I give my students exercises in being more bored.
I assign them to work out without headphones and without devices. I tell them to get on a train, put their hands in their lap, turn off their iPhone, and look out the window.
There’s a reason you have some of your best ideas in the shower: your phone isn’t in there. Your mind has a chance to wander.
The problem is that we’ve become very good at distracting ourselves from that state.
You’re sitting at a red light and it’s going on too long, so you pull out your phone. You’re in a supermarket checkout line and it’s moving slowly, so you pull out your phone. Even picking up a book can become another way of filling the space.
At some point, all of that input starts distracting us from the hard work of thinking about ideas.
Don’t always distract yourself.
You need more white space in your life. You need a flight where you sit and think and pray and let your mind wander. You need moments when nothing else is coming in.
That kind of space is really important cognitively, especially if you want to understand the bigger questions and the meaning of your life.
I resigned from Anthropic today. I spent the last three years doing pretraining research at both OpenAI and Anthropic. Neither company is acting responsibly. They are racing straight to self-improving superintelligence and gambling with our lives. More thoughts below.
Türkiye’de bir üniversitenin eğitim fakültesi dergisi “yalnızca bir veri toplama aracı yoluyla yürütülen basit nitel… çalışmalar”ı kabul etmiyormuş. Duydum ama inanmamıştım. Bir veri toplama aracı kullanıldı diye NİTEL niye basit oluyor acaba? 🤔
@mahidul176741@Lovandfear Staying is taking responsibility. It is not everyone’s job. And sometimes leaving is courage. It is not easy either. As you have said, we are human, and all is ok, all is us.
THY'nin ilk kadın pilotu Emel Arman, 31 yıllık gökyüzü kariyerine nokta koydu
Türk Hava Yolları’nın (THY) ilk kadın pilotu ve ilk kadın kaptan pilotu olan Emel Arman, yaklaşık 31 yıllık uçuş kariyerinin ardından emekli oldu. Son uçuşunu yapan Arman, bugün THY Ekip Terminali’nde çiçeklerle karşılandı.
Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Pilotaj Bölümü’nü birincilikle bitiren Arman, 1995 yılında Türk Hava Yolları’na girdi.
İkinci pilot olarak başladığı kariyerinde 1997 yılında Airbus A340 ile Atlas Okyanusu’nu aşarak New York’a uçtu ve “okyanusu aşan ilk Türk kadın pilot” unvanını aldı.
İlklere imza attı
Kariyeri boyunca Airbus A340, A330 ve A350 gibi geniş gövdeli uçaklarda kaptanlık yaptı. THY’nin ilk kadın uçuş öğretmen kaptan pilotlarından biri olan Arman, birçok genç pilotun yetişmesine katkıda bulundu.
2016 yılında kaptan pilot Ferihan Işık ile birlikte Chicago-İstanbul seferinde kokpitte yer alarak şirketin ilk iki kadın kaptanlı uzun menzilli uçuşunu gerçekleştirdi. Daha önce de tüm uçuş ekibinin kadınlardan oluştuğu tarihi bir Trabzon seferine imza atmıştı.
Pilot olmaya 5 yaşında karar verdi
Çocukluğu Almanya’da geçen Arman, 5 yaşında ilk uçak yolculuğunu yaptığında uçaklara hayran kalmıştı. Annesine “Pilot olmak istiyorum” dediğinde “Kızlar pilot olmaz” cevabını almış, ancak hayalinden vazgeçmemişti.
THY sınavına çağrılmadığı halde kendi inisiyatifiyle sınava girip yüksek puan alarak şirkete kabul edildi. Arman’ın hikâyesi, 2024 yılında THY’nin “İz Bırakanlar” belgesel serisinde de yer almıştı.
Tam 29 yıl önce dün sabah, 1995 yılı 17 Mayıs'ında dünyanın en yüksek dağı 8850 metrelik Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk Türk dağcı ve dünyadaki ilk Müslüman dağcı oldum.
Zirvede 20 dakika boyunca tek başınaydım ve zirve videomu yanımda getirdiğim küçük bir tripodla kendim çektim.
Everest Dağı'nın zirvesinde bu kadar süre tek başına olmanın, benim için olağanüstü bir ayrıcalık ve bugünün Everest tırmanıcılarının hayal bile edemeyeceği bir deneyim olduğunu, 2010 yılı 23 Mayıs'ında bu kez Tibet yani Kuzey rotası değil Nepal yani Güney rotasından gerçekleştirdiğim, yaklaşık 40 dağcıyla birlikte zirvede olduğumuz 2. Everest zirvemle çok daha iyi kavradım.
O unutulmaz tek başına deneyimimi şöyle anlatmıştım kitabımda;
''Dağlarda hep yaptığım gibi, zirvedeki o 20 dakika boyunca kendimi dışarıdan izledim ve 27 yaşındaki bu yalnız genç adamın o anki duygularını bir başkasının gözleriyle görmeye çalıştım.
Dünyadaki her şeyden büyük bu kütlenin zirvesinde, kumsalda bir kum tanesi kadar küçük bu bedenin ne kadar değersiz ve önemsiz olduğunu ve iç disipliniyle, kararhılığıyla, tutkusuyla, kendisini sınırlarına kadar zorlayan ve hayallerinin ötesine geçen bu insancığın ne kadar değerli olduğunu gördüm.
Yaşamımda sorun ettiğim pek çok şeyin ne kadar anlamsız ve boş olduğunu, her şeyin ben olduğumu ve benim hiçbir șey olmadığımı, burasının son değil daha başlangıç olduğunu, yaşamanın çok ama çok güzel olduğunu ve dünyanın güzelliklerle dolu olduğunu öğrendim.
Ve bu genç adamın, Dünyanın Ana Tanrıçası'nın zirvesinde, tüm yalınlığı, çıplaklığı ve kırılganlığıyla, gözyaşlarını gizleme ihtiyacı duymadan kendini bıraktığını gördüm ve öğrendim ki İnsan bir Tanrıça'nın önünde yalnızca ağlayabilirmiş.
Yalnızca 20 dakika için bile olsa bu beden bu süre içinde dünyadaki herkesten ve her şeyden daha yüksekteydi, bu çok güzel bir duygu, bunu kıyaslayabilecegim başka bir tecrübe hiç yaşamadım. Itade edemiyor, yalnızca tadını çıkartabiliyorum...''