancak önde olursa ve ekibini başkasına yönettirirse başarılı olur). Tek başına hareket ediyor ama tek söylem üzerinde hareket ederek bu ülkenin sorununu ortaya koyuyor. Gençler ve vatanseverler o yüzden ona oy veriyor.
Sevgili @fatihaltayli bana geçen günkü tweet'imden dolayı gönül koydu, whatsapp mesajı attı. Ben 22 yıl önceyi sorgulama derdinde değilim. Ama o zaman onun haberi beni çok zora soktu. Ben de paylaştım. Kendisi asla kalemşör olmadı. Belki istediklerini yazamadı, söyleyemedi. Bu da onun suçu değildi. Neyse, şu an kendisi bu ülkenin en önemli ve güvenilir sesi haline geldi. Biz bugüne bakalım. Ne diyor kendisi: "Bu ülkede her sorun anında hallolur. Ama mülteci sorunu bu ülkenin çözülmesi neredeyse imkansız hale gelen en büyük sorunudur".
Seçmenin bundan sonraki seçimde "Geçim sıkıntısı" yanında "Mülteciler sorunu" en önemli karar noktası olacak.
Dönemin Karabük Üniversitesi Rektörü Refik Polat bir üniversitenin nasıl ticarethaneye dönüştürüldüğünü şöyle anlatmıştı:
"Üniversite olarak para nasıl kazanılır öğrendim. Devletin bana verdiği yatırım bütçesine yakın para kazanıyorum. Uluslararası öğrenciler, yaz okulu..."
Türk'e "Türkiyeli", Türk edebiyatına "Türkçe edebiyat", Güneydoğu Anadolu'ya "Kürt illeri", Tunceli'ye "Dersim", Kürt milliyetçiliğine "Kürt Hareketi", HDP'ye "Kürtler" diyerek bizim zihnimizi sahte terminolojileriyle siyasi ajandalarına uygun şekilde dizayn etmeye çalışıyorlar.
Sigorta sisteminde değişiklik yapılmalı. Herkesten eşit miktarda para kesintisi yapılıyor ama 3 yaşındaki 1 çocuğun toplamda bu yaşına kadar tam 295 adet hastane başvurusu mevcut(özel bir hastalığı yok, sağlıklı bir çocuk); 40 yaşındaki adamın bu yaşına kadar toplasan 20-30 başvurusu ya var ya yok. Şimdi sistem bu 2 kişiden eşit sigorta kesintisi yapıyor, ADİL DEĞİL.
Adam hastaneye gelip vergimle maaş muhabbeti yapıyor, bakıyorsan 10 bin kere başvurmuş. Her başvurusunda 5 tl kesinti yapsan çoktan ödediğinin kat kat fazlası hizmet almış zaten.
Sırf bedava diye geçerken acile uğrayanların olduğu ülkede ilaç israfı, vakit israfı, devleti zarara uğratma gırla...
Hocam vitaminlerime bir baksak, ne zamandır baktırmadım diye Acile canı sıkılıp gelen insanlar var. Böyle bir sistem nasıl dönebilir? Sosyal devlet ihtiyacınız olduğunda devreye girer, keyfiniz istediğinde değil.
Gerçekten tedaviye ihtiyacı olan kanser hastalarına ayrılması gereken bütçe(vergimle maaş alıyorsunuz dediğiniz kısım); o kadar vergi ödedim, dur hastane hakkımı kullanayım diye diye kuş yemi kadar kalıyor. İhtiyacı olan insanlar kampanyalar düzenliyor ilaç alabilmek için farkında mısınız? Herkes gerektiğinden fazla hastane başvurmasa, onlara ayrılan bütçe ile belki ihtiyacı olan 1000 çocuk sağlığına kavuşacak. Ama biz bütçeyi burnu akan adama, "hocam ben serumsuz iyileşemiyorum" diyen hastaya ayırıyoruz.
Benim sağlığım yerinde, serum yazmak da benim için 30 saniyelik iş ama işin bu boyutunu bilip öyle talepte bulunun. Ülkemiz bu kadar israfı kaldırabilecek kadar zengin değil. İhtiyacı olan insanlara ayrılması gereken bütçe sizin burun akıntınıza ayrılıyor, bunu hastaneye başvurmadan önce düşünseniz; kolay kolay hastaneye uğramazsınız, yani umarım (!)
Makedonya'da yaşayan Türklerin değerlerini korumak için mücadele eden Yücel Teşkilatı üyeleri 27 Şubat 1948'de şehit edildi. Ruhları şad olsun.
#TarihteBug��n
#YücelTeşkilatı
Çin gibi büyük ve istediğini yapan, hele şimdi yeni bulunan gaz ve maden kaynaklarının dolu olduğu, adeta Mendeleyev cetvelinin bütün elemanlarının bulunduğu Sincan (Doğu Türkistan) gibi eyaletlerde Uygurlara büyük baskı var. Bilgiler ve belgeseller korkunç. Geniş kitleler kamplara toplanıyor, işkence ve beyin yıkama metotları uygulanıyor.
https://t.co/RoqGHtAA4d