Bize yıllarca “mama lobisi”, “terörist”, “azgın güruh” diye saldıranların derdi bugün daha net anlaşılıyor.
Esenler Belediyesi’nde 17 köpek kafesi için açılan milyonluk ihalenin AKP ilçe yönetim kurulu üyesine verildiği iddiası konuşuluyor. Sokaktaki canları toplatıp kafese kapatan düzenin içinde kimlerin nasıl yolunu bulduğu ortada.
Demek mesele güvenlik değilmiş, rantmış.
#MeydanıHırsızlaraBırakma
Çocuk olmaları zerre umurumda değil. Gayet adilane bir şekilde cezalandırılmalılar. Islah edilme şansları asla yok. Bunlar herkes için zararlı ve tehlikeli. Bunlar katil. Çocuk oldukları için güçleri hayvanlara yetiyor. Büyüyünce çocuk da öldürürler, kadın da öldürürler.
Mesele bir reklam meselesi değil. Açık söyleyeyim, bu doğrudan yaşam biçimine müdahale.
Bir insanın evindeki köpeğine “çocuğum” demesi, kedisini “evladı” gibi görmesi kimseyi ilgilendirmez. Bu, ne hükümetin ne bakanlığın ne de herhangi bir kurulun sınır çizeceği bir alan değildir. Buraya girildiği anda sorun hayvan sevgisi değil, insanların iç dünyasına müdahaledir.
Kedisiyle yaşayan bir insanlar bilir… O bağ biyolojiyle açıklanmaz. Kan bağıyla hiç açıklanmaz. Sabah uyanınca ilk baktığınız gözler, gece yatağın ucunda kıvrılan o sessiz can, hastalandığında içinizin daralması… buna ne isim vereceğinizi kim belirleyecek? Bir kurul mu?
Daha net söyleyeyim. Bu yaklaşım sağlıksız. Çünkü hayatın içindeki gerçek bağları küçümseyip, yukarıdan tanım dayatmaya çalışılıyor.
İnsanların kurduğu ilişkiye “doğru-yanlış” etiketi yapıştırmak, hele ki bunu kamu gücüyle yapmak, iyi niyetli falan değildir. Bu, kontrol etme refleksidir.
Bir kadın köpeğine “çocuğum” diyorsa, bir adam kedisine “kızım” diyorsa, bu hiçbir şeyi tehdit etmez. Ama buna tahammül edemeyen zihniyet, aslında başka bir şeyden rahatsızdır: kontrol edemediği sevgiden.
Bir de şu gerçeği hatırlamak lazım… Bu topraklarda hayvan sevgisi yeni bir şey değil. Yüzyıllardır var. Sokakta kedilerle, köpeklerle birlikte yaşayan bir kültürden geliyoruz. Onlar için vakıflar kuran, kapısının önüne mama su koyan, sokağını mahallesini onlarla paylaşan bir gelenekten geliyoruz.
Bu bağı ne yönetmelikle sınırlayabilirsiniz ne de masa başında tanımlayabilirsiniz.
Kediler de köpekler de kimsenin ideolojik tartışma malzemesi değildir. Onlar hayatın içindeki en saf, en filtresiz sevgidir.
Bu bağı anlamayan da, tanımlamaya kalkışan da toplumun bu gerçeği karşısında duramaz.
Kaybeder...
Bu kadar basit.
Dr.Tarkan Özçetin
Süpürge reklamını izleyip "aa köpek annesi de olunabiliyormuş, ben en iyisi insan annesi olmayayım" diyen kimse olacağını sanmıyorum. Ama bunun bile yasaklandığını, şeytanlaştırıldığını görüp "özgürlüğün bu kadar baskı altına alındığı yerde çocuk sahibi olmayayım" diyen var.
Düşünsene öyle kalpsiz, öyle vicdansız, öyle ahlaksız bir orspu evladısın ki; sana şu gözlerle bakan bir hayvanı öldürebiliyor, hapsedebiliyor, zulmedebiliyor ve bunu gerektiğinde savunup, buna sebep oluyorsun.
Uyku uyuyamaman lazım kalbine soktuğum pici
28 yavru köpeğe “BEBEK” kıyafetleri giydirip TECAVÜZ etmiş. Daha sonra öldürüp hepsini kayda almış. En ağır cezayı alması için ses verin!
