Günlük hayatta, dost meclislerinde ya da iş ortamında o kadar kolay cümle kuruyoruz ki... Çoğu zaman "Bir yerde duydum", "Şöyle söylüyorlar" diyerek lafa başlıyoruz.
İşte tam bu noktada Efendimiz’in (s.a.v.) şu sarsıcı uyarısı karşımıza çıkıyor:
"Her duyduğunu söylemesi, kişiye yalan olarak yeter." (Müslim)
Bu nebevi ölçü, sadece bir ahlak kuralı değil; insan onurunu ve toplum huzurunu koruyan muazzam bir kalkandır. Kulaktan dolma bilgilerle insanları yargılamak, doğruluğundan emin olmadığımız meselelerde hemen hüküm vermek, bizi farkında olmadan yalanın tam ortasına bırakıyor.
Güncel hayattaki bu zaafımız, cebimizdeki akıllı telefonlarla birleştiğinde ise bir felakete dönüşüyor. Günlük hayatta üç-beş kişiye aktararak girdiğimiz o vebal, sosyal medyada tek bir tıkla (RT/Paylaşım) anında binlerce, on binlerce kişiye ulaşıyor.
Nefis ve şeytan, bizi "beğenilme", "gündemde kalma" veya "ilk duyuran olma" hırsıyla yakalıyor. "Ben sadece gördüğümü paylaştım" diyerek sıyrılamayız. Günlük hayatta dilimize yön veremediğimizde, dijital dünyada klavyemiz kontrolden çıkıyor.
Müslüman, bilginin hammallığını değil, hakikatin muhafızlığını yapandır. Günlük hayatımızda da, sosyal medya hesaplarımızda da ölçümüz nettir:
UNUTMAYALIM, beğendiklerimiz de paylaştıklarımız da amel defterine kaydediliyor.
Rabbim bizleri sözün ve amelin vebalinden korusun.
@Ozzzy6106@Akparti@akparti_kocaeli Yrp dende Saadetten de nefret ederim
Profilim bak bakalım son 10 yıla varmı tek fav Rt.
İşte tam da senin gibi ötekeleştiren hatta elinde iman defteri tuttuğunu zanneden kriptolar Ak partiyi bitirdi.
Size göre Ak partiye kızıp oy vermeyen herkes kafir öylemi
Zavallı adam🥵
Yorumlara kapatmasaydın iyiydi.
Yazılacak yorumları okuyup ikna olmaktan mı korkutunuz.
Celladına Aşıkların sonu gibi olucak Ak parti.
Sokaklardan bi haberiniz.
Aynı Ak partili vekiller İl başkanları gibi
@Akparti@akparti_kocaeli
Şimdi de Erdoğan'ın başka partilerden kabul ettiği vekilleri ve belediye başkanlarını istemezükçüler çıktı.
Ya arkadaşlar samimi soruyorum, siz neyin peşindesiniz!?
Davanın lideri Erdoğan'd��r ve onun kabul ettiği transferi kabul etmiyorum diyen Erdoğan'a inanmamış demektir!
@ErkanYaziciTR@Akparti@akparti_kocaeli CHP den nefret ederim. Başka parti yokmu ülkede.
Sen de bu kafayla devam et.
Kafanı kuma göm
Devekuşu ol.
3 maymun ol.
Reisin etrafını oyan sizin gibi zihniyetler zaten.
Veyl olsun sana.
Ak Parti, aile baskısı kalkınca "tesettürden çıkıyorum artık" deyip, başörtüsünü çıkaran ergen kızlar gibi davranıyor.
Muhalefet olmadığını görünce, her şekle girerim, bana bir şey olmaz diyor. "Seçmen kime oy verecek ki zaten, eli mahkum" diye düşünüyor.
Akıllanmamışlar...!!!
Bir Teslimiyet Sınavı:
Evlatla İmtihan Neden Bu Kadar Ağır Gelir?
İnsan psikolojisi, emek verdiği ve büyüttüğü her şeyi kendi "eseri" olarak görme eğilimindedir. Evlat yetiştirirken de farkında olmadan bu zihinsel tuzağa düşeriz. Onu eğitip şekillendirdikçe zihnimiz bize tehlikeli bir oyun oynar: "Süreç benim kontrolümdeyse, sonuç da benim olmalı." Bu psikolojik yanılgı, insanı adeta sonuçların mutlak hakimi olmaya zorlar.
