🔴HÜDA PAR Erbil Temsilcisi Abdussamed Yalçın'dan, Kürtlere hakaret eden Sebahat'e:
"Bu kadın demek istiyor ki sapık olmayan ve Kürtlere silah doğrultmayan Kürt, devletin ajanıdır.
15 bin Kürt gencini infaz ettiler. Çukurlarda 8 bin Kürt gencini devletin eli ile katlettiler."
Bu kişinin cidden akıl sağlığında da bir problem var. Kendisi Türkçe yazıyor. İtirazlara karşı "neden Zazaca yazmıyorlar?"diyor. Hera weline, to qena Tirkade biya puç.
Bu gençlere diyelim ki "faşistsiniz, Alevi değil". Alevi ismini kullanmanız sizi Alevi yapmıyor. Irkçılıkla yol aldığınız için size "düşkün" deniliyor.
@Jasminenewjo Sen alevimisinki seni temsil etsinler sen alevi değilsin sen aponun müridlerinden olan trolsün. Sen hadi başka kapıya alevi maskesi takarak sözde alevileri provakasyona getirecek .Sen idrisi bitlisi artığısın
Bir de utanmadan "Zaza" ve "Kürt" olarak ayrım yapmışlar. Bir taraftan "Kürt Alevi" yoktur diyerek kimliksizleştirme var. Bu tutmazsa yanına "Zazalar Kürt değil" siyasetini izliyorlar. Temel hedef Kürtlük. O kimliği parçalamak için her şeyi deniyorlar. Tutmaz, diyeyim de.
Aleviliğin Tarihsel Coğrafyası ve Değişimi
“Alevi Topluluklarının İlk Yurdu” başlıklı bu harita, Hamza Aksüt’ün araştırmalarından hareketle Alevi ocak ve topluluklarının 13. yüzyıldaki muhtemel yerleşim alanlarını Halep, Antep, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Musul, Kerkük, Urmiye ve Tebriz hattında göstermektedir.
13. yüzyıl, bugünkü Aleviliğin bütün kurumlarıyla tamamlandığı dönemden ziyade, Aleviliği meydana getiren inançların, derviş çevrelerinin ve toplumsal yapıların oluşmaya başladığı tarihsel bir süreç olarak değerlendirilmelidir. Babaî hareketi, Vefâîlik, Kalenderî ve Abdal çevreleri, Türkmen dervişliği ve Hacı Bektaş Veli geleneği bu oluşum sürecinin önemli unsurlarıdır. Alevi-Kızılbaş kimliği ile ocak-talip örgütlenmesi ise sonraki yüzyıllarda, özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda daha belirgin hâle gelmiştir.
Tarihsel harita günümüzdeki Alevi yerleşimleriyle karşılaştırıldığında çok çarpıcı bir değişim görülmektedir. Alevi toplulukları zamanla İç, Batı ve kıyı Anadolu’ya kadar yayılırken, haritada Aleviliğin ilk oluşum ve yerleşim coğrafyası olarak gösterilen bölgelerin önemli bir kısmında bugün Alevi varlığı ya tamamen ortadan kalkmış ya da son derece sınırlı hâle gelmiştir. Halep, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Musul ve Kerkük gibi geçmişte çok sayıda ocak, aşiret ve topluluğun bulunduğu merkezlerde bugün Anadolu’daki ocak-talip düzenine bağlı Alevilere neredeyse hiç rastlanmamaktadır.
Buna karşılık günümüzde Alevi nüfusu Malatya, Tunceli, Erzincan, Sivas, Tokat, Çorum ve Maraş gibi bölgelerde yoğunlaşmış; zaman içinde Ege, Marmara, Akdeniz ve Batı Anadolu’ya kadar uzanan irili ufaklı yerleşimler meydana gelmiştir. Musul ve Kerkük çevresinde yaşayan Şebek, Kakai ve Yaresan gibi topluluklar, halen varlığını sürdürse de bugün aktif olarak yaşanan Alevilikle doğrudan bağları oldukça zayıftır.
Geçmişle günümüz arasındaki bu büyük coğrafi değişim yalnızca sıradan bir nüfus hareketinin veya doğal yayılmanın sonucu değildir. Özellikle 16. yüzyıldan başlayan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerel ittifaklarla yüzyıllar boyu sürdürdüğü siyasetin bir sonucudur. Haritadaki bu değişim aynı zamanda yüzyıllar boyunca yaşanan baskıların, katliamların, sürgünlerin, zorunlu iskânların ve asimilasyonun hikâyesini anlatmaktadır. Elbette ekonomik nedenler, kentleşme ve gönüllü göçler de bu değişimde etkili olmuştur. Ancak Osmanlı dönemindeki Kızılbaş kovuşturmaları, toplulukların dağıtılması, inancın gizlenmek zorunda kalması ve sonraki dönemlerde devam eden baskılar, Alevilerin tarihsel coğrafyalarından çekilmesinin başlıca nedenleri arasındadır.
Bu nedenle tarihsel ve güncel haritalar birlikte okunduğunda yalnızca Alevilerin nereden nereye yayıldığını görmeyiz. Aynı zamanda eski yurtların nasıl boşaldığını, toplulukların nasıl parçalandığını, kimliklerin nasıl dönüştüğünü ve Aleviliğin bütün baskılara rağmen varlığını nasıl koruduğunu da görürüz. Bu haritalar, Aleviliğin sadece coğrafi yayılma tarihini değil, yüzyıllara uzanan bir hayatta kalma ve varlığını sürdürme mücadelesini de görünür kılmaktadır.
"Zazalar Kürt değildir" masalını bir zafer gibi duyuran da coğrafyanın gördüğü en ırkçı birey. Kürt kimliğini parçalamak, yok etmek temel hedefleri. Qena herî, ne verî.
@ulgenhan1923 Yav he he. Kemalizm emperyalizm düşmanı. Yunanı denize döktünüz. Siz bir kurttun yavrususunuz. Tanrı sizi üstün yarattı. Aslında herkesin DNA'sı karıştı ama sizin DNA'nız saf, duru. Mal, git masalına devam et.
Sana bir detay. 90'lı yıllarda memleketimize ilk cem evi devlet eliyle yapıldı. O cem evine kilit vuran büyüklerimiz oldu. Gerçi sen Türkmensin. Anlamazsın.
Başı önüne eğilmemiş, başımızı önümüze eğmeyen yaşam dolu cümleler. Direniş kuyuya dahi mayasını taşımış. Hüznü de dilde değil. O kadar temiz hüzünlendirdi.