Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 3 Kasım'da Türkiye’nin yaptığı itirazı reddederek FETÖ yargılamaları bağlamında Demirhan ve diğerleri/Türkiye kararını da kesinleştirdi.
Demirhan vd. kararı, Yalçınkaya kararında tespit edilen sistematik hak ihlallerinin açık bir teyidi niteliğindedir. 239 kişi hakkında verilen kararda AİHM, adil yargılanma hakkının ve kanunsuz ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Mahkeme, özellikle FETÖ yargılamalarında kullanılan yorum yöntemlerinin ve her dosya özelinde değerlendirme yapmadan yapılan genellemelerin ceza hukukunun temel ilkesi olan kanunilik ölçütüyle bağdaşmadığını açık biçimde belirtmiştir.
AİHM'e göre, ByLock kullanımı tek başına silahlı örgüt üyeliği için yeterli delil sayılamaz. Her cemaat mensubu ya da her ByLock kullanan kişinin doğrudan terörist sayılması, hukuk devleti ilkesi bakımından aşırı ve temelsiz bir yaklaşımdır. Böylesine ağır bir mahkumiyet için ek, somut ve güçlü delillerin bulunması zorunludur.
ByLock içeriklerine erişilmeden, içeriklerin suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden, mesajların muhatapları belirlenmeden ve dosyadaki diğer deliller incelenmeden verilen mahkumiyetler, usul güvencelerinden yoksun kararlardır.
Türkiye açısından bu kararın gereklerini yerine getirmek, uluslararası bir yükümlülük olduğu kadar Anayasa’nın 90. maddesi gereğince iç hukuk açısından da gereklidir.
Dolayısıyla, bu ihlalin ve benzer sistematik ihlallerin giderilmesi için iktidarın genel nitelikte tedbirler alması, benzer durumda olan binlerce dosyada yeniden yargılama ve beraat yolunun açılması hukuki bir zorunluluktur.
Temennim ve beklentim odur ki, Sayın Cumhurbaşkanı bu hususta da yargı kararlarına uyma taahhüdünü vurgular; iktidar sorumluluğu taşıyan herkes, Sayın Bahçeli ve MHP’nin hukukçu kurmayları dahil, bu meseleyi gündemlerine alırlar.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel yargı mensubuyla ilgili sözleri araştırılmalıdır. Doğru ise vay yargının haline.Özgür Özel 17-25 Aralıktan da, ayakkabı kutularından da bahsettiğine göre, onları yakalayanlar cezaevlerinde 10 yıldır. Onları ziyaret ederek konuları onlardan dinlese. Rejim korkusu mu var acaba? Yiğitlik mahallesiz ayrımcılık yapmamaktır. Hakikat önemli.🇹🇷
İki çocuğunu öldürmekten müebbet hapse hükümlü,
16 yıl infaz sonrası sokakta geziyor ve yeni suçlar işliyor.
Benzerleri ve vukuatları saymakla bitmez.
Karıncayı incitmemiş nice insan, kanunun suç saymadığı eylemler yüzünden, 8-10 yıldır hapislerde yatıyor.
Bu nasıl bir hukuk?
Üzerinden 8 buçuk yıl geçmesine rağmen, KHK’lılara yönelik ayrımcılık ve ötekileştirme ne yazık ki hala devam ediyor.
KHK'lıların servis şoförlüğü yapmasına dahi izin verilmemesi ne vicdana ne de hukuka sığar.
On binlerce insan, alenen sosyal ölüme mahkum edilmiş durumda. Bu büyük adaletsizlik sona ermeden, ülkemizin gerçek bir hukuk devleti olması mümkün değildir.
Artık bu acılarla yüzleşmenin ve KHK dramına son vermenin zamanı…