Vedat Muriqi, attığı 4 golün çok ötesinde bir santrfor performansı ortaya koydu. Derine gelerek sırtı dönük aldığı 6 topun 6’sını da saklayıp takımının atağa çıkmasını sağladı. Üçüncü bölgede %92 pas isabeti yakalarken, bu pasların %80’ini ileriye oynadı.
Yani yalnızca ceza sahasında bitirici değildi; gerektiğinde bağlantı oyuncusuna dönüşerek hücumun devamlılığını sağladı, takımını öne taşıdı ve etrafındaki oyuncuların hücuma yerleşmesine zaman kazandırdı.
Fenerbahçe’nin hücumunda dikkatimi çeken asıl detay Greenwood–İrfan Can–Vedat üçgeninin yerleşimiydi. Vedat sabit bir 9 gibi stoperlerin arasında beklemek yerine sürekli derine gelerek İrfan ve Greenwood’a yaklaştı. İrfan merkezde bağlantıyı kurarken Greenwood çizgiye basmak yerine iç koridora girip Vedat’ın boşalttığı alanları kullandı.
Böylece üç oyuncu da kağıt üzerindeki pozisyonuna bağlı kalmadan aynı merkez koridorda sürekli rol değiştirdi: Vedat bağlantıya geldi, İrfan yüzünü kaleye dönen oyuncu oldu, Greenwood ise topu aldığında içerden dikine tehdit yarattı. Ortalama pozisyonlarda üçünün neredeyse üst üste gelmesi tesadüf değil. Fenerbahçe bu kez hücumda pozisyonları değil, görevleri paylaştırdı. Zorluk seviyesi daha yüksek maçlarda, Guendouzi & Kante ve İsmail’i beklerin kademisine veya stoperlerin özellikle sağ tarafın yaptığı hatalarda alanları doldurma isteği ile boşaltılan alanlarla pozisyon kaybı yapılıyordu. Bunun olmaması için aslında ileride verilen rollerin daha net ve sabit olması gerek.
Gift Orban, Agbadou ve Djalo’ya karşı fiziksel üstünlüğünü ve bire bir etkinliğini gösterdi. 8 ikili mücadelenin 5’ini kazanırken, 11 dribbling denemesinin 7’sinde başarılı oldu.
Besnik Hasi, Orban’ı yalnızca bitirici olarak değil, stoperleri kenara çekip merkezde alan açan bir oyuncu olarak da kullanıyor. Orban’ın bu hareketliliği Saba ve Ballet’nin iç koridorlardan sürpriz koşular yapmasına imkân sağlıyor.
Hem skor üreten hem de çevresindeki oyunculara alan açan Orban, gol krallığı yarışında zirveye göz kırpıyor.
Greenwood, İlk yarı boyunca en fazla ileriye dribbling yaparak top taşıyan oyuncuydu. 1 gol, 1 asist ve 5 anahtar pasla doğrudan skor üretirken; merkezden, sağdan ve soldan oyuna dahil olup %89’luk ileri pas isabetiyle hem oyun kurucu hem de bitirici rolünü üstlenmeye devam etti. Bu tip maçlarda bu formül işler. Ancak zorluk seviyesi arttığında, İrfan Can’ın ya da onun yerine oynayan oyuncunun bu maçtaki anahtar pas ve ileri pas seviyesini koruması şart. Çünkü doğru yerleşim, doğru zamanda üretmekle anlam kazanıyor. Üretemediğinde yalnızca hücumdaki etkinliğini değil, pozisyonunu da kaybediyorsun.
90+5 | Çanlar hangi teknik direktörler için çalıyor? Süper Lig’de haftanın genel değerlendirmesi w/@durukan__
🤝 #işbirliği | @ScoutWiseAI
https://t.co/lGIzo3YgQs
Gerek kadro mühendisliği, gerek yapılan transferler ve gönderilen oyuncular, gerekse sahada oynanan oyunla ilgili yanlışları; bugün her şey bu kadar görünür hâle gelmeden çok önce hem yayınlarda hem de tweetlerde defalarca dile getirdim.
O gün bunları söylediğimiz için Fenerbahçeliliğimiz sorgulandı, hatta “hain” ilan edildik. Bizi hain ilan edenler ise aynı dönemde bu yanlışları dile getirmek yerine savunmayı tercih etti. Bugün gelinen noktada, o gün söylediklerimizin büyük bölümünü aynı insanların yazıp çizdiğini görüyoruz.
Mesele haklı çıkmak da değil aslında. Mesele, kime değer verdiğiniz ve kimi “akil adam” konumuna koyduğunuz. Çünkü sonunda sizin değerinizi de, söylediklerinizin kıymetini de onların oluşturduğu algı belirliyor. Umudum yok yine böyle devam edecek çünkü kısır döngü. Sosyolojisi bozulmuş bir yapımız var maalesef.
Maç önü yayınlarında rakiplerin güçlü yanlarını tek tek analiz edip, Fenerbahçe’ye karşı nerelerde tehdit oluşturabileceklerini anlatıyoruz. Sonra maç geliyor; konuştuğumuz o güçlü yanların neredeyse tamamı Fenerbahçe’ye karşı uygulanıyor. Neden daha dikkatli olunmuyor?