Ruhsal yorgunluğun başladığı yer tam olarak burasıdır.
Psikolojide, anne-babanın çocuğu bağımsız bir birey değil de kendi benliğinin bir uzantısı olarak görmesine "narsisistik uzantı" denir. Çocuk bizim doğrularımızla yaşasın, bizim vizyonumuzu gerçekleştirsin isteriz. Oysa karşımızda şekil verilecek cansız bir hamur değil; kendi iradesi ve kendi kader programı olan bağımsız bir kul vardır.
İmtihanın canı en çok yakan kısmı, kulun sınırlarını unutarak kendini mutlak söz sahibi sanmasıdır. Çocuk yetiştirmek matematiksel bir formül değildir.
Rabbimiz Enfal Suresi 28. ayette kalbimizi şu evrensel gerçekle sarsar: "Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah katındadır."
Ayette geçen imtihan (fitne) kavramı, altını posasından ayırmak için yüksek ateşte eritmek anlamına gelir.
Yani evlat; içimizdeki kibri, sabrı ve en önemlisi o gizli sahiplik duygusunu eritip saflaştıran ilahi bir aynadır. O bir mülk değil, muazzam bir emanettir.
Bu gerçeğin en somut laboratuvarı kendi evlerimizdir. Aynı anne-babanın elinde, aynı eğitimle büyüyen kardeşlerin bile nasıl taban tabana zıt karakterlere büründüğünü hepimiz görürüz. Bu bize apaçık bir sünnetullah gerçeğini gösterir: İnsan esbaba (sebeplere) sarılmakla mükelleftir ama hüküm yalnızca Allah’ındır.
Tarih, Hz. Nuh’un oğlu Kenan’dan Hz. Yakup’un evlatlarına kadar bu hakikatin büyük nişaneleriyle doludur.
İnsanın nefis olarak en çok hırpalandığı yer, çabaladığı halde sonucun kendi istediği şablona uymamasıdır. Tam o ruhsal sıkışma anında kalbe şu şifayı üflemek gerekir: Sen sonuçtan değil, sadece gayretten sorumlusun.
Bazen Allah uslu bir evlat verir, şükrünü sınar; bazen de zor bir evlat verir, sabrını ve rızanı sınar. Çünkü insan, her zaman en yoğun sevgi beslediği yerden sınanır.
Kul olarak vazifemiz, bir bahçıvan gibi tohumu ekmek, suyunu vermek ve gerisini sahibine bırakmaktır. Çaba kuldan, netice yüce Allah'tandır.
Bu psikolojik ve dini eşiği aşıp "Ben sadece bir emanetçiyim" diyebildiğinde insanın kalbi genişler. Teslimiyet başladığında, o omuzları çökerten ağır yük de yerini derin bir hafifliğe bırakır.
Dijital çağda insan ahlakının en çetin imtihanı ekrandaki parmak uçlarında, fısıltıyla yayılan dedikodularda veriliyor. Çünkü kurgu üreten her nefis, kendi manevi iflasını ilan eder.
Gizli hesapların arkasına saklanıp hile düşünenler, Fussilet Suresi 21-22. ayetlerin sarsıcı hakikatiyle irkilmeli.
O gün ağızlar mühürlenir, eller ayaklar, gözler, kulaklar ve dahi deriler şahitlik eder.
Yüce Mevla Fussilet Suresi 21. Ayette,
"Derilerine, ‘Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?’ diye sorarlar. ‘Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu’ derler. İlk önce sizi O yarattı, şimdi de yine O’na döndürülüyorsunuz."
22. Ayette de,
"Oysa siz, vaktiyle günahlara dalarken kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin bir gün aleyhinizde şahitlik yapacağından çekinmiyordunuz. " buyurmaktadır.
Mümin, ekrandaki her kelimenin ve İslam'a uygun olmayan bir gönderiyi paylaşmanın, beğenmenin (like) dahi o kötülüğe ortaklık ve vebal olacağını bilen basiret sahibidir.
Kalabalıkların uğultusuna kapılmadan vakar korunmalı, sadece hayır konuşulup selamet tercih edilmeli.
Parmaklar ekranları kaydırırken neye dokunduğuna dikkat etmeli. Yarın tenler mutlak hakikati haykıracaktır.