Görevden alınan Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli:
"Pedallamaya devam. Ben yelken, kürek sporcusuyum. Bisiklet sporcusuyum.
Üzerimdeki kıyafet spor kıyafetidir. Sporu spor kıyafetiyle yapıyorum. Karar büyüklerimizin takdiridir." (Cumhuriyet)
Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'na füze
"Hulusi Akar'a 'Sana silah arkadaşların hakkını helal etmeden öldü' deyince bana dava açmıştı
Akar'ın silah arkadaşı 254 komutan lehime tanıklık yapmak için mahkemeye başvurmuştu
Yol arkadaşların sana da haklarını helal etmiyor Kemal Bey"
Ankara’da yaşanan trafik kazası sonrası, iki sürücünün medeni insanlar gibi olayı tatlıya bağladığını söyleyen vatandaş, o anları kaydetti:
“Kimse kimseye bağırmadı, diğer adam araçtan çıkarıp su verdi hatta.”
Akşamdan beri şaşkınlığımı üzerimden atamıyorum.
"Masraflarımı bir iş insanı karşılıyor, ismini açıklayamam" ne demek abi?
Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir ayıp.
Normal bir ülkede bunu söyleyen bir siyasetçinin siyasi hayatı o dakikada biter.
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nu ilk kez doğrudan hedef aldı:
"Sayın Kılıçdaroğlu... Size bu kürsüden... Bu kürsüde siz görev yaptınız, konuştunuz, ben orada oturdum. Alay ediyorlar benimle, 'Aday oldunuz, ben burada gözyaşı döktüm...'
Bu kürsüden... Ama bu kürsünün ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Son sahibi ne benim ne sensin.
Mademki partilisin, mademki bölünmek istemezsin, mademki 'Bölünme olursa AK Parti'ye yarayacak' diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun... Buradan açıkça söylüyorum
İkimiz tüm üyelerle Genel Başkanlık yarışına girelim; kaybeden CHP'yi salsın, CHP'yi salsın!
Kaybeden siyaseti bıraksın!"
Bir sarıldık, bin olduk.
Bir adım attık, sel olduk…
100 yaşındaki Müzeyyen annemizin desteğini, Fuat abimizin emanetini alıp yola koyulduk.
İktidara varana kadar durmaya niyetimiz yok.
Duruşmada bulunan herkes şahittir ki Sn. Ekrem İmamoğlu “susma hakkını” kullanmadı !
Tam tersine, DEFALARCA;
“HAYIR! Susma hakkımı kullanmıyorum!” dedi.
16 milyonluk İstanbul’un 3 kez seçilmiş Başkanının istediği tek şey: Kutsal söz hakkını, cevap hakkını, kullanmak için yeterli, makul, süreydi!
Ben Ekrem İmamoğlu
Evime 2000 polisle baskın yapıp haksız tutukladınız
4000 sayfa iddianamede 143 suç yüklediniz
Bana, aileme ve arkadaşlarıma psikolojik işkenceler, haksızlıklar yaptınız
Savunma hakkımı elimden aldınız
Ama diz çöktüremediniz ya bu da SİZE DERT OLSUN...
Hakim ısrarcı, 9 Temmuz’da bitireceğim diyor. İster savunma yapın isterseniz susma hakkınızı kullanırsınız diyor.
Savunma alacağım ama en fazla 6 saat alırım diyor özetle bu “mahkeme”.
Gerçekten müthiş adil bir yargılama!!
Özgür Özel: "Allah şahittir ki, basın şahittir ki mahkeme başkanı Ekrem İmamoğlu'na savunma yaptırmamak için, ona mümkün olduğu kadar az söz vermek için elinden ne geliyorsa onu yaptı.
'Ekrem Bey zaten savunma sıranız gelince bunlara istediğiniz kadar geniş geniş uzun uzun yanıt vereceksiniz, şimdi bu konuşulan bir kişi ve onun bu eylemi hakkında söz alıp açıklama yapmanıza gerek yok, sıranız gelince nasılsa bu eylemlerin her birisine yanıt vereceksiniz' dedi, duydunuz, şahitsiniz, Allah şahittir."
📍Bugün İBB Davası’nda 15,5 milyon insanın oyuyla Cumhurbaşkanı adayı seçilen Ekrem İmamoğlu, ciddi bir hukuksuzluğa maruz kaldı. Sizler için özetliyorum. NATO Ankara Zirvesi’nden dolayı araya kaynamasın:
— Hakim, Ekrem İmamoğlu’ndan savunmasına başlayıp kısa bir süre içerisinde (yarın) bitirmesini istedi.
— İmamoğlu da “aylarca bekledim, 2000 küsür yıl cezayla yargılanıyorum, neden savunmamı kısıtlıyorsunuz” dedi.
— Hakim ısrar etti, Ekrem İmamoğlu da savunmasını 1 günde bitiremeyeceğini söyledi.
— Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, “o zaman susma hakkımı kullanıyorum yazacağım, çıkın dışarı” diyerek İmamoğlu’nu salondan çıkarttı.
Bakın bir Ceza Avukatı olarak söyleyeyim: Bu savunma hakkına açıkça bir müdahaledir. 1 hafta da savunma yapsa siz sanığı bölemezsiniz.
Özellikle böylesi büyük bir davada kimseden apar topar savunma yapmasını bekleyemezsiniz. İmamoğlu’nun kısılan sesini herkese duyuralım!
AB Türkiye Raportörü Sánchez Amor, Silivri’de:
"Aynı kişinin 3 ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değil.
İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değil."