#DrMustafaDumanAffedilemez
Bu kedinin adı Bıdık, sadece bir çiçek saksısını devirdiği için bir öğretmen tarafından balkondan aşağı fırlatılarak ömür boyu sürecek bir epilepsi hastalığına mahkum edilen, merhametten yoksun bir şiddetin masum kurbanıdır.
''Sağlık çadırımıza 40 yaşlarında bir kadın kolunu tutarak geldi. Doktor bey şikayetini sordu. "Kolum ağrıyor" dedi önce. Sonra "Çok ağrıyor"dedi. Doktor bey bakmaya çalıştıkça "çok ağrıyor kolum" diye ağlamaya başladı. Koluna bakıldı ama hiçbir sorun yok. Evirdi,çevirdi yok, kol normal. "Benim bütün çocuklarım öldü,kolum çok ağrıyor"diye, bağırarak ağlamaya başladı birden. Öylece dona kaldık hepimiz. Bu dünya üzerinde "BÜTÜN ÇOCUKLARIM ÖLDÜ"den daha acı bir cümle var mıdır acaba? Kalbinin acısından duramamış yerinde kadıncağız, bunun için sağlık çadırına gelinir mi, onu da bilememiş, kolum ağrıyor deyip kolunu tutarak gelmiş. Çare aramaya gelmiş bize. Kalbinin acısını sarmaya gelmiş. Sarıldılar doktor beyle, sarıldık hep birlikte. Sımsıkı sarıldık,ağladık. geçmedi yürek sızısı, geçmeyecekte ömrünce. Ama iyi geldi sarılmak. Sarılmak hep iyi gelir. İşte tam baktığım yerde bunlar yaşandı. Her baktığım yerde başka başka acılar. Sabahattin Ali'nin dediği gibi; Perişan bir haldeyim, fakat içimde kendimden bile sakladığım bir ümit var. Yine de umut var.''
Uzm. Dr. Şeyda Kayhan
Deprem bölgesi Gaziantep/ Nurdağı...
Tek suçu ısınmak istemesiydi!
İsmi kimine göre Matmazel, kimine göre Kirli, kimine göreyse İnek’ti. Yaklaşık 15 yaşındaydı.
Ankara Demetevler Metrosu'nana ısınmak için giren sokak köpeği, iddiaya göre Belediye görevlileri tarafından sopalarla dövüldü. Kaçarken yürüyen merdivene sıkıştı. Hayvanseverler veterinere götürdü,
ama iç kanama nedeniyle hayatını kaybetti.
Onu döven güvenlik ve temizlik görevlilerinin, ve emri veren yöneticinin cezalandırılması için Duygu Özdemir kampanya başlattı.
Destekliyorsan imzala, paylaş:
https://t.co/Pqd3D3reWj
Civardaki işletmelerin baktığı bildiği, tanıdığı , isim koyup beslediği, bugüne kadar kimseye zarar vermemiş olan sokak köpeğine tüm gücünle tekme atamazsın. Hayvanlardan pis ellerinizi çekin. Adli kuruma iletildi ancak hayvanın kafasına yediği tekmenin bedeli 3 kuruş @OrduBBld
Paylaşımlarımda sıkça yer verdiğim beyaz sokak köpeğini her gün görmeye gidiyorum. Bugün etrafında birkaç kişi toplanmış, kendi aralarında tartışıyorlardı. Bir adam, köpeğin yanından geçmeye korkuyormuş; diğerleri de ona korkacak bir şey olmadığını, hayvanın çok uysal olduğunu anlatıyordu.
Arabamdaki kedi mamalarından birini açıp köpeğin yanına koydum, sonra da orada duran kediyi çağırdım. Ve ortaya bu manzara çıktı:
Kocaman bir köpek, önünde mama yiyen küçük bir kediyi sessizce izliyor. Sahip olduğu gücü kedinin rızkına çökmek için kullanmıyor. Kedi de ondan kötülük gelmeyeceğini biliyor; güvenle, huzurla karnını doyuruyor.
Bunca saf iyiliği, bu kadar zarif bir saygıyı insanoğlunda görebiliyor muyuz?..
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil