Açıksözlülük ve acı sözlülük aynı şey değildir. Birinde içtenlik, üslupta özen ve karşıdakine anlamlı bir katkı sunma niyeti, diğerinde sinsi bir incitme arzusu, haset ve güç gösterisi kastı vardır. Ve üslup kimliktir. Niyet de dönüp dolaşıp dilimize, ayağımıza dolanandır. Kelimelerin gücü ve büyüsü adına...
İncinebilir olmak esnekliktir ve gücün kendisidir. Katı bir yapı, esnek bir yapıdan çok daha kolay kırılır. İncinmek; esnemek, bükülmek ve öz şeklinize her an dönme gücüne sahip olmaktır.
Hiç kimse kusursuz değildir.
Aslolan;
Dürüst, şeffaf, tutarlı, saygılı, âdil, sorumlu ve merhametli olabilmektir.
Karakter kusursuzluk değil,
etik değerler meselesidir.
İnsan..
• ne kadar saçma savaşlarda kendini yorduğunu
• hiç değmeyecek insanlara ne kadar büyük anlamlar yüklediğini
• gereksiz korku ve kaygılarla kendini nasıl yıprattığını
• kendi seçimleri sandıklarının savrulduğu rüzgarlar olduğunu
..anladığında büyümeye başlıyor.
1966–1974, 1976–1980 ve 1983–1984 yılları arasında kulübümüzde başkanlık yapan; görev süresi boyunca önemli başarılara imza atan efsane başkanlarımızdan Faruk Ilgaz’ı, vefatının 12. yılında saygı ve rahmetle anıyoruz.
Modern dünya bize büyük bir kazık attı,”Kendini bulacaksın" vaadiyle yola çıktık, birbirimizi tamamen kaybettik.
Bugün bencilliğin adı “farkındalık”duyarsızlığın adı “sınır koymak”empati kurmanın adı ise “enerji emicilik”oldu. Bencilliği spiritüel sosla ambalajlayıp piyasaya sürdüler.
Byung-Chul Han’ın dediği gibi,ötekinin yok olduğu, her şeyin “ben”merkezine indirgendiği bu narsisizm bizi kitlesel bir depresyona sürüklüyor. Schopenhauer’ın kirpileri gibiyiz,canımız sıkılmasın, konforumuz bozulmasın diye odalarımızda tek başımıza donmayı seçiyoruz.
Sonuç? Sıfır sorumluluk, mutlak benmerkezcilik ve neyle dolduracağımızı bilemediğimiz o devasa anlamsızlık hissi. Kapitalizmin en arsız icadına dönüştük.Maneviyat tüketen narsistler.
Ne kitapsız ne kedisiz!
Kurduğu dil evreni ve metinleriyle Türk edebiyatının yolunu aydınlatmış, usta yazar Bilge Karasu'yu aramızdan ayrılışının 31. yılında saygıyla anıyoruz.
"aynı sen, farklı insanların hikayelerinde iyi, kötü, sevilen, nefret edilen, özlenen veya istenmeyen olacaksın.
çünkü her insandaki yansımamız farklıdır.
nasıl yansıyacağımız, biraz da koşullara ve aynanın kim olduğuna bağlıdır.”
Türk tiyatrosunun ve sinemasının usta isimlerinden, değerli sanatçı Zihni Göktay’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Sanat yaşamı boyunca bıraktığı unutulmaz eserlerle hafızalarda yer edinen Zihni Göktay’a Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm sanat camiasına başsağlığı diliyoruz.
Herkesle derin bağ kuramayız.
Bazen yaşadığımız hayal kırıklığının nedeni, yanlış insanlardan doğru ilişkiyi beklemektir. Duygusal olarak ulaşılabilir olmayan, empati kurmayan ya da ilişkiye aynı özeni göstermeyen kişilerle karşılıklı ve sağlıklı bir bağ kurmaya çalışmak bizi yıpratır.
Ruh sağlığını korumanın önemli adımlarından biri de, kiminle bağ kurduğunu fark edebilmektir.
15 yıl önce bizi bir kumpasla yıkabileceklerini sandılar.
Ama biz…
Meydanlarda,
Adliye önlerinde,
Tribünlerde,
Tek ses, tek yürek olduk.
Ve hep birlikte haykırdık:
#FenerbahçeYıkılmaz 💛💙